Thumbnail
  • 15.06.2026

İstanbul’un, Karadeniz kıyısındaki belki de en güzel ilçesi diyebileceğimiz bir beldedeyim bu ay... Şile’de... Şile, Yunanca bir sözcük. Anlamı ise ‘yaban çileği’ demek. Şile’nin İstanbul merkezine olan uzaklığı araba ile yaklaşık 1 saat sürüyor. Özellikle, İstanbul’a bu kadar yakın oluşu burayı daha da cazip kılıyor. Kıyısı, plajları, sığ ve dalgalı denizi ile öyle ünlü ki Şile.

Tarihine bakacak olursak buraya ilk yerleşenler Grekler. Şile’nin adı Antik Miletos’lu kavimlerden ve onların güzele, doğaya olan tutkularından geldiği bilinir. Bu ilk yerleşimciler, tepeleri renklendiren ve çevreye mis gibi kokular saçan mor çiçekleri görünce kendi dillerinde buraya ‘Mercan Köşk’ adını vermişlerdir. Şile, tarih içinde Hitit, Frigya, Lidya, Pers, Bithynia, Roma, Bizans egemenliğinde kalmış; Kurtuluş Savaşı’nın sonunda da Türk topraklarına dahil olmuştur. Şile’nin yer aldığı topraklar, Sakarya nehri, İstanbul Boğazı, Karadeniz ve Marmara Denizi arasında yer alır ki, bu bölgeye tarihçiler Bithynia (Bitinya) memleketi olarak isim vermişlerdir. Bitinler aslında Trakya kökenli olup, İ.Ö. 8’inci yüzyılda Anadolu’ya göç etmişlerdir.

Philee’den Şile’ye

Şile, çok engebeli bir yapıya sahip olduğu için özellikle ilk çağlarda bölgeye sadece deniz yolu ile ulaşımın mümkün olabileceği düşünülmüştür. Şile’ye yerleşen ilk topluluklar da denizci bir kavim olan Miletoslular’dır. Şile’nin ilk ismi Philee. Şehrin kurulma nedeni ise tamamen ticarete dayalıdır. Türkler ise bu bölgeye Osmanlılar zamanında yerleşmişlerdir. 1350 yılında Orhan Bey zamanında Şile’nin civarına, Yıldırım Beyazıt zamanında ise 1450 yılında Şile merkeze yerleşmişlerdir. Tam 500 yıl Osmanlı hükümdarlığında kalan Şile, 1918’de yapılan Mondros Antlaşması ile İngilizler’e bırakılmıştır. 7 Ekim 1922’de ise yeniden Türklerin egemenliğine geçmiştir. Cumhuriyetin ilanı ile belediye yapılmıştır. 1924 yılında tüm sancaklar vilayet yapılınca, Şile idari olarak Üsküdar’a bağlı kalmıştır. Ancak, 1926’da Üsküdar kaza haline gelip, İstanbul iline bağlanınca, dolayısı ile Şile de 2004 yılında İstanbul Büyükşehir sınırları içine girmiş olur.

Tarihi zenginlikler

Gelelim Şile’deki tarihi eserlere. Şile’de tam 4 tane kale var. En ünlüsü Cenevizlilerden kalan limanda Ocaklı Ada üzerinde yer alan Şile Kalesi. Ya da diğer adı ile Ocaklı Kalesi’dir. İşte Şile’nin en ünlü simgesi de bu kaledir. 12 metre yüksekliği olan kale, denizden gelecek saldırılara karşı yapılmıştır. Bizans İmparatoru Andronikas tarafından yaptırılmıştır. Şile’de bulunan diğer kaleler ise, Kalem Kalesi, Heciz Kalesi, Sarıkavak Kalesi’dir.

Şile ile özdeşleşmiş bir diğer tarihi yapı da Şile Feneri’dir. Bu da Şile’nin simgelerinden birisidir. Şile Feneri, dünyanın aktif en büyük feneridir. Deniz seviyesinden 60 metre yükseklikte yer alan fenerin kulesi ise 19 metre yüksekliktedir. Işığını 35 mil uzağa gönderebilmektedir. Fenerin yapılma nedeni ise, Kırım Harbi sırasında Karadeniz’den İstanbul Boğazı’na girecek gemilerin yollarını bulmaları içindir. Sultan Abdülaziz tarafından 1858 1859 yılları arasında yaptırılmıştır. Kule, sekizgen şeklinde ve 110 santimetre kalınlığında taştan yapılmıştır. Gündüz iyi görünsün diye de siyah –beyaz enine bantlar çizilerek boyanmıştır. Şile Feneri, şimşekli deniz feneri olup, dakikada 4 defa çakmaktadır. 1000 mumluk bir elektrik lambası ile de aydınlanmaktadır.

Şile’nin bir diğer ünlü yönü de tarihi ahşap evleridir. Genellikle iki katlı olan bu evlerin bazıları 100-150 yıllıktır. Halen 138 tane bu tarihi evlerden kaldığı söyleniyor. Bunlardan bir kısmı kullanılırken bir kısmı da koruma altında tutuluyor.

Karadeniz mutfağının batı köşesi

Şimdi gelelim Şile’nin mutfağına. Karadeniz ve Marmara balıklarının olduğu Şile’de özellikle ünlü olan bir balık var: Palamut. Ayrıca mezgit, istavrit, çinekop ve zargana da bulunuyor. Ayrıca Şile’de her derde deva olan bir bal çeşidi var ki o da, kestane balı. Burada çok sayıda kestane ağacı olduğu için kestane balı, Şile’de çok ünlü.

Şile’nin adını taşıyan ve ünü dünyaya yayılmış bir de ünlü Şile bezinden söz etmek istiyorum. Şile’nin tanıtımında önemli bir kültürel tema, gerçekten de bu güzelim bez olmuştur. Şile bezi ahşap tezgâhlarda dokunmaktadır. Dokunan bez önce deniz suyu ile yıkanır. Sonra da kumda serilip kurutulur. Ardından rengârenk iplerle elde işlemesi yapılır. Üzeri renkli nakışlarla bezelidir ve tamamen el işi ile yapılmıştır hem de birçok üründe kullanılmaktadır. Hiç terletmemesi nedeni ile özellikle yazlık giysilerde tercih edilmektedir.

İşte size Şile... Doğayı, denizi, dinginliği, hele de palamudu seviyorsanız mutlaka yolunuzu Şile’ye düşüreceksiniz. Ve bu güzelim beldeyi çok beğeneceksiniz.

 

1968 © Uçak Teknisyenleri Derneği