Günümüzde yapılan son çalışmalar her on kişiden birinde uçuş korkusu olduğunu gösteriyor. Peki bu kadar sık rastladığımız uçuş korkusunun nedenleri nelerdir ve çözebilir miyiz?

 

Uçmak bilindiği üzere insanın fiziksel kabiliyet sınırları içinde yer almayan bir eylemdir. Hatta yüzyıllardır  kuşlardan ilham alarak çeşitli keşiflerin hayata uyarlamaları yapılarak teknolojinin her dönem bize sunduğu imkanlarla havada daha uzun süre kalıp belli hedeflere varmayı sürdürüyoruz.  En önemli hava araçlarından olan uçağın ise insan hayatındaki yeri yadsınamayacak kadar büyük. Bu telaşlı modern koşturmacanın içinde uçağın olmaması düşünülemez. Bir yere 15 saat otobüs yolculuğu yaparak gitmek yerine aynı yere 2 saat süren uçak yolculuğunun mutluluğunu hepimiz yaşıyoruz.

 

Uçağın; insanı hedeflerine götürürken özgürleştirici bir “araç” olarak kullanılmasının yanı sıra bazı kişilerde uçak oldukça kaygı uyandırıcı bir obje olarak da nitelendirilebiliyor. Bunun aslında birçok sebebi olabiliyor. Örneğin; medyada yer alan olumsuz bir uçak haberinden etkilenme, çok stresli iş ve yaşam koşullarından etkilenme, sevilen birinin kaybından sonra uçmaktan kaçınma, her şeyi kontrol etme eğiliminde olan kişilik yapılarının uçağı kontrol edemeyişlerinden kaynaklı kaygılanmaları, başka türlü fobilerin uçağın içindeyken kendilerini oldukça kaygılandıracağı düşüncesi (kapalı alanda kalma, panik atak geçirme korkusu ya da yükseklik korkusu gibi) 

 

Tüm bu ve benzeri nedenlerden dolayı, insanoğlu özgürleşip kendini gerçekleştirme amacı ile kendi ürettiği kaygıları ve korkuları arasına sıkışıp kalıyor ne yazık ki. Nice kaygıyla uçan kişi ruhsal olarak gergin uçmalara daha fazla tahammül edemediği için kariyer değiştirmek durumunda kalabiliyor. İnsanlar tatil yapmaktan veya önemli aile ve arkadaş ziyaretlerinden vazgeçmek zorunda kalabiliyor.

 

Elbette belli bir dozda kaygı ve korkunun yaşamsal faaliyetlerimiz açısından oldukça faydalı olduğunu biliyoruz ancak dozu artan kaygı veya korkunun hayat kalitemizi bozmaya başlamasıyla kaygı bozukluğu ve buna eşlik eden bir uçuş fobisi geliştirebiliyoruz. Örneğin; eskiden uçağa binmekten keyif alırken artık almıyor hatta çok tedirgin uçuyorsam, ya da en son 10 sene önce uçup kaygılandığım için bir daha hiç uçağa binmemişsem benim işlevselliğimin bozulmaya başladığını anlayabilir ve çözüm arayışına girebilirim.


Uzmanlar uçuş korkusu geliştiren kişilerin öncelikle gerçekten bu kaygı ve korku duygularından ne ölçüde kurtulmak istediklerini belirlemeleri gerektiğini vurguluyor. Sonrasında alınabilecek bireysel psikoterapi seansları ile hızla ilerleyip belli egzersizler ile bu kaygılar kontrol altına alınabiliyor ve kişi özgürce istediği yere uçabiliyor.
Bu tedavi edici yöntemlerden son zamanlarda en etkili olanı ise EMDR yani “Gözle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşlemleme” yöntemidir. Bu yöntem daha çok yaşanmış belirgin bir travmatik anı üzerinden uygulanan ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından bilimselliği kanıtlanmış ve desteklenen; günümüzde hızlı ve çözüm odaklı olduğu gibi oldukça da etkili bir terapi yöntemi olarak kullanılmaktadır. Tek başına uygulanabileceği gibi her bireyin farklı ihtiyaçları olduğu göz önünde bulundurularak, psikoterapi süreci içinde destekleyici bir teknik olarak da kullanılabilir.


Bunun dışında öne çıkan diğer teknikler ise; nefes egzersizleri, gevşeme egzersizleri ve imajinasyon teknikleri ile kendi kendimize oluşturduğumuz kaygılarımızı kontrol altına alabilir ve daha sağlıklı hareket edebiliriz. Unutulmamalıdır ki; korku ve kaygı en temel duygularımızdır ve bunları pozitife döndürmek bizim elimizdedir.

 

1968 © Uçak Teknisyenleri Derneği