Bilindiği gibi, geleceğin en ciddi göstergesi mevcut durumdur. Mevcut durumda:

Havacı lığın önlenemez yükselişini yaşıyoruz. Talep, yani yolcu sayısı, artıyor. Uçak sayısı artıyor. Birbirine bağlı ihtiyaçlar, birbirlerini tetikleyerek hem gelişiyor, hem de büyüyor.

Örneğin; 2007 yılında Çin’deki bazı havalimanlarında % 25-30, Avrupa’daki bazı havalimanlarında ise % 15’i aşan yolcu artışlarıyla karşılaşıldı. Bir kısım uzmanlar talebin artarak devam edeceğini ileri sürüyorlar. Oysa, IATA çok sayıda faktörü dikkate alarak daha temkinli tahminler yapıyor ve 2007- 2011 yılları arasında beklenen ortalama büyümeyi; ortalama %5 olarak öngörüyor (Tablo 1).

Büyüme ile beraber problemler de çözüm bekliyor. Havacılık sektörünün kilitlendiği en önemli problem noktalarından biri de yerdeki durumdur. Sadece Avrupa’da önümüzdeki 10 yıl içinde 40 havalimanı na gerek olduğu dile getiriliyor (1).

Bir de kapasite artışından ötürü genişlemesi gereken meydanlar var ki, onların sayısı hayli fazla. Kapasite artışının dönemsel ya da fuarlar, spor karşılaşmaları gibi geçici etkinliklere bağlı olduğu durumlar da söz konusu.

Tablo:1 Kaynak: IATA (economics@iata.org)

Yeni havalimanı inşası olayına baktığımızda, işin içine yer seçimi de giriyor. Çevre ve ortam analizleri, engeller, bağlantı yolları, pistler, apronlar, terminaller, diğer bina sistemleri vb çok sayıda parametrenin irdelenmesi gerekmektedir. Bu arada havalimanı ve yolcu terminallerinin “konsepti” ya da kimliğinin ne olacağı ikinci planda kalmaktadır. Günümüzde havacılık sektöründe maliyetler artmakta, koşullar giderek güçleşmektedir. Bir yandan da, check-in, güvenlik vb. gibi var olan fonksiyon ve faaliyetlerin işleyişi değişmekte, altyapı ihtiyaçları farklılaşarak gündeme gelmektedir.



Bütünsel Yaklaşım


Havalimanı, havaalanı ya da havameydanı olsun artık planlamanın başından itibaren bütünsel yaklaşı mla, gelir getirecek kaynakları ve kendisini hatırlatacak, simgeleyecek kimliğiyle ele alınmaktadır (2).

Çünkü, ileri teknolojiye güvenmek artık problemleri çözmüyor. Büyüme sırasında yani kapasite artarken “yer” sıkıntısını çözebilmek için süreci iyileştirme ve dinamikleştirme sorunu ortaya çıkıyor.





Öncelikle havalimanları artık gelirleri maksimize etmek zorundadır. Bu noktadan hareketle, nelerin bütünsel tasarımın ana öğeleri olduğunu belirlemek gerekir. Prensipte herhangi bir havalimanı: Kolay erişilebilir, rahat, konforlu olmalı ve aynı zamanda kâr ettirmelidir. Havalimanı ve terminal güvenliği en üst düzeyde gözetilmeli, mimari proje buna göre tasarlanmalıdır. Bu bağlamda temel tasarım unsurları olan:

••Bagaj sistemleri; bagajların alınışı, uçağa ulaştırılması, uçaktan alınıp, yolcuya teslimi hızlı ve hatasız yapılmalı, kayıp ve çalınmaya karşı her türlü önlem alınmalıdır.

•• Check-in yazılımları, bankoları, kioskları nitelikleri, konumları ve sayıları tespit edilmelidir (3).

•• Terminal mekânlarının iç aydınlatması kadar binanın dış aydınlatması da konseptin vurgulayıcı unsurlarındandır. Gerekli hazırlıklar yapılmalıdır.

•• Soğutma ve ısıtma sistemlerinin yapısı, hangi enerji kaynağının kullanılacağı ile ilgili kararlar verilmelidir.

•• Islak hacimler; standart olan tuvaletler, duşlar, bebek odaları, temizlik odalarının malzemeleri belirlenmelidir.

•• Mümkün olduğunca yeşil havalimanı yaklaşımı için farklı iklim özelliklerine göre alternatişer tasarlanmalı dır.

Yeşil havalimanı

20.yüzyılın sonlarında, “yeşil” sözcüğü alanların, mekânların, araçların, aletlerin vb başına gelince, onlara “çevre dostu” anlamı yüklemekte. Doğa dostu, doğala yakın kavramlarını anımsatmakta… Aslında; içinde canlı olan herhangi bir sistemi, hele de bir havalimanı tamamen çevre dostu olamaz.

Çünkü; CO2 üretmemesi, enerji tüketmemesi mümkün değildir. Burada kastedilen: CO2 salınımının en aza indirilmesi, fosil yakıt tüketiminin azaltılması, doğal dokunun mümkün olduğunca korunmasıdır. Örneğin, güneş enerjisinden, rüzgâr enerjisinden faydalanılması, varsa jeotermal enerjinin değerlendirilmesi, yağmur sularının kullanılmasıdır.


Havalimanında yer alan binaların çevrebilim ilkelerine uygun işletimi yeşil havalimanı konseptini güçlendirir. Operasyonel anlamda ise uçakların terminal hava sahasında ve yerde yakıt sarfiyatının kontrolüdür. Bu da taksi sürelerinin azaltılması, apronlarda ve terminal kapılarında kalma sürelerinin kontrol altı nda tutulmasını gerektirir. Kurulacak sistemlerle, bu sahalarda, yakıt tüketiminin minimize edilmesi mümkündür.

Aynı konu limanın kara tarafı için de geçerlidir. Toplu ulaşım araçlarının limanla entegrasyonu, motorlu taşıtların bekleme sürelerinin kısaltılması, bekleme bölgelerinde yeşil örtü kullanılması limanın “yeşil”lenmesine katkıda bulunacaktır! Kuşkusuz gürültünün azaltılması da havalimanını yeşil çizgiye yaklaştıracaktır.


Hazır Havalimanı, hazır terminal Raftan çözüm!

Acaba, havalimanlarının ve yolcu terminallerinin yapım sürelerini kısaltmak için önceden, yeşil önlemlerle birlikte, bazı hazırlıklar yapı- lamaz mı? Bu hazırlıklar mevcutların büyütülmesi için de düşünülemez mi?

Küçük ve orta büyüklükteki meydanlar için ölçeklenebilir çözümlerle standardizasyona gidip tip projeler hazırlanması yapım sürecine büyük ölçüde hız kazandı rabilir. Yıllık yolcu kapasitesi 500.000’den başlayıp, 2.000.000’a kadar giden terminaller için; “fonksiyonel alanların / kullanma birimlerinin” modüler yapıda önceden tasarlanması mümkündür. Bu tasarımların check-in, konveyör, bagaj toplama, dağıtım, x-ray gibi yukarıda değindiğ imiz temel tasarım unsurları için kapasitelere bağlı olarak, modüler projeler geliştirilip detaylandı rılabilir. inşaat aşamasında bu modüler kullanma birimleri üretilerek proje hızlandırılabilir.

Öte yandan havalimanlarının kısa dönemli ihtiyaçları nı karşılamak üzere geçici kapasiteler prefabrike, hafif yapılarla eklenebilir. Bu yapılar önceden hazırlanmış baraka hatta çadır formunu oluşturan elemanların birleştirilmesi şeklinde olabilir (4). Yeter ki, ana plan bu tür bir eklentiye izin versin.

Böylelikle proses optimizasyonu sağlanmış olur. Mesleği “mimarlık” olan birinin hazır çözümlere iltifat etmesinin ne denli yadırganacağını biliyorum. Burada önermek istediğ im “tip projeler” terminallerin mimari fonksiyonları nı şekillendiren, yolcu ihtiyaç ve eylemlerinin, kullanılacak araçların, belli yolcu sayılarına göre belirlenmesidir. Bu sayede mimari projenin üretilmesi de hızlanacaktır. Binaya kimlik kazandırmak yine mimarın ve tasarım grubunun işidir. ister geometrik, ister organik formlarla yeni yapılar bölgesel anlayışı da farklı bir mimari anlayışı da yansı- tabilir.

Havalimanı kimliği

Tıpkı bireylerde, kurumlarda, şirketlerde olduğu gibi her türlü yenilik ve yeni yaklaşım önemli bir motivasyon elemanıdır. Havalimanları için de yapı lacak her yenilik gerek çalışanlara ve gerekse limanı kullananlara olumlu etki yaratır.

Havalimanları bulundukları bölgeyi ve kentleri temsil ederler. Kent-liman, liman-kent arasında dinamik bir ilişki vardır. Bu ilişki hem ekonomik hem de sosyal zenginlik kazandırır. Tıpkı Amsterdam/ Schiphol, Londra/Heatrow, Paris/Charles De Gaulle havalimanları gibi.


Artık havalimanları sadece havacılık gelirleri ile hayatlarını sürdürememektedir. Temel mesele havacı lık ve “ticari faaliyetlerin” bütünleştirilerek havalimanlarına yansıtılmasındadır.


Bu bağlamda tasarım ekibine düşen yaratıcılık liman “konseptini” oluşturmakla ilişkidir. Çünkü havalimanını cazip hale getirmek, simgeleştirmek ve müşterilerinin aklını çelmek gerekmektedir. Uçak bekleyenlerin bir sürü zamanı vardır ve bu zaman severek, isteyerek para harcatacak şekilde renklendirilebilir…

Terminal işleticilerinin ve tasarım grubunun unutmaması gereken konu, asıl yolculuk sürecinin güvenlikten geçtikten sonra başladığıdır. Güvenlikten geçen yolcu rahatlamakta ve para harcamaya yönelmektedir. Dükkânlar, kafeler, lokantalar vb, onları beklemektedir!

Güvenlik havalimanlarının yönetimiyle ilgili her kurumun dikkatle takip etmesi ve uyması gereken bir fonksiyonudur. Parmak izinden veya iristen biometrik tanıma gibi modern teknikler kısa sürede yaygınlaşacaktır. Avrupa Birliği’nin güçlenmesi yolcu terminallerinin giriş ve çıkışlarında 7-8 ayrı güvenlik kanalı / bölgesi oluşturulmasını gerektirebilecektir. Birlik ülkesinden olanlar, birlik ülkesinden olmayanlar, gelen yolcu, giden yolcu, transit yolcu, transfer yolcu, personel, uçucu personel… Bu düzenlemeler yapılmasa da farklı yolcu yapıları farklı harcamaları harekete geçirecektir!


Doğal olarak gelecekle ilgili planlamalarda tahminlerin yapılması, müşteri/yolcu profillerinin belirlenmesi konunun boyutlarından biridir. Artık bugünkü yolcuları bilmek yeterli değil. Davranışları, eylemleri ve beklentileri analiz edilerek, havalimanı konseptleri bunlar etrafında yapılandı- rılmalıdır. Yolcular, havalimanlarını:


Belki tatillerini geçirecekleri zaman zaman kentin tarihi merkezlerini ziyaret edecekleri, sağlıklı yaşam ya da alışveriş merkezi etkinliklerini yerine getirecekleri bir “resort” kimliğine bürünecek mekanlar olarak görmek isteyecekler… Belki de sadece bir transfer noktası olarak görecekler... Ya da tasarım grupları her iki durumu da gözeterek yeni “melez” kimlikler yaratacaklar… Günümüzün yolcu profilleri denklemin içine giriyor ve küçük istekleri ile mevcut teorileri darmadağı n ediyor!

1. Jane’s Airport Review, Feb.2008 s:7

2. Tanımlar; Havalimanları: 2 ana noktanın arasının bir hava aracı ile geçildiği, yolcu ve yüklerin ulaşımının transfer noktalarıdır. Ancak Türkçe’de üç sözcük kullanı lmaktadır. Ancak bunlar arasında farklılıklar vardır. Havameydanı: Karada ve su üzerinde hava araçlarının kalkması ve inmesi için özel olarak inşaa edilmiş, hava araçlarının bakımının ve diğer ihtiyaçlarının karşılanmasına, yolcu ve yük alınmasına ve verilmesine ilişkin tesisleri bulunduran yer. Havaalanı: Küçük ölçekli ve iç hat uçuşlarının transfer noktalarıdır. Havalimanı: Uluslararası trafiğe açık havameydanı.


3. 500.000 yolcu için “n” adet check-in bankosu, “m” adet kiosk, “p” metre uzunlu- ğunda bagaj konveyörü gibi

4. Benzer uygulamalar, 2004 Avrupa Futbol şampiyonasında Portekiz’de, 2006 Asya oyunlarında Katar’da denenmişti…

UTED DERGİ