|
SON DAKİKA
UTED Mayıs 246'ıncı Dergi Sayımız.
KAMUOYUNA DUYURU
İNDİRİM ANLAŞMALARI
EMEKLİ UÇAK TEKNİSYENLERİ İÇİN FIRSAT
UTED, BAYRAĞI ZİRVEYE TAŞIDI...Üyemiz Sayın Dursun Bayraklı Bayrağımızı Ağrı Dağına Taşıdı...
Üyemiz Sayın Dursun Bayraklı'nın nefes kesen tırmanış performansını anlattigi yazısını okuyabilirsiniz : Bu sefer rotamız Ağrı Dağı zirve. Ağrı dağına tırmanışlar Doğubayazıt ilçesinden başladığı için önce uçak ile Van’a, oradan araçlarla Doğubayazıt ilçesine ulaştık. Doğubayazıt nüfus yoğunluğu bakımından yörenin en kalabalık ilçesidir. Çevresi dağlarla çevrili bir vadinin içine kurulmuştur. Bu dağlardan bir tanesi ve en heybetlisi Ağrı Dağı, Vadinin neresinden bakarsanız bakın beyaza bürünmüş zirvesi ile karşınızda. Doğubayazıt’a gitmişken çevredeki tarihi yerleride görelim deyip araçlarla İshakpaşa sarayına yöneldik. Restorasyonu devam eden sarayın çok ilginç bir öyküsü var. Tarihe ve doğaya ilgisi olan arkadaşlara görmelerini öneririm.
İkinci gün Bir gün önce aksam erkenden otele donduğumuz için zinde bir şekilde sabah araçlara 2200 metreye hareket ediyoruz, şehir merkezinden ayrıldıktan sonra toprak bir yoldan dağa doğru yöneliyoruz, orada çadır ve tek katlı evlerden oluşan yerleşim yerleri var. Arada geçen araçların bıraktığı toz bulutu bana Yaşar Kemal’in romanlarındaki Çukurova’sını anımsatıyor. Bir süre sonra atların yanına ulaşıyoruz. Bizim dışımızda başka gruplarda var.Yedek giysilerimiz, çadırlar ve mutfak malzemelerimizi atlara yükledikten sonra uzun ve sonradan zorlu olduğu anlaşılan yolculuğumuza ilk adımlarımızı atıyoruz.Zirve ara ara kendini gösteriyor,zirvenin önemli bir kısmı kar ile kaplı. Ara ara rüzgârın oluşturduğu kar bulutlarının havada savrulduğunu görüyoruz. Yürüyüşümüz bazen vadiden bazen sürülmüş ekin arazilerinden devam ediyor, hava güneşli ve sıcak etkisini arttırmaya başladı. Uzaktan çadırlardan çıkan çocuklar görünüyor ve bize doğru hareket ediyorlar. İleride yollarımız kesişiyor, biz çocuklar için çikolata gibi birşeyler almadığımızdan dolayı hayıflanırken, çocuklar bizden krem isteyince şaşırıyoruz. Bizim içinde önemli bir ihtiyaç olduğu için çocukların bu isteklerini karşılayamıyoruz. Ancak dönüş için kendilerine söz vererek yolumuza devam ediyoruz. 3200 metredeki kamp alanı aşağıdan görünüyor ancak yol bitmek bilmiyor. 4,5 saatlik bir tırmanışın ardından kamp alanına varıyoruz. Çadırlar hazırlanırken bizden önce zirve yapan gruplardan bilgiler geliyor. Zirve yapmayı düşündüğümüz gün havanın bozacağını öğrenince moraller bozuluyor ancak yine de umudumuzu koruyoruz. Ertesi sabah erken kalkılacağı için çadırlarımıza çekiliyoruz. Üçüncü gün Sabah kahvaltısından sonra 4200 metreye yolculuk başlıyor. Grubun neşesi yerinde ancak yinede herkeste bir tedirginlik var.Çünkü eğer bir olumsuzluk yaşanacak ise bu 3000 metre üzerinde olacaktır.Bir müddet sonra bir kaç arkadaş ile gruptan ayrılarak 4200 metreye varıyoruz.Hava güneşli ve sıcak. 3200 metreye dönmesekmi biye hesap yapar iken bir arkadaşın 3500 metreden geri döndüğünü öğreniyorum ve hızlı bir şekilde geri dönüyorum. Bir kişi hariç grubun tamamı 4200 metreden çıkıp geri dönüyor. Herkez zor bir parkur olduğu konusunda hemfikir, ancak yinede zirveyi deneme konusunda ısrarcı.Plan gereği ertesi sabah yani 4. Gün tekrar 4200 metreye çıkılacak. Dördüncü gün Tekrar 4200 metre için yollara koyuluyoruz ve 4,5 saat süren bir yüryüşten sonra kamp bölgesine ulaşıyoruz. Akşam yemeğinden sonra rehber bazı uyarılar yapıyor ve gece yarısı yola çıkmak üzere çadırlarımıza çekiliyoruz. Çadırda tırmanış için giyeceğim giysileri özenle ayırıp sıcak kalması için tulumumun içine yerleştiriyorum ve gece yarısı kalkmak üzere uykuya dalıyorum. Ve Zirve günü, Besinci gün uyanır uyanmaz hızlı bir şekilde giysilerimi tekrar kontrol edip giyiniyorum. Gece yarısı olmasına rağmen çadırın içi oldukça sıcak. Hava durumunu öğrenmek için bir an önce çadırın dışına çıkmak istiyorum. Çadırın kapısı olan fermuarı açtığımda buz gibi bir hava yüzümü yakıyor ve beni kendime getiriyor. Bulutsuz bir gökyüzü, uzansam elimin değeceği kadar yakınmış gibi gelen binlerce yıldız. Bu iyi bir haber; Görüş iyi olacak. Artık tek kaygımız zirvenin rüzgârlı olması; durumu zirvede göreceğiz. Kahvaltı yapmak üzere ana çadırda toplanıyoruz. Kahvaltı yaparken aynı zamanda son kontrollerimizi de yapıyoruz. Rehberin uyarılarının ardından saat 01:00 gibi parkura diziliyoruz. Tepe lambalarının ışığında grup kopmadan devam ediyor.Ancak gruptaki güç dengesizliği sorun yaratacak gibi, bir kısmı çok yavaş yürüdüğünden soğuk olumsuz etkiliyor.Hızlanıldığında da gruptan kopmalar oluşacak kaygısı yaşanıyor.Şafak sökene kadar grup birlikte hareket ediyor, şafak söktükten sonra ise bir kaç arkadaş ile gruptan ayrılıyoruz.Önümüzde başka gruplar var.Yetiştiğimiz insanlar yol veriyor geçiyoruz.Arada dönenler ile karşılaşıyoruz.Ancak bu kadar erken zirve yapılamayacağına göre, vazgeçmiş olduklarını düşünüyorum. Hava henüz aydınlanmadı. İleride taşın üstünde oturan birisi ağlamaklı duruyor, belliki aşırı ısı kaybetmiş, biraz hızlanıp grup rehberlerine bilgi veriyorum. Biraz sonra arkamı dönüp gecenin karanlığında Doğubayazıt ve sınır kapısının ışıklarını görmeye çalışıyorum, zira 3200 metreden çok güzel bir manzarası vardı. Ancak buradan hiç bir şey göremiyorum. Belli ki aşağıda kalın bir sis tabakası var. Tırmanmaya devam ediyorum; soluk alışım hızlanıyor, sanki aldığım hava ciğerlerime ulaşmadan biryerlerden dışarı çıkıyor. GPS’imi kontrol ediyorum, 4950 metredeyim buzulun başladığı yere ulaşıyorum. Beyaz örtü taşla buz arası bir görüntü veriyor, sertliğini kontrol etmek için üzerinde bir kaç adım atıyorum, kramponsuz yürümek riskli. Hava aydınlanmak üzere, Güneş kalın sis tabakasını delmeye çalışıyor. Kramponlarımı hazırlarken göz ucumla zirveye bakıyorum, son düzlükte ve zirveye yakın tırmanan kişiler var.Akşamdan ayarladığım kramponlar sorun çıkarıyor tekrar ayarlıyorum. Ellerimle parmaklarımı sıkmakta güçlük çekince eldivenimi çıkarıyorum, buz gibi hava temas edince parmaklarımı hissetmediğimin farkına varıyorum. Artık zirve yolunda son 150 metre ve buzulun üstündeyim. Son düzlükten sonra 100 metrelik bir zor çıkış görünüyor. Güneşin ışıkları zirveyi aydınlatıyor, göz kamaştıran bir beyazlık aşağıda kalın bir sis tabakası ve zirvedeyim. Bir dost eli bana ılık su ikram ediyor. Sevgiler
İLGİLİ HABERLER
İlgili Haberler
|