|
SON DAKİKA
UTED Mayıs 246'ıncı Dergi Sayımız.
KAMUOYUNA DUYURU
İNDİRİM ANLAŞMALARI
EMEKLİ UÇAK TEKNİSYENLERİ İÇİN FIRSAT
KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ
Zafer ULAVUR zaferulavur@yahoo.com
KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ Kültür kelimesi dünya dillerinde en fazla farklı anlama sahip olan kelimeler arasındadır. Literatürde kültür teriminin 100 den fazla tanımı mevcuttur. Bu tanımları genel olarak gruplarsak kültür çeşitlerini; halk kültürü, yüksek kültür, karşı kültür, alt kültür ve kitle kültürü olarak sınıflayabiliriz. Bu kültür sınıflamaları arasında kitle kültürü diğerlerinden farklı bir özelliğe sahiptir. Kitle kültürü haricindeki kültür çeşitleri halkın yani insanların yaşam süreçlerinde kendilerinin ürettikleri ve nesilden nesile aktararak benimsedikleri değerler, tutumlar, inançlar, iletişim çeşitleri, sanat eserleri, gündelik yaşam biçimleri, paylaşılan anlam sistemleri gibi kültürel öğelerden meydana gelmektedir. Kitle kültürü ise, geniş halk kesimleri tarafından tüketilen ancak halkın kendisi tarafından değil de ticari ve politik kaygılarla üretilerek halka yukarıdan dayatılan bir kültürdür. Kitle kültürü üzerine yapılan en önemli detaylı çalışma ve incelemeler, 1920’lerin başında Frankfurt Üniversitesine bağlı olarak kurulan ve literatürde kısaca “Frankfurt Okulu” olarak bilinen Toplumsal Araştırmalar Enstitüsü kuramcıları tarafından gerçekleştirilmiştir. Yaygın olarak “Eleştirel Kuram” ya da “Eleştirel Teori” olarak adlandırılan Frankfurt Okulu, Karl Marx’dan esinlenen ancak onun görüşlerinin radikal bir şekilde yeniden yorumlanmasının ve şekillendirilmesinin gerektiğini öne süren, Theodor Adorno, Max Horkheimer ve Herbert Marcuse gibi isimlerin önde geldiği bir grup kuramcıdan oluşmaktadır. Frankfurt Okulu kuramcıları kitle kültürünün bizzat kitlelerden kaynaklanan bir kültür olarak yorumlanmasını engellemek ve onun yukarıdan üretilerek kitlelere dayatıldığını vurgulamak için “kitle kültürü” terimi yerine ”kültür endüstrisi” terimini kullanmayı tercih etmişlerdir. Kültür endüstrisi kavramı, eleştirel duyumdan yoksun edilgen tüketicilerin sorgulamadan tükettikleri yüzeysel zevk ve eğlenceyi hedefleyen, toplumsal denetim aracı olarak yukarıdan dayatılan ve en başından piyasa için yapay olarak üretilmiş olan kültürel ürünlerden oluşan kültürü tanımlamaktadır. Kültür endüstrisini harekete geçiren en önemli etken piyasadır. Bu nedenle bu kültüre damgasını vuran temel güdü en çok satışı ve kısa sürede en fazla kârı sağlamaktır. Kültür endüstrisi nedeniyle gerçek sanatın olmazsa olmaz yönü olan “var olandan başkasını görme, gördürebilme” becerisi kültür yapıtlarından giderek silinir. Kültür endüstrisi ürünleri özgürleşme ve ütopik nitelik taşımayan bir sanatsal biçim üretmektedir. Kültür bir zamanlar bireyselliği, eleştirelliği, sorgulamayı ve özgürlüğü beslemekteyken şimdi boyun eğmeyi, kabullenmeyi ve uyumluluğu özendirmektedir. Gerçek sanat/yüksek kültür bireyi statükoya boyun eğdirmek yerine eleştirmeye, özgür düşünmeye, her türlü baskıya ve egemen siyasal düzenin değerlerine direnmeye sevk etmişken, kültür endüstrisinde bu özellik ortadan kalkmıştır. Kültür artık eleştirel analizden uzak basit eğlence biçimlerine indirgenmiştir. Bu sayede kültür, kitlelerin egemen siyasal sistemdeki iktidar ilişkilerini sorgulamalarının engellenmesine ve iktidar karşısındaki bağımlılığın arttırılmasına hizmet etmeye başlamıştır. TV, popüler müzik, radyo, moda, gazete ve dergilerden oluşan kültür endüstrisi nedeniyle insanların boş zamanları bir bakıma endüstrileştirilmiştir. Buna göre günümüz kapitalizminde avutucu eğlenme aslında işin bir uzantısıdır. İşin daha sonra, daha iyi bir şekilde gerçekleşebilmesi ve tüketimin artırılabilmesi için verilen bir aradan ibarettir. İşçinin boş zamanı ve o süreçte kullanılacak olan eğlence metaları bir bakıma önceden belirlenmiş ve bu sayede eğlence, iş süresinin bir uzantısı haline gelmiştir. Boş zaman artık işten ayrı bir mola değil, ona hazırlanmadır. Bu nedenle günümüz kapitalizminde insanlar sadece çalışırken değil daha çok eğlenirken teslim olmaktadır. Eleştirel kuramcılara göre kültür endüstrisinin kitleler üzerindeki en önemli silahı reklamdır. Reklamın kültür endüstrisi üzerindeki etkisi, tüketicilerin sahte olduklarını bildikleri halde, bastırılması zor bir istekle bu kitle kültürü ürünlerini almaya ve kullanmaya kendilerini mecbur hissetmeleridir. İnsanların hem farkında olup hem de aynı anda itaat etme hali olan bu durum, kültür endüstrisinde reklamın zaferi olarak görülmektedir. Günümüzde içeriksiz, olumlu ve faydalı bilgi aktarımı yapmayan, seviyesiz eğlence programlarıyla zenginleştirilmiş birçok TV ve radyo kanalı; yalan, taraflı, aldatıcı ve gerçekleri gündemden gizleyen şişirilmiş haber içeriklerinden oluşan birçok gazete ve dergi; sanatsal değerden yoksun müzik ve sinema eserleri; çılgınca tüketime yönlendiren reklamlar ve tüm bunların geniş halk kitleleri üzerindeki etkileri düşünüldüğünde aslında kültür endüstrisi gerçeği apaçık ortadadır.
Bu makale 468 kez okundu Yükleniyor...
|