|
ağustos 2006 |
KUŞADAMLAR | |
için çılgınca bir maceranın da kahramanı oldu. Derken uçma tutkusu, zaman içinde bir düş olmaktan çıkıp havacılığı milyarlarca dolar harcanan dev bir endüstri haline getirdi. Uçmak için kollarına kanat takıp kendilerini tepelerden bırakan atalarından bu yana hep “daha yükseğe” kanat açan “kuşadam”lar,
sonunda gökyüzünün de ötesine geçip, "uzayda gezinti"nin kapılarını araladı. Oysa başlangıçta sadece bir hayal vardı…
MİTOLOJİLERDE yer alan kimi söylencelerin zaman içinde gerçekleştiğine tanıklık ederiz. Örneğin insanlardaki uçma isteği… Labirent ve Minatauros söylencesinde yer alan Daidolos ile oğlu İkaros kapatıldıkları labirentten kurtulmak için uçmayı hayal ederler. Çok becerikli olan Daidolos oğluna kanatlar yapar ve balmumuyla bu kanatları vücuduna yapıştırır. Havalanmadan önce oğlunu sıkı sıkı tembih eder, 'çok yükseklerden uçma' diye… Ama İkaros bu öğüdü dinlemez ve yükseldikçe yükselir. Sonunda iyice güneşe yaklaşır. O zaman kanatları tutan balmumu erir ve İkaros Ege Denizi'nde Sisam Adası yakınlarında denize düşüp ölür…
Bu mitolojik dilek, 19. yüzyıl sonunda sadece bir hayal olmaktan çıktı. Var olduğundan bu yana hep uçmayı düşleyen insanoğlu, bu düşünü gerçek kılmak adına birçok çılgınlıkta bulundu. Ayaklarını yerden kesmek için ilginç aletler icat etti. Mesela kollarına kanat takıp uçmak için yüksek tepelerden kendini bıraktı. Binlerce başarısız deneme birbirini izledi. Ve nihayet Hazerfen Ahmet Çelebi, motorsuz uçma başarısını gösteren ilk insan olarak tarihteki yerini aldı. Derken teknoloji hızla ilerledi ve sesten hızlı uçan araçlara, jetlere kadar geldi sıra. Gelişen teknolojiyle birlikte dünya da hızla küçüldü.
Bugünkü yüksek uçuşumuzu, o kanat takıp uçmaya çalışanların hayallerine, cesaretlerine, ardına takıldıkları maceraya borçluyuz. Ben de bu yazımda onların torunları sayılacak, havacılığa sadece gönlünü değil aynı zamanda aklını, zamanını, terini ve de canını veren insanlara dair kısa bilgiler aktaracağım.
Serbest düşmenin tehlikeli olduğunu bilen skydiver'lar (gökyüzüdalıcıları), yine de bu büyüleyici ve tutkulu spordan kendilerini alamazlar. Sürekli olarak, gökyüzünde nasıl daha çok uçabileceklerini araştırırlar. Cesur bay ve bayanlar bu sporun limitlerini zorlayarak, insanoğlunun gökyüzünde kuşlar kadar hür ve de mutlu olmasının yolunu açtılar.
1930'lardan 1960'lara kadar birkaç adam, yapay kanatlarla serbest düşme rekorları kırdı. Onlara “kuşadam” denildi. Clem Shohn ve Leo Valentin kuşadamların önde gelen iki ismiydi. Fakat diğer kuşadamlarda olduğu gibi, onlar da tutkuyla rüyalarını yaşarken bu yolda yaşamlarını kaybettiler. 1930 ile 1961 yılları arasında toplam 75 kuşadam rüyalarını tam anlamıyla gerçekleştiremeden bu spora veda etti. 1990'lı yıllarda efsanevi skydiver Patrick De Gayardon kendi buluşu “wingsuit”i (kanat giysi) üretti. Patrick, bu kanatlı kıyafetle mucizevi boyutlarda uçuşlar gerçekleştirdi; ki kimse böyle bir şey olabileceğine inanamamıştı. Orijinal birdman de buna dahildi. Ne yazık ki Patrick, 13 Nisan 1998'de yeni wingsuit'ini test ederken yaşama veda etti.
O yıllarda Jari Kuosma (Finland), Robert Petnick (Croatia) güçlerini birleştirdiler. Amaçları tecrübeli her skydiver'ın kullanabileceği yüksek performanslı fonksiyonel bir wingsuit yaratmaktı. Yaptıkları 9 prototipte, ufak tefek hatalara rağmen kahkahalarla 1999'da ilk ticari amaçlı birdman'i insanoğlunun kullanımına sunmayı başardılar. Artık gökyüzü dalıcıları havada daha fazla yol alabiliyorlardı. Üstelik düşme hızları da oldukça yavaşlamıştı. Birdman Suit Leo Valentin'in ardından ilk kez yeniden isimlendirildi. Leo Valentin insanoğlunun uçması için çabalayan, bu yolda hayata veda eden bir kahramandı.
Leo Valentin'li günlerden bu zamana havacılık adına tabii ki çok şey değişti. İstikrarla gelişen teknoloji sayesinde skydiving malzemeleri her zamankinden çok daha güvenli bir hal aldı.
Eğitimde de ilerleyen teknikler sayesinde daha bilgili ve yetenekli skydiver'lar yetişti. Tüm bu gelişmeler sayesinde geçmişe nazaran daha az kaza yaşanıyor ve her geçen gün bu sporun popülerliği artıyor.
Türkiyeli ‘kuşadamlar'
Ülkemizde ilk birdman atlayışını yapanlardan biri Arif Kemal Buhara. Buhara 28 Temmuz 2004 yazında Ölüdeniz'de microlight'tan atladı. Tecrübeli bir skydiver ve de aynı zamanda yamaç paraşütü pilotlu olan Buhara, bu sporun inceliklerinde dolaşıyor. Zaten yıllardır yaptığı yamaç paraşütünde hem performans hem de akrobasi dalında Türkiye'mizi uluslararası platformlarda birçok kez başarılı bir şekilde temsil etmişliği de var. Bugünlerde Birdman kıyafetiyle yeni projelere imza atmaya hazırlanan Arif Kemal Buhara, birçok hava aracından ve yerden atlayış yapmış. Birdman ile uçaktan, balondan, flybot, microlight, yamaçparaşütü, yüksek uçurumlardan, köprü ve binalardan gökyüzüne kanat açmış. Düşük ve yüksek hızlarda, değişik şekillerde birdman'in kanat hakimiyetini ve manevra kabiliyetini de bu atlayışlar esnasında geliştirmiş.
Peki “kuşadam” giysisi ile uçabilmek için ne kadar tecrübe gerekir diye sorarsanız; 'en az 500 atlayışta bulunan bir paraşütçü olması gerekir' diyebiliriz. Ancak atlayış sayısından çok, atlayan kişinin olgun ve mantıklı olması şart; çünkü çoğu kez, havada aynı anda yüzlerce paraşütçü olabilmekte. Yer tercihi, uçuş planı, diğer paraşütçülere güven ve saygı olması gereken başlıca özellikler. Sırf seyredenleri hayran bırakmak adına ya da bu işi yapan diğer kişileri etkilemek için riskli hareketlerden kaçınmak gerekir. Mutlaka ilk uçuştan önce bir birdman eğitmeninden de yardım alınması şarttır.
UTED DERGİ |