Şebnem Bayezit

THY Dış Hat Satış Muhasebe

ağustos 2006

30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI

Şerefli bir hayat, gerektiğinde kaybedilmemesi gereken değerler uğruna canını bile feda etmeyi göze almaktır.

İslam dininde şehitlik ve gazilik önemli bir yer tutmaktadır. Sevgili Peygamberimiz (S.A.V.), şehitlik mertebesinin yüceliğine işaret eden bir hadis-i şerifinde: “Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, Allah yolunda savaşıp şehit olmayı, yine diriltilip şehit olmayı, tekrar diriltilip şehit olmayı isterim” [1] buyurmuştur.

Şehitlik arzusunu yitirenler için “Ne oluyor size ki Allah yolunda savaşa çıkın denildiğinde yere çakılıp kaldınız”[2] buyurarak, din ve vatan savunmasına katılmayanların karşılaşacağı durum, Kuran-ı Kerim'de belirtilmiştir.

Gazi kelimesi, “Hücum etmek, savaşmak, yağmalamak; din uğrunda cihat etmek” mânâsına gelen gazânın (gazve) ismi-i fâili olup, savaşta başarı kazanan kumandanlara, hattâ hükümdarlara da şeref unvanı olarak verilmiştir. Yukarıda da yazdığımız gibi Hz. Peygamber' in şehitlik ve gaziliğin faziletleri hakkındaki sözleri gaziliğin de değerini arttırmış ve “ölürsem şehit, kalırsam gazi ” sözünü asker uğurlayan nice analar, bacılar, eşler duymuşlardır.

ATATÜRK'E 13 Eylül 1921'de kazandığımız Sakarya Zaferinin ardından, 19 Eylül günü TBMM tarafından Gazilik unvanı ve Mareşallik rütbesi verilmiştir. Cumhuriyetimizin iki Mareşali vardır; ATATÜRK ve Fevzi ÇAKMAK. Ancak, ATATÜRK Mareşallik rütbesini ön plana çıkarmak yerine imzasını genellikle “Gazi” unvanıyla atardı. Şehitlere ve Gazilere bu kadar önem veren, Gazi Mustafa Kemal adı ile kazanılan Büyük Taarruzu “Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda” mısralarından daha iyi anlatmak mümkün olmamaktadır.

Milletimiz için önemli olan bu değerler ve vatan toprağı, yeri geldiğinde korkusuzca savaşabildiğimizi bize her Milli bayramda bir defa daha hatırlatmaktadır.

Şehit mezarlarının çiğnetilmediği ve vatan topraklarının düşman işgalinden temizlendiği; Büyük Taarruz'u anmak için kutlanan Zafer Bayramı. “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz İleri” sözleri ile 26 Ağustos'ta sabah erken saatlerde Türk topçularının ateşi ile başlayan, 9 Eylül'de İzmir'den (Akdeniz'in bir kolu olan Ege Denizine) dökülen düşman ile Anadolu topraklarının işgali sona ermiştir. Büyük Taarruz, dünyanın en hızlı ve etkili taarruzudur. Bu kadar kısa bir zamanda Afyon'dan İzmir'e kadar uzanan mesafe düşmandan temizlenmiş olup Türkiye'nin, bütün dünya ülkelerine kurtuluşunu gösterdiği gündür. Gerçekte tüm Misak-ı Milli sınırlarının tekrar Türk egemenliğine girişi daha sonra olsa da 30 Ağustos, sembolik olarak, işgal güçlerinin tamamen ülke topraklarından atıldığı günü temsil eder.

Tıpkı Gazi Mustafa Kemal'in dediği gibi; ACİZLER İÇİN İMKANSIZ, KORKAKLAR İÇİN MÜTHİŞ GÖRÜNEN ŞEYLER KAHRAMANLAR İÇİN İDEALDİR....

Büyük Taarruz yapılana kadar yaşananları kısaca bir kez daha anımsatarak ZAFER BAYRAMI'MIZIN öncelikle tüm şehit, gazi ailelerine ve TÜRK halkına kutlu olmasını diliyoruz.

Sevr Antlaşması'nı Türklere kabul ettirmeyi gaye edinen İngilizler, Sakarya'dan sonra başlattıkları diplomatik girişimleri bir süre daha devam ettirmişlerdir. Ancak TBMM Hükümeti Misak-ı Milli'den ödün vermek niyetinde değildi. Sakarya yenilgisinden sonra müdafaa durumuna geçmek zorunda kalan Yunan ordusu, Eskişehir-Afyonkarahisar hattına geri çekilerek, gerekli korunma tedbirlerini alırken, Türk Genel Kurmayı, Yunanlılar toparlanmadan taarruza geçilmesini istiyordu.

Gazi M. Kemal, işgalci ordulara kesin darbeyi indirmek istiyordu. Doğu ve Güney cepheleri tam anlamıyla güvenlik altına alındığından buralardaki birlikler gizlilik içinde Batı Cephesine kaydırıldı. Ordunun eksiklikleri giderildi. Gazi M. Kemal Haziran 1922'de taarruz kararı aldı. 6 Ağustos 1922'de orduya gizlice taarruz için hazırlanması emri verildi. Akşehir'e gelerek komutanlarla toplantı yaptı. Toplantıda 26 Ağustos taarruz günü olarak belirlendi. Taarruz Afyon'un güneyinden Dumlupınar yönüne doğru baskın şeklinde başlayacak, sonra meydan savaşına dönüştürülerek düşman kuvvetleri tümüyle yok edilecekti.

İslam Dünyasında da Hıristiyanlığa karşı bir başarı olarak kabul edilen Büyük Taarruz, 26 Ağustos'ta büyük bir gizlilikle başlamıştır ve Anadolu'dan Müslüman Türkleri atmaya yönelik bir mücadele daha başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

Hiç bir zafer gâye değildir. Zafer, ancak kendisinden daha büyük olan gâyeyi elde etmek için gereken belli başlı vasıtadır. Gâye, fikirdir.

Zafer, bir fikrin istihsâline (elde edilmesine) hizmeti nispetinde kıymet (değer) ifade eder. Bir fikrin istihsâline dayanmayan bir zafer pâyidar olamaz (yaşayamaz) . O, boş bir gayrettir.

Her büyük meydan muhare-besinden, her büyük zaferin kazanılmasından sonra yeni bir âlem (dünya) doğmalıdır, doğar. Yoksa başlı başına bir zafer, boşa gitmiş bir gayret olur.

Mustafa Kemal ATATÜRK

(Ankara, 16 Eylül 1921)

 

[1] Buhari, Cihad, 119, Vı,11

[2] Tevbe, 9/38

 

UTED DERGİ