UÇAKTA OKSİJEN SİSTEMLERİ
Selahattin GÜL • World Focus Airlines

Oksijen… Hayatımızı sürdürebilmek için ihtiyaç duyduğumuz gaz.
 

Deniz seviyesindeki atmosfer içerisinde %21 oranında bulunan oksijenin bu oranı, bilindiği gibi yüksek irtifalarda düşer. Basınçlandırılmamış uçakların yüksek irtifalardaki uçuşlarında oksijenin bu azlığı nedeniyle insan beyni üzerinde olumsuz etkileri olur ve hypoxia adı verilen psikolojik durum ortaya çıkar. Bu durum; konsantrasyon bozukluğu, yorgunluk, unutkanlık ve baş ağrısıyla kendisini gösterir ve insanı adeta aptallaştırır. Hayatımızı idame için gereken bu gaz, uygun olmayan taşıma, servisleme veya muhafaza durumlarında zararlar verebilir duruma da gelebilir.
 

Normal şartlar altında basınçlandırılmış kabinlere haiz uçaklarda ilave bir oksijene ihtiyaç duyulmaz. Bununla birlikte, bu tür uçaklarda bile ilave oksijen gerektiren bazı durumlar oluşabilir. Araştırmalar, genellikle bu durumlarda ilave oksijen ihtiyacı duyan kişilerin fazla sigara içenler arasından çıktığını göstermektedir.

 

Havacılıkta Oksijen Sistemleri…

 

Havacılıkta kullanılan oksijen tüpleri genellikle şu şekilde kategorize edilebilir ;

1. Sabit akışlı,

2. İrtifa ayarlı
 

Sabit akışlı oksijen sistemleri en yaygın ve düşük maliyetli olanıdır ve basittirler. Başlıca parçaları ; silindir, regülatör ve manifold’dur. Silindir basıncı genellikle 2200 PSI’dır. Bağlı olan manifold ise 20-75 PSI basınç arasında çalışır.


İrtifa ayarlı oksijen sistemlerinin belirgin özelliği ise, irtifaya bağlı olarak gereken oksijen akışının otomatik olarak kendiliğinden ayarlanması özelliğine sahip olmasıdır. Yalnız, alçak irtifalarda herhangi bir kişinin bir rahatsızlık nedeniyle duyabileceği ilave oksijen bu sistemle karşılanamaz.

 

Uçaklarda oksijen sistemleri için en yaygın olarak iki türlü silindir kullanılır.


Bunlar, çelik silindirler ve kompozit silindirlerdir. Kompozit silindirler daha hafiftirler. Tanımlama amacıyla, silindirlerin boynu civarına harfler ve numaralar yazılır. Bu silindirler havacılık endüstirisi için onaylı olup, bunun dışında bir başka amaçla kullanılmaz. Silindir üzerinde dört basamaklı bir sayı yer alır. Bu rakam dizisi, tüpün nerede doldurulduğunu gösteren  bir işaretleme şekli olup bunun iki tarafında ikişer basamaklı olarak imalat ayı ve yılını gösteren tarihler bulunur.

 

Oksijen Silindirlerinin Hidrostatik Testi

Silindirler düzenli aralıklarla hidrostatik basınç testlerine tabi tutulurlar. Bu test esnasında çatlak, korozyon ve düzgün çalışma açısından kontrol edilirler.

3AA tipindeki çelik silindirler her 5 yılda bir kontrolden geçirilirler ve servis kriterlerini karşıladığı müddetçe kullanılırlar.

3HT tipindeki çelik silindirler ise her 3 yılda bir kontrol edilirler ve servis ömürleri 24 yıldır. Daha sonra servis dışı bırakılırlar.

Kompozit silindirler ise yine 3 yılda bir kontrol edilirler ve kullanım ömürleri 15 yıldır.
 

Hidrostatik Ömür ve Kullanım Ömrü gibi kavramlar, satın alma tarihi veya ünitenin montajı ile ilişkili olmayıp tamamen silindirin imalat tarihiyle bağlantılıdır. Siz bir üniteyi yeni olarak alsanız bile, söz konusu bu ünite imalatından sonra muhafaza edildiği depoda veya satıcısının rafında ömründen kayıplara uğramış kabul edilir.

 

Oksijenin Kullanımı 

Bu konudaki piyasada ; Havacılık, tıp, kaynak işlemleri ve araştırma alanlarında kullanılmak üzere 4 tip oksijen bulunur.

Havacılık ve tıp alanında saf oksijen kullanılır. Bununla birlikte havacılıkta nem kontrolü çok önemlidir. Havacılar için bu, su buharının çiğ noktası (dew point) -29,4C’dir.
 

Oksijen içindeki nem, emniyet açısından istenmeyen bir durumdur. Özellikle oksijen silindirlerinin uçakta bulundurulduğu bölgeler çok soğuk ise veya silindirlerden oksijen herhangi bir nedenle alınmaya başlandığında gaz yaklaşık 1800 PSI’den 70 PSI’lere düşerken hızla soğur ve sıcaklığı -26,6C’ye kadar inebilir. Bu durumda ; gaz içerisinde nem varsa, yoğunlaşır ve donar, dolayısıyla katı buz oluşur. Bu buz, oksijen tüpünün regülatör veya valflerinde donarak bir müddet sonra ihtiyaç nedeniyle gerekli olan oksijenin alınmasını engelleyebilir.
 

Nem, oksijen tüpü içerisine genellikle bakımlar esnasında girer. Bu sebeple, regülatör ve valfler üzerindeki tüm açıklıklar tapalarla kapatılmalıdır. Aksi halde, örneğin bazı günlerdeki atmosfer basıncının yükselmesi, havadaki nemin boş tüp içerisine girmesine neden olabilir. Nem ayrıca çelik tüplerin iç yüzeylerinin paslanmasına da yol açabilir.

 

Hidro-karbon tehlikeleri ve Emniyet 

Oksijen sistem komponentleri başta yağ ve yakıtlar gibi hidrojen-karbon bileşiklerinden oluşan maddelerden uzak olmalıdır. Oksijen sistemleri üzerinde kullanılacak takım ve teçhizatında kesinlikle temiz olması şarttır. Uçak üzerinde diğer işler için kullanılan takımlar bu sistemler için de kullanılacaksa iş öncesinde iyice temizlenmelidirler. Oksijen sistemleri servislenirken hatırda tutulması gerekenlerin başlıcaları şunlardır ;

• Oksijen tüpleri yuvarlanmamalı ve valfleri sürekli kapalı tutulmalıdır.

• Gerek servisleme işlemleri esnasında ve gerekse durağan haldeki oksijen sistemlerinde/tüplerinden gaz sızıntısına müsaade edilmemelidir.

• Servis işlemi çok yavaş yapılmalı, valf yavaşça ve dikkatlice açılmalıdır. Aksi halde ünitelerde ısı transferi problemi ortaya çıkar ve bu ısı değişiklikleri sonucunda tüp basınçlandırmasında  da değişiklikler meydana getirebilir.

• Valf açılacaksa, zorlanmamalı ve açmak için valf  koluna çekiç veya benzeri bir metalle vurulmamalıdır.

• Tüpler uzun süreli olarak güneş altında bulundurulmamalıdır.

• Servisleme işleminde kullanılacak takımlar başta yağlar olmak üzere hidrokarbonlu maddelerden arındırılmış olmalıdır.

• Toz ve kire karşı tapalama, torbalama veya diğer koruyucu unsurlar kullanılmalıdır.

• Ekipmanlar çok dikkatli kullanılmalı, temiz ve kuru ortamlarda muhafaza edilmelidir.

• Servis hatları / boruları temiz olmalıdır.

 

Sonuç… 

Emniyet söz konusu olduğundan, bu iş için personelin eğitimi önemli bir parametredir. Bu sayede, üretici firmanın önerdiği şartlara daha kolay adapte olunur ve uygulamalar hatasız yapılabilir.


Bu konuyla ilişkili çalışmalarda detaylara daima dikkat edilerek herhangi bir kazaya veya istenmeyen duruma yol açılmamalıdır. 

 

NOT: Bu yazının hazırlanışında katkıda bulunan THY Tüp Dolum Atelyesi Başteknisyeni Sn.Sadık TOKAÇ’a teşekkür ederim.