VERİMLİLİK , EMEKLİLİK  VE  VEFA
Hidayet KAPKAÇ

 “Herşeyin bir sonu var” diyen bir şarkı sözü vardır hani. Herşeyin, en başta da yaşamın sonlu olması Yaratan’ın bir lütfu aslında. Düşünsenize hiç sonu gelmeyeceği için telaşsız, kaygısız yaşanacak bir hayat ne kadar sıkıcı olurdu. Halbuki çocukken bir an önce büyümeyi istemek, gençliği cömertçe harcayıp yaşlılıkta yaşamın değerinin bilinmediğinden yakınmak hep şu faniliğin hediyesi insanoğluna.
 

İşte bu fani yaşamın çok önemli bir parçası olan çalışma hayatının da bir sonu var şüphesiz. Bir kuruluşta uzun yıllar çalıştıktan sonra ayrılmak, insanda yoğun  duygular uyandırır. Çalışırken kendinize ve ailenize ayırdığınız zamandan daha fazlasını işinize ayırmak, iş arkadaşlarınızı ailenizden daha fazla görmek durumundasınız. THY de çalışmak ise daha farklı bir ayrıcalıktır. Pek çok insanın gıpta ile baktığı havacılığın tam içinde olmak, gökyüzünde çelik kanatların güvenle süzülmesinde pay sahibi olduğunuzu hissetmek ve bu mesleğin sağladığı bir çok imkandan yararlanmak ayrılığı daha bir zor kılar. Uzun yıllar boyunca öylesine kanıksanır ki bu durum hiç bitmeyecek sanırsınız. Ancak birde bakmışsınız günün birinde elinize bir yazı tutuşturulmuş.


Doğaldır ki iş yaşamının kuralı işleyecek ve birileri gidip birileri gelecektir. Önemli olan gidenin zarafetle ve nezaketle uğurlanması, gelenin de liyakatle gelmesidir.


Son günlerde gözbebeğimiz THY Teknik'deki uygulama  ne yazık ki bu zarafetten uzaktır. Ömrünün çok önemli bir kısmını bu şirkette geçirmiş, sevgiyle, özveriyle şirketin bu günlere gelmesinde pay sahibi olmuş insanların eline verimsiz olduklarını ve iş yasasının filanca maddesine göre emekli edileceklerini anlatan bir yazı tutuşturulmuştur.


Zor da olsa emeklilik fikrine alışmaya çalışmakta olan bu insanlar verimsizlik ithamı karşısında şok olmuş ve incinmişlerdir.

İster IMF ye verilen sözler gereği, ister başka nedenlerle olsun çalışanları erken emekli etmenin anlaşılabilir bir yanı olabilir. Ancak yöntem böyle olmamalıdır. Aslında yöntem konusunda çalışanlar arasında bir fikir birliği vardır. Genel kabul gören düşünce şudur: Bu konuda  bazı kriterler belirlenebilir  ve o kriterleri karşılayan çalışanlar günü geldiğinde erken emekli edilebilir. Bu kriterler ; emekliliği haketmiş olmak kaydıyla belli bir yaşa gelmiş olmak (örneğin 55 yaş ) veya şirkette belli bir çalışma yılını tamamlamış olmak  (örneğin 25-30 yıl ) olabilir. Böylece çalışanlar şirketten ayrıldıktan sonraki yaşamlarını önceden düzenlemek için gerekli zamanı önlerinde bulurlar.  Doğaldır ki bu kriterlerin çok düşük yüzdeli bir istisnası olabilir. Yani işveren bu kriterlere ulaştığı halde şirket için önemli gördüğü kişileri çalıştırmaya devam ettirebilmeli yada bu kriterlere ulaşmadığı halde gerçek anlamda verimsiz olan çalışanı işten çıkarabilmelidir.
 

Başka bir açıdan baktığımızda bu konuda zamanlama da oldukça önemlidir. Yoğun yaz programının ortasındayken  bu tip davranışlar çalışanları demoralize etmektedir. Şirket kıdemi çok az olan çalışanlar bile "ileride bende böyle bir davranışa muhatap olacak mıyım acaba" diye düşünür olmuşlardır.
 

Diğer yandan teknisyen ihtiyacının herkes tarafından bilindiği bir ortamda emekli edilenlerin yerinin nasıl doldurulacağı, üzerinde düşünmemiz gereken bir diğer konudur. 


UTED başkanı Sn. Sefa İnan'ın durumuna baktığımızda ise daha farklı ve spekülatif yorumlara yol açabilecek bir durum görüyoruz. Temsil ettiği uçak teknisyenlerinin ve aynı zamanda THY'nin yararına olacak vergisiz iş tazminatı hakkını uzun ve sabırlı bir hukuk mücadelesi  sonunda elde eden sayın İnan’ ın tam bu çalışmaların ortasındayken ve mahkeme temyiz sürecindeyken emekli edilmek istenmesi üzücüdür.

Şurası muhakkak ki THY nin çok değerli yöneticileri ve çalışanları şirketini sevme ve yarınlarını düşünme konusunda birbirlerinden farklı değillerdir. Herkes bu güzide kuruluşun daha iyiye gitmesini ve bayrağı gönül rahatlığıyla devretmeyi ister.

 

Umarız senelerce onurla bu şirkete hizmet eden insanlar ayrılırken de onurla , güler yüzle ve kendilerine teşekkür edilip plaket verilerek ayrılırlar. VEFA’nın sadece İstanbul'da bir semt adı olmadığını da hep birlikte görürüz.