UÇMANIN MITOLOJISI -1-Selahattin GÜL |
|
Uçusun hikayesi, aslinda bir rüyanin hikayesidir. Insanligin rüyasi daima gökyüzü boyunca bir kus gibi uçmak olmustur. |
![]() |
| Kuslarin uçusu, önceleri insanlarin onlari taklit etme ve uçma istekleri yönünde basit görünüyordu ve taklit edilebilirdi. Bu düsünceyle baslayan çabalar günümüze kadar sürdü | |
| Ilk efsaneler, uçma tesebbüslerinin genellikle kus tüylerinden olusan giysilerle yapildigina dairdir. Eski çaglardan beri kuslarin uçma kabiliyetlerindeki mekanizmanin anlasilmasi çiplak gözle görüldügünden daha karmasik oldugu konusu süpheyle karsilaniyordu. Takip eden süreçte bir çok kisi sonucu ölümle sonuçlansa da çok çesitli basit makinelerle denemeler yaptilar. 1800lü yillarda yasamis tarihçi Clive Hartin yazdiklarina göre en az bu türdeki denemelerle ilgili elli adet kayit mevcuttur. Hemen, hemen bütün ülkeler uçusla ilgili bazi efsanelere sahiptir. Eski Misir, Mezopotamya tanrilari heybetli kanatlara sahip varliklar olarak anlatilirken, Perslerin tanrilarinin tanrisi Ahura Mazda ; MÖ.490 yillarinda yasayan Kral Darius Iin sarayinda benzer sekilde kanatli yaratik olarak duvarlara resmedilmistir. Bununla birlikte Yunan ve Roma mitolojilerindeki tanrilarin uçusu için kanat ihtiyaci söz konusu degildir ve bunlar uçuslarini görünür bir kanatla yapmiyorlardi. Orta çaga gelinceye kadar çesitli uygarliklarin bu türden söylencelerindeki meleklerin kanatlarinin resmedilislerinde görülmektedir ki bir standartda söz konusu degildir. Eski uygarliklara göre, insanlik yeryüzünde ikamet ederken, uçmak sadece tanrilara mahsustur. Her seye ragmen iki mitolojik öykü uçma ile ilgilidir. Bunlardan birisi, MÖ.1500 yillarinda hüküm süren Pers krali Keykavusa aittir. Digeri ise MÖ.850 yillarinda yasamis Ingiltere krali Bladuda aittir. MS.1000 yillarinda yasamis Iranli sair Firdevsinin öykülerine göre kral Keykavus kötü ruhlarin tehdidi altindayken cennetten gönderilen bir uçan araç ile seyahat etmistir. Bu uçan araç bir tahttan olusuyordu ve köselerinde dört uzun direk vardi. Ayrica tepesinin ortasinda da et parçalari bulunuyordu. Köselerdeki direklere bagli kartallar bu etlere dogru uçmak istedikçe taht yükseklere dogru havalaniyordu. Sonuçta yorulan kartallar tahtin yere düsmesine ve parçalanmasina neden oldular. Ingiliz kral Bladudun uçma tesebbüsü biraz farklidir ve içerisinde biraz sihir, birazda büyücülük izlerini tasir. Bu efsane kral, bugünkü Londra sehrinin kalesinden tüylerden olusturulmus büyük kanatlariyla asagiya atlar fakat dengesini ayarlayamadigi için asagidaki tapinagin içerisine düser. Çinde de bir araç veya kanat kullanarak uçan imparatorlara ait öyküler vardir. MÖ.2200 yillari civarinda yasadigina inanilan imparator Shunun yanan bir kuleden iki büyük yuvarlak sapka yardimiyla atlayip kurtuldugunu ve tebasi üzerinde uçmasi bunlardan biridir. Belki, Shun parasüt tipi bir araç kullanan ilk kisidir. Benzer öyküler yine bir çok efsanede görülebilir Kuzey Avrupa efsanelerinde tüyden yapilmis elbise giyen demirci Wayland, Afrikada görünmeden düsmanlari üzerinde uçan ve onlarin üzerine kayalar atan ve bir savasta tesadüfen bir okun isabet etmesiyle ölen savasçi Kitaga efsanesi vardir. Tüm bu mitolojik öyküler genellikle insanlari uçma tesebbüsü konusunda adeta uyarirlar ve insan üstü varliklara ait oldugu düsünülen bu uçma düsüncesinden uzak tutmaya çalisirlar. Süphe yok ki bu önleyici öyküler, insanligin hayal gücünü de bir anlamda ateslemislerdir Yunan efsanelerindeki Daedalus ve Icarus bu tür öykülerin en ünlüsüdür. Bir çok açidan, daha sonralari bir çok maceraperesti etkilemislerdir. Mitolojideki Daedalus, olagan disi bir kisidir. Olagan disi güçleriyle Atinali bir insaatçidir ve Platoya göre balta ve testerenin de mucididir. Efsaneye göre Daedalus ve oglu Icarus Girit krali Minos`un labirentlerinden olusan hapishanesinden kartallarin uçuslarini izleyerek kanat yapmayi kendi kendilerine gelistirirler. Kartal tüylerini bal mumuyla yapistirarak kendine ve ogluna kanat yapar. Ogluna orta seviyede bir uçus tavsiye eder. Çünkü alçak seviyede yapacaklari uçusta deniz suyunun etkisiyle nemleserek agirlasip hareket ettirilemeyecegini, yüksek seviyeli uçusta ise tüyleri bir arada tutan balmumunun günes isisiyla eriyebilecegini söyler. Girit adasindan Sicilyaya dogru uçarlarken Icarus uçusun zevkinden adeta büyülenir ve yüksek irtifaya çikar ve kanatlarindaki balmumunun erimesiyle denize düserek ölür. Benzer bütün kesifler sadece basit efsanelerde yer alan seyler degildi. Bir tür pervanenin kullanildigi yel degirmeni Romalilar tarafindan biliniyordu. Isa`dan 3 yüzyil önce Çinliler barutu gelistirdiler ve basit roketler seklinde havai fisekler yaptilar (Yazimiz gelecek sayida da devam edecek...) | |