|
Şebnem Bayezit | |
|
Çin'de 7.yy itibariyle afyon ilaç olarak kullanılmaya başlamıştı. 17.yy da tütün içiminin Asya da yayılması;tütün ile afyonun karıştırılarak kullanılması, bundan da keyif alınması halk arasında yavaş yavaş yayılmaya başlamıştı. İngilizler Doğu Hindistan'da ürettikleri afyonu Çin'e satıyordu. Zamanın imparatorları ülke halkının gittikçe esrar bağımlısı olmasından rahatsızlık duymaya başlamışlardı. 1729 yılında Çin'e Afyon girişi yasaklandı. Bu yasağa rağmen 1838 yılına kadar gittikçe artan Afyon kullanımı Kanton'da el konan esrarın denize dökülmesiyle (bu Hindistan gelirinin altıda biri gibi büyük bir oran olunca) İngiltere ile Çin arasında Afyon Savaşları başladı. Yapılan savaşlar sonucunda Nanking Antlaşması imzalandı. Bu antlaşmayla yüklü bir tazminat, bazı limanlar ve Hong-Kong İngiltere'ye verildi. Ayrıca bu antlaşma ile Çinli vatandaşlar diğer ülkelere göçmen olarak gidebileceklerdi. (Amerika kıtasına ilk göçmenler bu antlaşmadan sonra gittiler). Çin'in ticarete açılmakta direndiğini düşünen İngiltere ve Fransa, 1856 yılında Kanton'u işgal etti. Çin yarı-sömürge haline geldi. Rusya ve Japonya da Çin'e ait toprakların bir bölümünü işgal etti.
1949'da İngiltere'nin Çin'i tanımasıyla ekonomik hayatı çok gelişti. İkinci Dünya Savaşı esnasında (24 Aralık 1941'de) Japonların eline geçen Hong-Kong, 1945'te yeniden İngilizlere verilmiştir. Yapılan antlaşma neticesinde 1997'de "100 yıllık kira antlaşması" bittikten sonra Hong Kong yeniden Çin sınırları içine dahil oldu ve Makau ile birlikte "Özel İdare Bölgesi" statüsü altında yönetilmeye başladı. Hong Kong'un turizm dışında önemli bir özelliği de sadece Asya'nın değil dünyanın da en önemli finans merkezlerinden birisi olmasıdır. Hong-Kong'da ticaret ve sanayi İkinci Dünya Savaşından sonra çok gelişmiştir. Hong-Kong; tekstil endüstrisi, hafif sanayi (oyuncak, radyo, elektronik), sinema endüstrisi, az da olsa ağır sanayi (gemi inşası, çimento ve demir sanayi) ve özellikle bankacılıkla büyük bir ticaret merkezi olmuştur.
Dünya da ki “en” sıralamasına girmiş olan bir şehir Hong Kong. Evet dünyanın en yüksek binalarının listesinde, en uzun asma köprüleri listesinde, en uzun yürüyen merdiveni v.s sahip olan Hong Kong seyahati havalimanı ile başlar. Üst üste dünyanın en iyi havalimanı seçilen Hong Kong Havalimanın da kargaşa yok, gürültü yok. Yolcu anonslarının; tüm alana yayılmadan, sadece istenen bölgeye yapılabildiği birkaç havalimanından birisi. Her yer tertemiz ve modern bir alışveriş merkezinde olduğunuzu hissettiren görkemli bir mimari… Yolcuların rahatı için de pek çok şey düşünülmüş. Hong Kong'un müzelerinde ve alışveriş merkezlerinde de göreceğiniz gibi modern teknolojiye rahatlıkla ulaşılabilecek, internete ücretsiz girilebilecek terminaller yolcuların hizmetinde.
Liman kentlerdeki toprak alan sıkıntısının burada da yaşanması nedeniyle teknolojinin yüksek düzeyde kullanıldığı, denizin doldurulması ile kazanılan suni alanlara inşa edilmiş olan ve dikey büyüyebilen bir kent Hong Kong. Bir yarımada ve çevresinde birçok adadan oluşan kent de şehir merkezi, iki ana bölümden oluşuyor: Kowloon Yarımadası ile Hong Kong Adası. Ekonominin merkezi, yarımadanın hemen karşısındaki Hong Kong adasıdır. Her ikisinde de elli katlı ve daha fazla katlara sahip dev binalar göze çarpıyor olsa da en yoğun olarak bulundukları yer, Hong Kong Adası'nın Central-Admiralty ve Wanchai bölgeleri. Çevreye ve insanlara mümkün olduğunca zarar vermeyen; sınırlı kaynaklara dayanmayan malzemelerin kullanıldığı; onarımı kolay; ısı yalıtımı, optik performansı yüksek camların kullanıldığı; mekanik ısıtma-soğutmada ortam hava kalitesinin en iyi düzeyde tutulabileceği havalandırma sistemlerine sahip, akıllı bina denilen dev yapıların olduğu bir şehir. Büyük alışveriş merkezleri, lüks butikler, bu kentte fiyatların biraz yüksek olabileceğinin sinyalini de önceden veriyor gibi. Gökdelenler arasında dolaşırken birden kendinizi, yemyeşil bir parkın içinde bulursanız sakın şaşırmayın. Cıvıl cıvıl olan bu park, küçük gölleri, rengarenk çiçekleri, oturanlara serinlik sunan yüksek ağaçlarıyla, dev binalardan bunalanlar ve hayatın koşturmacasına kısa bir mola vermek isteyenler için mükemmel bir mekan.
Hong Kong'da caydırıcı yükseklikteki trafik cezaları nedeniyle yayalar ve araçlar trafik kurallarına büyük oranda uyuyor. Yollar çok geniş olmamasına ve nüfusun da alan yüz ölçümüne oranla oldukça fazla olmasına karşın trafik sıkışıklığı varmış gibi görünmeyen bir kent. Bunun nedeni ise, toplu taşımacılığın çok gelişmiş olması. Neredeyse, özel araçtan çok toplu taşıma araçlarının olması. İki katlı otobüsler, iki katlı tramvaylar, raylı sistem ve "şehir hatları vapurları" insanların yaşamını fazlasıyla kolaylaştırıyor.
Yeni Bölge'nin batısında bulunan dünyanın en büyük asma köprülerinden birisi olan Tsing Ma Köprüsü, Lantau Adası ile bağlantıyı sağlıyor. Köprü hem taşıt trafiğini, hem de tren yolu trafiğini üzerinde barındırıyor.
Hong Kong'daki Tsing Ma köprüsü eğilecek ve sallanacak şekilde tasarlanmış.4518 feet uzunluğundaki köprü, kendisini ve trenleri bir kaç feet sağa ve sola sallayacak ve köprünün boyunu 2 feet kadar aşağı çekebilecek kasırgalara dayanıklı olarak inşa edilmiş. Tsing Ma'nın daha şiddetli bir sallanmaya maruz kalabileceğini düşünen mühendisler tarafından köprüye, tam konumunu üç boyutlu olarak belirleyen bir dizi GPS alıcısı yerleştirilmiş. Kilometrelerce uzunlukta fiber-optik kablolarla birbirine bağlı 14 GPS alıcısı, köprünün kablolarına, gövdesine ve kulelerine takılı. Alıcılar, her on saniyede bir konumlarını, görüntüleme merkezindeki bilgisayara aktarıyorlar. Olası hataların düzeltilmesi için sabit diğer 2 GPS alıcısından alınan veriler de bilgisayara gönderiliyor. Tsing Ma'nın konumu, yatay olarak bir inçin 10'da 4'ü ve dikey olarak da 10'da 8'i doğruluk payıyla belirleniyor. Bilgisayar ayrıca rüzgarın yönü ve hızını da hesaplayarak köprünün bileşenleri üzerinde oluşabilecek basınç ve yükü tahmin ediyor ve mühendislerin tamir ve bakım çalışmalarını hazırlamalarına yardımcı oluyor.
Teknolojinin rahatlıkla kullanıldığı, kişi başına en fazla cep telefonu kullanımına sahip olan Hong Kong cazibesini yitirdiğinden midir bilinmez ama daha yeni sayılan Disneyland'ın açılışı ile farklı bir turist kesimini de çekmek istiyor olabilir. Seyahat etmek isteyenlere duyurulur.
Not:Tsing-Ma köprüsü ile ilgili Erciyes üniversitesi sitesinden yararlanılmıştır.