Thumbnail
  • 01.10.2021

Nöroteknoloji:

Beyin Okuma Çağı Başlıyor

 

Beyin okuma teknolojisinde patent başvurularında görülmedik ölçüde bir artış yaşandığı belirtiliyor. Bu başvurular, beyinden geçenleri anlama yöntemlerinden tüketicileri hangi reklamların heyecanlandırdığını bulmaya ve depresyonu azaltan cihazlara dek birçok alanı kapsıyor.

 

Merkezi California’da bulunan piyasa araştırma şirketi SharpBrains’in raporuna göre, 2000-2009 yılları arasında ABD’de 400’e yakın nöro-teknoloji patenti verildi. Bu sayı 2010’da ikiye katlanarak 800’e çıktı. 2014’te ise bu alandaki patent sayısı 1600’a çıktı. Rapora göre, mucitlere verilen patent sayısı tıbbi şirketlere verilenlerden daha fazla. Nöroteknoloji patentlerinde lider, tüketici araştırma devi Nielsen. SharpBrains’in İcra Kurulu Başkanı Alvaro Fernandez, bu teknolojinin tıbbi amaçlar dışındaki kullanımında görülen artışa dikkat çekerek “Bu durum, gündelik hayatta teknolojinin beyinle iletişim halinde olacağı bir nöroteknoloji çağının başlangıcına işaret ediyor” dedi. Fernandez, “Nöroteknoloji tıbbın ötesine geçti. Başka alanlarda faaliyet gösteren ve genellikle göz önünde olmayan şirketler iş ve yaşam kalitemizi artıracak teknolojiler geliştiriyor” dedi.

Medtronic adlı tıbbi cihaz şirketi, beyindeki lezyonun ne kadar vahim olduğunu belirleyen bir cihaz için patent aldı. Cihaz, beyin dalgalarını elektriksel yolla ölçen Elektroensefalografi (EEG) yöntemini kullanıyor. St. Jude Medical adlı başka bir şirket ise örneğin gözün daha iyi görmesini sağlamak için beyin dalgalarını değiştiren bir yöntem için patent aldı. Ancak, video oyunlarının beyin dalgalarıyla kontrol edildiği nöroteknolojinin tıbbi alan dışındaki kullanımı daha yaygın. Örneğin Nielsen’in patent aldığı bir cihaz, EEG yöntemiyle beyin dalgalarını algılayıp, bir kişinin bir ürün, reklam ya da ürünün paketi hakkında ne düşündüğünü anlayabiliyor. Yazılım devi Microsoft’un patentini aldığı bir yazılım, bilginin sunulacağı en uygun anı tespit etmek üzere kullanıcının zihinsel durumunu anlıyor. O an kullanıcının kafası karışıksa anlaşılması kolay olmayan bilginin sunulması erteleniyor. Başka bir Microsoft yazılımı, bilgisayar kullanıcısının reklamları anlamaya vakıf olup olmadığını tespit ediyor.

“Niyet Okuma” Gerçek Oluyor

“Brain Chess” görmeye alıştığımız tür bir satranç oyunu değil. Oyuncular hareketsiz bir şekilde oturuyor ve taşlar sanki sihirli bir şekilde hamle yapıyor gibi. Bunun açıklaması şu ki; beyinden gönderilen emirlerle hamleler yapılıyor. Bunun sırrı da giyilen başlıkta gizli. Oyuncu elektroensefalografik bir başlık takıyor. Elektrodlar beyin hareketlerini ölçüyor ve nereye ne hamle yapmak istendiğini tespit ediliyor. Başlık takıldığında program o kişinin beynine has hareketleri tanımaya çalışıyor. Böylesi bir teknolojinin hedef alanı oyunlar değil. Tıpta da beklentiler yüksek. Hareket kabiliyeti kısıtlı hastaların kullanımı üzerinde çalışılıyor. Proje üzerinde çalışan Berlin Teknoloji Enstitüsü araştırmacılarından Michael Tangermann’a göre yaygın kullanım için zamana ihtiyaç var: “Burada gördüğümüz beyin işlemcisi ara yüzü, bilgisayarla beyin arasında bir bağ. Oyuncunun niyetini algılayarak bunu hamleye dönüştürüyor. Oyuncu yalnızca hangi taşla hangi hamleyi yapacağını düşünmeli. Bilgisayar bunu algılayıp yapıyor. Böylece ellerinizi kullanmadan oynayabiliyorsunuz. Bu çalışmaların çıkış noktası bir satranç oyunu geliştirmek değil. Hedefimiz hareket kaslarında sorun olan hastalara yardımcı olabilmekti. Onların büyük bir kısmı bizim kadar bilince sahipler fakat iletişim kurmakta dahi sıkıntı yaşıyorlar. Biz de onlara neye sahip olduklarını gösterme imkanı tanımak istiyoruz.”

Tangermann’a göre beyin algılayıcı bilgisayar teknolojisi ancak önemli bazı geliştirmelerden sonra genel kullanıma açılıp hastanelerde yer alabilecek.

“Mucize malzeme’ grafinin yanı sıra insan beyni üzerinde yapılacak kapsamlı iki araştırma, Avrupa Birliği’nden 1 milyar euroluk kaynak alacak. Avrupa Birliği, “Gelecek ve Yükselen Teknolojiler” fonu ile kilit araştırma alanlarında önde olmayı hedefliyor. Karbon atomlarının tek katmanlı olarak oluşturduğu grafin malzemesinin büyük potansiyel sunduğu düşünülüyor. Grafin; çelikten çok daha güçlü, bakırdan daha iletken, lastikten daha esnek, son derece ince, fiziki olarak iki boyutlu gibi. Grafin maddesi esnetilebilen elektronik cihazlar ya da hafif uçakların yapılmasını sağlayabilir. Büyük İnsan Beyni Projesi ise, bilgisayarla insan beyninin kopyalanmasını öngörüyor.

İnsan Beyni İnternet Gibi Çalışıyor

Amerikalı bilim adamlarının araştırması, beynin birbiriyle sürekli etkileşim içinde bölümlerden oluşan bir ağa benzediğini, bu yönüyle de interneti andırdığını ortaya koydu. İlk kez uygulanan bir teknikle beynin çeşitli bölümleri arasındaki sinyal alışverişi izlendi ve stres, depresyon ya da iştah gibi farklı duyguları kontrol eden bölümler arasında yoğun bir trafiğe rastlandı. Los Angeles’taki Güney Kaliforniya Üniversitesi’nden Larry Swanson ve Richard Thompson, işe deney farelerinin beyninde haz ve ödül ile ilişkilendirilen bölümü inceleyerek başladı. Bu bölüme sinyal akışını izleyecek cihazlar bağlandı. Cihazlardan biri sinyalin bu bölgeden hangi bölgeye gittiğini, diğeri ise hangi bölgelerden bu bölgeye sinyal geldiğini kaydetti. Sonuçta farenin beynindeki haz ve ödül ile ilgili bölümün en az dört başka bölümle iletişim halinde olduğu görüldü. Oysa şimdiye kadar beyinde her bir bölümün, yukarıda, bir şirketin patronuna benzetilebilecek tek bir merkez ile iletişim halinde olduğu sanılıyordu. Aslında ortada böyle bir varsayım vardı, ancak bilimsel olarak kanıtlanamamıştı. Bilim adamları bölümler arası bu yoğun iletişimi internetin çalışma mantığına benzetiyor.

Bilim insanları rüyaları ‘okumanın’ yolunu buldu. Japonya’da araştırmacılar, manyetik rezonansla beyin taraması yöntemi ile uykunun erken aşamasında rüyada görülen nesneleri tahmin etmeye çalıştı. Science adlı bilim dergisinde yayımlanan makalede, bu yöntemle beyin aktivitesini izleme yoluyla rüyada görülen nesnelerin %60 doğruluk payı ile öngörülebildiği ifade edildi

1968 © Uçak Teknisyenleri Derneği