UÇMANIN MITOLOJISI -3-

Selahattin GÜL

(GEÇEN SAYIDAN DEVAM)

Bundan önceki iki yazimizda da belirtildigi gibi uluslarin bir çogunun efsaneleri arasinda bu yazilarimiza sigmayacak kadar çoklukta insanoglunun uçabilmesini konu alan öyküleri vardir, Biz burada çok bilinenleri bir araya getirerek okuyuculara sunmaya çalistik. Bu sayida üçüncü ve son bölümü sunuyorum…

 
Çaglar boyunca dünya üzerinde kanatlar, çesitli dinlerde, doga üstü nitelikte olarak görülmüstür. Yakin ve uzak doguda oldugu gibi Yunan ve Roma efsaneleri, kanatli yaratiklar, havada uçan savas arabalari ve uçan tanrilara ait bir dizi örnek içerir. Yunan sair Hesiod'un tanrilarin tarihi hakkinda derledigi ilk soybilimsel çalisma zamanindaki inanis, onlarin uçmanin gücüne çok iyi sahip olduklari idi. Ölümsüzlerin zamanin ve mesafenin üstesinden geldikleri kabul edilir ve öykülerde kanatli atlar ve havada uçan savas arabalari gibi ögeler kullanilirdi.

Yunanlilar günesin yörüngesini, günes tanrilari Helios'a verdikleri ates püsküren atlar tarafindan çekilen, altindan savas arabasiyla açikladilar. Yunan tanrilarindan ; Hermes, mesajlarini kanatli sandallarin yardimiyla dagitmistir. Eros, ask oklariyla nisan almis kanatli bir çocuk, Ganymade ise Olimpos dagina kartala binerek yükselmis bir tanridir. Ve Perseus, yilan saçli medusayi öldürdükten sonra, geri dönüsünü medusanin kanlar içindeki gövdesinden çikan kanatli at Pegasus ile yapmistir.

1214-1292 arasinda yasayan Roger Bacon uçusun olabilirliginin ilk bilimsel ip uçlarini vermis ve insanin uçabilmesi için yardimci bazi araçlara ihtiyaci oldugunu belirtmistir. Bacon`a göre gemilerin suda yüzmesi gibi, iyi tasarlanmis hava tasitlari da atmosfer içinde hareket edebilirdi. Görüslerinde iki ayri öneri vardir. Ilki, aracin ortasina oturacak olan kisi, dönen bir araci hareket ettirerek kanatlarin, kuslarda oldugu gibi çarpmasini saglayabilmelidir. Digeri ise hafif bir gazla doldurulacak bir küre yardimiyla bir kisinin uçabilmesiydi. Bacon, balonlu ilk uçusdan 500 yil önce bu düsünceleri ortaya koyuyordu.

Havacilik tarihinden bahsedildiginde hiç kimse 15.yy'da yasayan ressam ve arastirmaci Leonardo da Vinci'den bahsetmeden geçemez. Yaptiklarini anlatan 500 çizim, 3500 kelimelik bir çalisma günümüze kalabilmistir. Bunlarin çogu kuslarin uçuslari üzerine yapilan dikkatli çalismalar ve yarasalarin kanat yapilarina aittir. Insan fizyolojisinin uçuslar için yetersizligini farkederek ayak ve kollarla koordineli olarak bir pedal mekanizmasinin çalismasiyla hareket edebilecegini düsünerek çesitli araçlar tasarlamistir. Leonardo bir mekanizmayi havaciliga uygulayan ilk kisiydi ve herseye ragmen gerekli enerjiyi insan gücünden almasi düsünülmüstü.

Leonardo Da Vinci piramit seklinde birde parasüt tasarladi ve bu araçla yüksek bir yerden atlayan bir kisinin yaralanmadan yere inecegini iddia etti. Ayrica, spiral yayli bir mekanizmadan olusan bir tür helikopter modelininde çizimlerini yapti. Fakat bu makinanin yerden kalkacak güce sahip olmadigini da iyi biliyordu.

Diger bir arastirmaci olan Borelli'nin çalismalari ise; eger insanlar uçacaksa, bu uçma çalismalarinin yeniden gözden geçirilmesinin gerekliligini ortaya çikardi. Italyan bilimcisi Borelli 1680 yilinda insan kaslarinin, kuslari taklit ederek uçma çabalari için çok zayif oldugunu ortaya koydu ve imkansizligini açikladi.

Kuslarin uçuslarinin mekanizmasi yirminci yüzyila gelinceye degin tam olarak anlasilamadi. Bununla birlikte bu konudaki ilk doküman 1680 yilinda Giovanni A. Barolli tarafindan yayinlandi. Borelli, eserinde; kuslarin uçusunu tarif etmeye çalisarak, kustaki her bir tüycügün bu hareket esnasinda egilme ve dönme hareketleri yaptigini karmasik kanat çirpma hareketi sonucunda meydana geldigini, böyle bir hareket için insan vücudundaki kaslarin aslinda çok zayif oldugunu izah etmeye çalisti. Borelli'den sonra “havadan daha hafif” uçuslar sadece bir hayal olarak kalmayip küçük fakat etkileyici bir yolla gerçege dönüstü. Brezilya'li Gusmao, Portekiz kralindan uçan araci için patent istedi. Bu araca “Büyük Kus” adi verilmisti. Gusmao, eger böyle insan tasiyan kus tipinde bir araç yaptiysa muhtemelen uçamamistir. Daha sonralari Ingiliz tarihçisi Charles H. Gibbs, Gusmao'nun uçup, uçmadigi konusundaki süpheleri biraz hafifletti. Tarihçinin iddiasina göre O, Montgolfier kardeslerden 73 yil önce sicak hava ile havalanabilen küçük bir balon yapmisti ve 1709 yilinda Portekiz kralinin ve iki ayri sahidin gözleri önünde bunu uçurmustu.

“Havadan agir” bir cismin uçmasi çalismalari sürerken “havadan hafif” cisimlerin uçurulmasi 1700'lü yillarin sonlarinda gerçeklestirilmisti. Montgolfier kardesler tarihi uçuslarini 1783 yilinda balonla yaptilar ve bu balonlu uçus, derhal askeri uygulamaya sokularak Fransa'nin Avusturya savasinda kullanildi. Bu uçuslar, havacilari gerçek bir uçusu yani uçusun tam anlamiyla kontrol edilebilecegi bir arastirmaya yönlendirdi. Fakat bu, yaklasik bir asir daha gerçeklestirilemedi.

Uçagin teorisi, Wright Kardeslerin ilk uçaklarini uçurmalarindan çok önce Ingiltere'de 1799 yilinda Sir George Cayley tarafindan gelistirildi. Cayley, uçusun temel prensiplerini belirledi ve çalisma modelleri olusturdu. Bu nedenle adi “havaciligin babasi “ olarakta anilmasina neden oldu.

Bundan sonrasi artik daha bilimsel ve deneysel adimlarin görüldügü yillar oldu. Düsünceler hizla uygulama sokularak uçma hayali pratige geçirildi. Diger tüm öyküler ise birer mitoloji konusu olarak kaldilar.