Thumbnail
  • 15.07.2026

Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA), havacılığın çevresel etkisi içindeki karbon ayak izini azaltmanın temel unsurlarından biri olduğunu düşünüyor. Havacılıkta kullanılan biyoyakıt, çoğu emisyona neden olan orta ve uzun mesafeli hava yolculuklarının karbondan arındırılmasına yardımcı olabilir ve karbon ayak izlerini azaltarak eski uçak türlerinin ömrünü uzatabilir.

Dünya ekonomisi büyüdükçe ticaret yapan ülkeler için ürünlerin hızlı ulaştırılması isteği, başta var olan enerji kaynaklarının etkili kullanılmasını ve sonrasında ucuz ve temiz enerji kaynaklarının elde edilmesini önemli hale geldi. Özellikle havayolu ile yolcu taşımacılığı başta olmak üzere kargo transferlerinin büyük çoğunluğunun yapıldığı havacılık sektöründe ulaşım maliyetini belirleyen en önemli etkenlerden bir tanesi de bu taşıtlarda kullanılan yakıtlardır. Günümüzde petrol türevli yakıt kullanan hava taşıtları atmosferdeki kirletici emisyonların artışına da olumsuz etki yapmaktadır. Küresel havacılık endüstrisinde, havacılıktan kaynaklanan emisyonları sıfırlamak için ciddi taahhütlerde bulunuldu. Bunu başarabilmek için en önemli adım, petrol yerine yenilenebilir ve sürdürülebilir havacılık yakıtları geliştirmek. İklim değişikliğinin en kötü etkilerinden kaçınmak için küresel çabaların bir parçası olarak, havacılık sektörünün 2050 yılına kadar karbon emisyonlarında yüksek azaltımlar yapması gerekiyor. Sektörün birden fazla strateji izlemesi gerekmesine rağmen, biyokütleden türetilen havacılık yakıtlarının (biyojet yakıtları olarak bilinir) büyük ölçekli üretimi ve kullanımı, sektörün karbondan arındırılmasında kritik bir rol oynayacaktır.

Biyoyakıtlar da sürdürülebilir havacılık yakıtı türlerinden biri olarak adlandırılıyor. Biyoyakıtlar, bitkilerden veya atıklardan elde edilen biyokütleden türetiliyor. Hangi tür biyokütlenin kullanıldığına bağlı olarak, geleneksel jet yakıtına kıyasla CO2 emisyonlarını %20-98 oranında azaltabiliyor. İçeriğinin hacim olarak en az %80’İ, son 10 yıl içerisinde toplanmış canlı organizmalardan elde edilen her türlü yakıt, biyoyakıt olarak adlandırıllyor.

Uçak motorları, petrol bazlı kerosen ile çalıştığı için, Dünya’nın daha fazla ısınmasına katkıda bulunan nitrojen oksitler, kurum parçacıkları ve su buharı yayıyor. Yani uçaklar uçtukça gezegenimiz daha çok ısınıyor ve kirleniyor. Küresel havacılık endüstrisinde, 2019’da 1 milyar tondan fazla karbon emisyonu üretildi. Bu, insan kaynaklı üretilen tüm emisyonların %2’sinden fazlası demek. 

Biyoyakıt Nasıl Elde Ediliyor? 

Biyoyakıtların içerisindeki karbon, bitkilerin havadaki karbondioksiti parçalaması sonucu elde edildiği için, biyoyakıtların yakılması, Dünya atmosferinde net karbondioksit artışına neden olmuyor. Bu yüzden biyoyakıtların, havayollarının karbon ayak izini azaltmak konusunda en kilit unsurlarından biri oldugu düşünülüyor. Havacılıkta kullanılan biyoyakıtlar, ısırgan otu, alg, don yağı, atık yağlar, palm yağı gibi bitkisel kaynaklardan üretilebiliyor.

Geleneksel jet yakın ile harmanlanmış biyoyakıt kullanılan ilk test uçuşu 2008’de yapıldı ve 2011’de ticari uçuşlarda en fazla %50 oranında biyoyakıt ile karıştırılan yakıt kullanımına izin verildi. Küresel havacılık otoriteleri, havayollarının %100 biyoyakıt ile uçuş yapabilmesi için gereken izinleri vermek için yapılan testleri titizlikle inceliyor. 

Biyoyakıt Neden Pahalı? 

Günümüzde üretiminin az oluşu, lojistik maliyetlerl ve havalimanlarının alt yapılarının tamamen uygun olmaması gibi sebeplerle biyoyakıtlar oldukça pahalı. Sürdürülebilir havacılık yakıtları, küresel otoriteler tarafından onaylanan kuruluşlardan temin edilmek zorunda ancak zaman içinde tüm sektörün bu tip alternatif yakıtlara dönüş yapmak zorunda kalacak olması nedeniyle üretim hacimlerinin artması ve fiyatların düşmesi bekleniyor.

1968 © Uçak Teknisyenleri Derneği