![]() |
İnsanoğlu var oluşundan bu yana bir şeylere girişmektedir! Yani girişimcilik insanlık tarihi kadar eskidir. Sözcük anlamı bir işe başlamayı, eyleme atılmayı içermektedir. Anlamın içinde risk kavramı gizlidir. Tıpkı en eski yıllarından beri yapıla gelen avcılık, hayvancılık, çiftçilik ve giderek ortaya çıkan ticaret faaliyetlerini girişimcilik olarak değerlendirebiliriz. Belki de Atalarımız bizlerden daha fazla girişimciydiler! Aslında ilk çağlardaki girişim kapsamı bugün için de geçerli… Yaşamak ve hayatta kalmak, risk almak, merak etmek, yenilikler yapmak, çabalamak, çok çalışmak, kazanmak…
Girişimcilik Ruhu Girişimcilik anadan doğma mı, sonradan olma mı bir özelliktir? Biz girişimciliğin önemli bir kısmının sonradan eğitim ve çevre koşullarıyla kazanılabileceğini savunuyoruz. Nasıl ki her insanın vücut yapısı her spora uygun değilse, sesi şarkı söylemeye uygun değilse her insan her türlü “girişim”i yapamayabilir. Kişinin fiziki, psikolojik, kültürel ve sosyal özellikleri, nerede atak nerede durgun davranması gerektiğini belirler. Koşullar da önemlidir. Başkasını geçindirme sorunu bulunmayan, genç ve iyi eğitilmiş biri ile ailesine bakmak zorunda, orta yaşlı ve ortalama eğitimi olan bir kişinin yaklaşımları birbirinden tamamen farklı olabilir. Kişileri birbirlerinden ayıran özellikler kişinin girişimcilik yapısını etkiler. Öte yandan bireylerin iş sahibi olması toplumsal refahı artırır. Kimdir bu girişimci ruha sahip olanlar, genelde nasıl düşünürler? Girişimciler: Ekonomik ortamdan yararlanan Belirsizliklere katlanan Yenilik ve teknolojiye uyum sağlayan Araştıran ve geliştiren kişilerdir.Biraz da talih kuşu ile dost insanlardır! En önemli özellikleri de risk taşımaları, mücadeleden yılmayan hatta hoşlanan tipler olmalarıdır. Halk dilinde girişimci; işini bilen, becerikli, fırsatçı, uyanık, patron gibi sözcüklerle anılmaktadır! Çocukluktan itibaren bunları duyarak yetiştiriliriz. Ailedeki korumacılık ve eğitim kalıpları risk alabilme özelliklerimizi törpüler, yok eder. Çoğumuzda belki de doğuştan var olan, atalarımızın genetik kodlarından getirdiğimiz bu özellik yaşam içinde adeta dondurulmakta. Oysa buzlar eritilebilir, girişimcilik özelliği harekete geçirilebilir. Çünkü un, şeker ve ateş daima vardır. Ama helvaya dönüştürmek… Yani doğal kaynak, emek, sermaye, fikir her zaman bulunabilir. Bunları bir araya getirip üretime dönüştürmek farklı bir olgudur. Girişimcilik sadece para kazanmak da değildir. Fırsatları yakalayıp risk almanın yanında, istihdam yaratma, değer katma boyutları da bulunmaktadır. Bu nedenle girişimciliğin sonradan da kazandırılabileceği bugünün sıcak gündemindedir. Girişimciliğin teşvik edilmesi, destek verilmesi, eğitimle önün açılması mümkündür. Üstelik kadın erkek ayırmaksızın… Herkes girişimci olabilir, hele de hevesi varsa… Ancak, kadınların işi biraz daha zor… Kadınların Durumu 2006 yılında gerçekleştirilen I. Kadın İstihdamı Zirvesinde, ülkemizdeki toplam kadın nüfusunun 35 milyon 929 bin olduğu ve 5 milyon 927 bininin ise istihdam edildiği açıklandı. Kadınlarımızın yarısının tarım kesiminde ve büyük çoğunluğunun da aile işletmelerinde ücretsiz çalışmakta olduğuna dikkatler çekildi. Kadınların ekonomideki rollerinin önemli bir kısmının ise istatistiklere yansımadığı belirtildi. Kadınların iş yaşamındaki sorunları sadece Türkiye'nin problemi değil. Kadının çalışması dünyanın her yerinde problemdir. Kariyer yapmak kadınlar için daha da zordur. Çünkü çalışan kadınlar çok sayıda rol üslendiğinden daha fazla performans göstermeleri gerekir. İşin Başı Eğitim Yıllardır, kadınların ikincil iş gücü kabul edilmesine, annelik görevlerinin yanısıra sosyolojik ve ekonomik yapılar da neden olmuştur. Çünkü iş dünyasının ve çalışma yaşamının kuralları erkekler tarafından belirlenmiştir! 20. yüzyılın sonlarına damgasını vuran internet ve bilgi teknolojilerinin yaygınlaşması, günümüz dünyasında işgücünün nitelik değiştirmesini hızlandırmıştır. Yarım zamanlı ya da uzaktan çalışma olanakları kadınlara yeni fırsatlar getirmiştir. Her ne kadar eğitimsizlik kadınların istihdamını engellese de, istihdam alanlarının da kısıtlı olması kadınların iş edinmesini güçleştirmektedir. Bu bağlamda kadınların çalışacakları iş ortamlarını kendilerinin yaratması, yani girişimcilikleri önem kazanmaktadır. Bilindiği üzere, girişimcilik, gelir dağılımı dengesizliğinin ve kalkınmanın ilacıdır. Çok parlak bir fikrim var diyorsanız, hayallerinizde zengin olmak varsa, potansiyel girişimci iseniz mutlaka bazı hazırlıkları yapmalısınız. Günümüzde potansiyel girişimciler ile küçük ve orta ölçekli işletmelerin kurucuları ve yöneticilerinin temel işletmecilik kavramlarıyla tanıştırmak üzere eğitim programları düzenlenmektedir. Bu programlarla yeni kurulan işletmelerin risklerle ne şekilde baş edeceği anlatılmaktadır. Programlarda ders olarak: Temel işletmecilik kavramları Kuruluş öncesi fizibilite ve iş planları Riskler ve önlemler Rekabetçilik ve farklılaşma kavramları ele alınmaktadır.Girişimcilik heyecanları ve atakları bu tür programlara katılarak hayata geçirilebilir. Çünkü, günümüzün rekabetçi ortamında başarılı olmak için adımları bilinçli atmak gerekmektedir. |
UTED DERGİ |