KÜRESEL ISINMA ve HAVACILIK

 Selahattin GÜL – WFA

Havayolu seyahatlerinin trendi… 

1993-2000 yılları arasında hava taşımacılığı Avrupa’da %10 oranında artmıştır. 11 Eylül terörist saldırıları, SARS hastalığı salgını ve Irak savaşı bu artışı bir miktar azaltmıştı. Bu azalma ; 2002 yılında havayoluyla yolcu taşımasında %4’lük, yük taşımada ise %8’lik bir oranda olmuştu.

Fakat, Avrupa ekonomisindeki gelişmeler nedeniyle düşük bütçeli uçuşlarda 2003 yılında tekrar bir yükseliş görülmüştür. Tahminler, yolcu sayısındaki artışın önümüzdeki 20 yıllık süreçte, her yıl %5 artacağı yönündedir.  
     

Bu konular ilgili dokümanlarda hava trafiği, RPK (Revenue Passanger Kilometers) olarak kısaltılmış şekilde gösterilen bir kavramla bahsedilir. Bu, yılda ;  Yolcu sayısı x Uçulan mesafe / Yıllık yolcu sayısı  olarak hesaplanan bir tanım olup, 1970 yılında bu değer 551 milyar iken, 1995 yılında söz konusu bu rakam büyük oranda artarak 2,537 milyara yükselmiştir. Bu değerin ; 2015 yılı için 5,700 milyar, 2050 yılında ise 14,000 ile 23,000 milyar arasında olacağı tahmin edilmektedir. ICAO tahminlerine göre ise, 2050 yılında dünya  nüfusu 10 milyar civarında olacaktır. Bu her dünya vatandaşının yılda 1400 ile 2300 km. arasındaki bir mesafeyi uçakla uçacağı  anlamına gelmektedir.

 

Uçuşların stratosferdeki etkileri….

Uçaklar uçuş esnasında çeşitli gaz ve partikülleri atmosferin üst troposfer ve alt stratosfer tabakalarına doğrudan yayarlar ve atmosferin yapısını karbondioksit, ozon ve metan açısından değiştirirler. Bugün havacılık, insandan kaynaklanan karbondioksitin yaklaşık %3-3,5 oranındaki miktarını üretmektedir.
 

Bu çok değildir. Fakat, mevcut RPK gelecek on yıllarda havacılık için önemli faktör oluşturacak ve bu oran %10, belki de daha fazla olacağından 2050’ye doğru insanlığın kendisi, küresel ısınmanın artmasını tetikleyen ana unsur haline gelecektir.
 

Atmosferin stratosfer ve troposfer tabakaları arasındaki soğuk bölgede yeterli su buharı bulunmaz. Bu bölgede su buharı genellikle uçakların motorlarından yakıtların yanma sonucu dışarıya bırakılır. Uçakların arkasından beyaz izler olarak görülen buharların kristalleşmiş halleri olan “trail ve contrails’leri oluşturur. Bunlar zamanla birleşerek büyür ve cirrus bulutlarını oluşturur. Bu tür bulutlar Avrupa, Amerika ve kuzey Atlantik uçuş koridorları üzerinde %5’lik bir oranla gökyüzünde yer alır. Aşağıdaki şekilde Kuzey Avrupa üzerindeki trail’lerin uydudan çekilmiş fotoğrafı görülmektedir.

Bu tür bulutların, 2050 yılına kadar dünyada her yıl %0,5 oranında artması beklenmektedir. Bunların, “greenhouse” olarak bilinen etkileri olduğu tahmin edilmektedir.  Çünkü bunlar, güneş radyasyonunu yeryüzüne doğru geçirirken yeryüzünden yansıyan infrared radyasyonunu  bünyelerinde tutarlar.

İs (kurum) ve sülfat yayımı (emission) bu tür bulutların çoğalmasını ve dolayısıyla etkilerinin artmasına da yol açmaktadır.
 

Stratosferde uçan uçakların motorlarından atılan nitrojen oksit yoğunluğu, ozon tabakasının incelmesine neden olmaktadır. Süpersonik yolcu  uçaklarının (Concorde gibi)  tercih edilmediğinin nedeni de zaten budur.       Stratosferdeki gazların, değişimi oldukça yavaştır. Bununla birlikte bu irtifadaki değişimin, dünyada küresel boyut kazandığında atmosferik sistem ve ozon tabakası üzerinde çok şiddetli ve sert etkileri olacaktır.
 

Atmosferin troposfer tabakasındaki değişimler, stratosfer tabakasında vuku bulanlarla  kıyaslandığında çok azdır ve tabakalaşma sakindir. Fakat araştırmacılar bu konuda şunu söylemektedir ; “küçükte olsa değişimler, hiç değişim olmamasının yanında çok büyük anlamına gelir”. Kuzey ve  güney yarıkürelerde de farklılıklar vardır. Kuzeydeki kara ve suların dağılımı güneydeki gibi homojen değildir ve buradaki hava akımları nispeten daha zayıftır.

Güneşin karaları, denizleri ve havayı ısıtması tropik bölgelerde diğer yeryüzü bölgelerine göre daha güçlüdür ve hava sirkülasyonu daha yükseklere erişir.

Kutup bölgelerinde ısı çok düşükken ozon absorblaması nedeniyle stratosferin üst tabakalarında güneş ışınları nedeniyle bir ısınma oluşur. Fakat buralarda hava hareketleri ekvator bölgesine göre daha azdır.
 

Emisyonun Etkileri

Açıklanan 1999 yılı verileri, hava trafiğinin her yıl %3,1 oranında büyüdüğünü, yakılan yakıt oranının ise %1,7 oranında arttığını göstermektedir.

Yapılan araştırmalara göre içinde bulunduğumuz yüzyılın çevre sıcaklığı bir önceki yüzyıla göre 0.38-0.78C derece artmıştır. Araştırmacılar buzul çağından günümüze dünyamızın ısısının toplam 3.88C derece arttığını da belirtmektedirler. Yapılan hesaplara göre 2050’de dünyanın ısısı yaklaşık 0.889C derece daha artacaktır. Bu ısı artışında havacılığın payı ise 0,05C derece olacaktır.  Bilim adamlarının görüşüne göre atmosferdeki karbondioksit oranı, endüstriyel çağın başlangıcından (yaklaşık 250 yıl önce) beri %30 artmıştır. 1999 yılında bu konudaki bir uluslararası toplantının sonuç raporuna göre dünyadaki 16,000’den fazla ticari uçağın atmosfere pompaladığı karbondioksit miktarı ise 600 milyon tondur.
 

EPA (EnviroProtection Agency) kuruluşunun, 1997 yılı verilerine göre greenhouse kapsamındaki gazların yayılımında %3-3,5 oranında havacılığın etkisi vardır. Geri kalan oranlar ; %23 diğer ulaşım araçlarından, %41 endüstriyel kuruluşlardan ve %33 diğer faktörlerden kaynaklanmaktadır.

grupların bu konudaki çalışmaları arasında, jet yakıtı vergilerinin arttırılması ve dolayısıyla kullanımının azaltılması vardır. IATA (International Air Transport Association)’ın araştırmasına göre ise havayolu şirketlerinin %95’i yüksek yakıt vergilerinin kirlenme problemini çözmeyeceği yönündedir. Buna göre, böyle bir uygulama sonuçta bilet fiyatlarının yükselmesine neden olacaktır. Yine IATA’ya göre 1990-2000 yılları arasında havayolları, yapılan araştırmalarla yakıtın etkin kullanımı yönünde %17’lik bir ilerleme yapmıştır. Yaşlı uçakların servisten alınması bu çalışmaların bir parçasıdır.


Sonuç

Araştırmacıların üzerinde çalıştıkları bazı belirsizlikler halihazırda mevcuttur. Bunlar ;

a. Bir uçağın troposfer veya alt stratosfer tabakalarındaki uçuşları esnasında etkilerinin farklılıklarının ne olduğu,

b. Hangi atmosferik şartlar contrai’lerin ve atılan partiküllerin cirrus bulutlarının oluşumuna etki ettiği,

c. Havacılığın ürettiği gazlarla, endüstriyel gazların bulut oluşumuna etkileri tam olarak nedir ve hangi bulut tiplerinin ısınmaya etki ettiği,

d. Methan ve ozon dışında, ısınma ve soğumaya hangi gazların ne kadar katkısının olduğu üzerinedir.   

Bugün artık önemli hale gelmiş, gelecekte daha da önemli olacak  iklim değişiklikleri ve buna havacılığın etkileri artık göz ardı edilemez duruma gelmiştir.

Havacılığın, insanlığın etkili olduğu küresel ısınmadaki payı günümüzde %3,5 mertebesinde iken bu oran 2050’ye doğru %15 olacaktır.

Aralık 1997 tarihinde imzalanan Kyoto antlaşması, imzası bulunan ülkelerin  ürettiği emisyonları (gaz ve partikül atıkları) 2008-2012 arasında azaltmasını zorunlu kılmaktadır ve bilinçli gruplar bunu ısrarla takip etmektedir.