Öğrencilerin okul başarılarını etkileyen faktörlerin en önemlilerinden biri kuşkusuz aile ortamı, daha da odaklanırsak “anne v e baba”dır. Anne ve baba, birbirleriyle ilişkilerinden, çocuklarıyla geçirdikleri zamanın kalitesine kadar her açıdan çocuklarını etkiler, olumlu ya da olumsuz...

 

Başka bir seçeneğim mi vardı…

Bir gazeteci cezaevlerinde gerçekleştirdiği röportaj serisinde bir suç makinesi ile tanışır. Adam, cinayetten soyguna her suçu işlemiştir. Gazeteciye hayatını anlatır. Zor ve yoksulluklar içinde bir çocukluk geçirmiştir. Babası ailesini terk etmiş, annesi çocuklarına yalnız başına bakmaya çalışmıştır. Adam tüm bunları anlattıktan sonra,


- Başka bir seçeneğim mi vardı? Der…


Gazeteci anlattıklarından başka kardeşi veya kardeşleri olduğunu anlamıştır. Sorar… Mahkûm kardeşinin adını ve çalıştığı yerin ismini verir. Mahkûmun kardeşi bir tıp profesörüdür. Gazeteci şaşkınlık ve iyi bir hikâye bulmuş olmanın heyecanıyla adamı bulur. Profesör de mahkûmun anlattıklarının aynısını aktarır. Korkunç
bir çocukluk, zor bir hayat… Sonra da gazetecinin “peki böyle bir hayata rağmen buralara gelmeyi nasıl başardınız” sorusunu cevaplar:


- Başka bir seçeneğim mi vardı.

 

Hayat sonsuz seçenekler sunar…

Anne ve babanın çocuk üzerindeki etkisi tartışılmaz. Ancak tek belirleyen de değil tabii ki… Öncelikle bu gerçeği vurgulamak için yukarıdaki hikâyeyi aktardım. Hayat herkese sonsuz seçenekler sunar. Her ne kadar bu seçenekler “coğrafya” ile doğrudan ilintili olsa da… Kuzey Kore’de doğan ve seçeceği meslek devlet tarafından belirlenecek bir çocuğun seçenekleri özgür ülkelerdeki seçeneklere göre elbette sınırlıdır. İşin iyi tarafı bu özel coğrafyalar giderek azalıyor…


Hayatın sunduğu seçenekleri zenginleştirme ve ulaşma için çocuklarına destek olma konusunda anne babaların etkisi, yukarıdaki hikâyeyi göz ardı etmeden söyleyelim “büyük”.

 

Ben bunu yapıyor muyum?

Uzmanların sıraladıkları anne babanın okul başarısına etkileri listesi oldukça uzun… Olabildiğince kısaltarak sıralıyorum. Ben yazarken kimi maddelerde kendimi gördüm. Siz de kendinize dönüp bir bakın bence…
Anne baba arasında sağlıklı bir iletişimin olmaması ev ortamının huzursuz ve kaygı verici bir hale gelmesine yol açabiliyor. Kaygı dolu bir aile ortamı huzur içinde çalışmak için pek de uygun olmasa gerek…
Kaygı demişken, başarısızlık kaygısına da vurgu yapmalı. Anne babalardaki başarısızlık kaygısı çocuk okula başlamadan çok önce çocuk tarafından öğrenilir. Daha doğrusu anne babadan çocuğa “bulaşır”… Bu da çocuğun gerçek performansını ortaya koymasına ve başarısına engel olur…


Gerçek performans önemli… Çocukların gerçek performansının anne baba tarafından bilinmemesi birbirinden farklı iki noktaya götürebilir. Ya çocuklardan gerçekçi olmayan beklentiler ya da çocuklara güven duymama… Bazen her ikisi de. Hem çocuğumuzun dünyanın en akıllı, en becerikli çocuğu olduğuna, “istese” her şeyi başarıp, her işi yapabileceğine samimiyetle inanıp, aynı anda da basit ev işlerini yapmasına bile “güvenip” izin vermeyebiliyoruz. Bu yaman çelişkiden de kendine güvenen, başarılı bireyler çıkmıyor ne yazık ki…


Eğer evde sadece misafir geldiğinde kullanılan, diğer zamanlarda girilmesi dahi zinhar yasak olan bir misafir odası varken, evin asli bireyi öğrenci için bir çalışma odası yoksa durum gerçekten vahim demektir. Oda yoksa masa, masa yoksa köşe… Çocuğun kendine ait bir yeri illaki olmalı. Bu arada “oda yoksa masa, masa yoksa köşe” formülü, misafir odası olmayan evler için geçerli. Yani bu konu anne babanın “anne” kısmıyla daha ilgili…
Rol model olmanın yolu, kısaca şudur: “Söylediğini yap, yaptığını söyle”… Bütün prime time dizi ve yarışmalarını seyredip, elinden TV kumandası ve akıllı telefonu düşürmeyen anne babanın “evladım niye kitap okumuyorsun” demesinin etkisi aslında “sıfır”ın tanımlarından biri olabilir…


Bu konuya önümüzdeki sayı devam edeceğiz…

1968 © Uçak Teknisyenleri Derneği