| UÇAKTA
DONARAK ÖLÜNÜR MÜ? Selçuk GÜNCAN / Teknik Eğitmen |
|
""Geçtiğimiz günlerde Atina yakınlarında düşen uçaktan sonra medyada yolcuların “klimadan” öldüğü konusunda bir çok yazı çıkmıştı. Medyada konusundan uzak kişilerin verdiği yanıtlar hepimizi üzdü. Uçakta klima sistemi nedir ne değildir konusunda biz Uçak Teknisyenlerinin bilgisi olsada, tüm okurları bu konuda bilgilendirmek bir görevdir. Biz bunu konusunda uzmanına, yani 21 chapter konusu teknik öğretmeni Sayın Selçuk Güncan’a sorduk""
KABİNDEKİ KONFOR
Günümüzde, ticari yolcu uçakları 12000 metre’ye kadar olan yüksekliklerde
uçmaktadırlar. Hiçbir önlem alınmadığı taktirde, bu zorlu hava koşullarında
hiçbir canlının yaşama olasılığı yoktur; bu şartlarda havanın basıncı
yeryüzündekinin çeyreği kadardır, sıcaklık yaklaşık sıfırın altında eksi 60
derece civarındadır ve nem oranı olarak dünyanın en kuru bölegelerindendir.
1950’lerde yüksek irtifalardan uçan uzun menzilli ticari uçaklarla
tanışmamızla birlikte, mühendisler kabindeki atmosferik koşulları uçulabilir
hale getirebilmek için çare aramışlardır. Üzerine odaklanılan en önemli
teknolojik konu kabin irtifasıdır (Kabin Basıncı). Uçuş
irtifasının artmasıyla sadece hava basıncı düşmemektedir (18000 ft’te hava
basıncı yeryüzündekinin %50’si civarındadır) ayrıca, bu düşük basınçtaki
havanın içerisinde bulunan oksijen miktarı da düşmektedir ki, insan vücudu
için oksijen sağlanması zorunludur. Bu sebeple, kabin içerisine yüksek
basınçlı hava sağlamak zorunlu hale gelmiştir. Ancak, deniz seviyesindeki
atmosferik koşulların aynısını uçak içerisinde sağlamak çok güçlü gövde
yapısı gerektirmektedir ki bu da ekonomik olarak çok zorlayıcıdır. Yapılan
ilk tıbbi çalışmalar göstermiştir ki, insanlar sağlık sorunu olmadan ve çok
fazla konfor kaybı olmadan 8000 ft civarlarında uzun zamanlar
kalabilmektedirler. Bu sebepledir ki, uçuş sırasında kabin basıncı belirli
bir limite düşürülmektedir. Bütün dünyada, ticari hava trafiğinde kabin
irtifalarını 8000 ft’e limitleyen anlaşma yapılmıştır. Kabin
basınçlandırma sistemi,uçak dışındaki düşük hava basıncını etkisiz hale
getirebilmek için kabin içini basınçlandırır. Yüksek irtifalarda, kabin
içerisinde uçak gövdesine düşen basınç metrekare başına 1 tona kadar
çıkmaktadır. Alçalış ve tırmanışlarda, uçak içerisindeki basınç değişikliği
sistem gereği yolculara göre limitlenmiştir. Tırmanışlar dakikada 150 metre
ve alçalmalar dakikada 100 metredir, buna rağmen uçağın kendisi irtifasını
çok daha hızlı değiştiredebilir. Yolcu
başına düşen gerçek hava ihtiyacı ortalama dakikada 6.8 litre civarındadır.
İhtiyaç duyulan hava miktarı hesaplamasında mesela Airbus, belirli bir uçak
tipinde uçağın tamamen yolcuyla dolu olduğunu göz önüne alarak, saniyede 9.5
litre değerini kullanarak kullanır. Uzun menzilli A 340 uçağı için sistem
tarafından kabine gönderilen bu miktar saniyede 3300 litre havadır. Bu
ayrıca şu anlama gelmektedir ki, herbir yolcu ihtiyacı olan oksijen
miktarının 80 katı kadarını almaktadır. Bu büyük miktardaki hava göndermenin
arkasındaki fikir de, eşit sıcaklık dağılımını sağlarken kullanılmış (Bol
Karbondioksitli Hava) havanın tahliyesi içindir. Buna
rağmen, sadece havanın hızlı tahliyesi uçak içerisindeki iklimlendirmenin
iyi olması için yeterli değildir. Uçaklarda, ÇEVRE KONTROL SİSTEMİ (ECS)
olarak adlandırılan sistem kabin havasının yeterli ve konforlu olmasından
sorumludur. Gerekenden fazla olmasına rağmen, güvenlik gereği uçakta 2 adet
ECS sistemi bulunmaktadır, bu 747-400 gibi çok büyük uçaklarda 3 adettir. Eksi 60
derece civarındaki dış hava sıcaklığında ECS sisteminin havayı, konforlu bir
sıcaklığa getirmek için ısıttığı varsayılır. Ancak, taze hava genelde
motorların kompresör kademelerinden alınır ki, bu kademelerdeki hava
sıcaklığı 300 derece civarındadır ve bu yüzdendir ki iklimlendirme sistemi
asıl soğutma amaçlı kullanılır. Motor
kompresör kademelerinden direk alınan hava (Bleed Havası) ilk olarak bir
türbine gönderilir, burada hava sıcaklığı yaklaşık 200 dereceye düşürülür.
Ayrıca bu sıcak havanın bir kısmı buzlanmayı önlemek amacıyla bazı kanat ve
gövde yüzeylerine de gönderilir. Halen sıcak olan havanın diğer kısmı
soğutma amaçlı olarak packlere (Cooling Packs) gönderilir ve burada hava
sıcaklığı sıfırın altına düşürülür. Kabin içerisinde istenilen sıcaklığı
sağlayabilmek için sonraki kademelerde bu soğuk havaya sıcak hava
karıştırılır. Birbirinden bağımsız olarak çalışan iki bilgisayar, kabin
sıcaklığının ve pack çıkış sıcaklığının ayarlanmasından sorumludur.
İklimlendirme sisteminin ısıtmadan çok soğutma amaçlı kullanılmasının ikinci
sebebi ise yolcuların kendilerinden oluşan sıcaklık artışıdır. Herbir kişi
yaklaşık 80 ile 1000 Watt civarında ısı açığa çıkarır. Bu, 300 yolcu
kapasiteli bir A340 uçağında devamlı surette ortalama 25 KiloWatt ısının
açığa çıkması anlamına gelir. Buna ayrıca galley ve ışıklandırma gibi ısı
açığa çıkaran sistemler de eklenmektedir. Bu doğal ısı artışından dolayı,
örneğin, kabin içerisindeki hava sıcaklığını 24 derecede tutabilmek için,
ECS sistemi tarafından kabine gönderilen havanın sıcaklığı 18 derece
olmaktadır. Halen yolcular tarfından uçak içerisindeki havanın kalitesinin sıklıkla eleştirilmesinin bir sebebi vardır. Bu da çok düşük miktardaki nem oranıdır. Yeryüzünde, alıştığımız nem oranı yaklaşık %40 ile %70 civarındadır. Ancak, normal bir uçuş seviyesinde nem oranı ortalama %3 civarındadır. Eski nesil uçaklarda, kabin içerisine sadece taze hava verilmekteyken, yeni nesil uçaklarda %40 oranında kullanılmış kabin havası sisteme tekrar katılmaktadır. Tekrar
kullanılmak üzere kabine gönderilen bu hava içerisinde bulundurduğu toz,
sigara dumanı, bakteri ve virüslerden arındırılmak için özel filtre
sistemlerinden geçmektedirler. Bununla birlikte, filtrelenerek gönderilen
hava kabin içerisinde, oranı yavaşça ve gittikçe artan, nem artışı da
sağlamaktadır. Kabindeki bölgelere göre, First Class’ta nem oranı %5 ve tam
dolu bir Economy Sınıfında %15’e kadar çıkmaktadır. Kabin konforu, üzerinde halen çalışılan ve tartışılan son derece önemli bir konudur. Havacılık endüstrisine tanıştırılmış ve kullanılan önemli bir gelişme daha bulunmaktadır. Taze hava üreticilerinin içerisine Ozon Çeviricileri koyulmakta ve kabine verilen havanın içerisindeki zararlı ozon seviyesi bu vasıtayla zararsız seviyelere düşürülmektedir. Gelecekte kabin içerisindeki nem miktarını artırmak için de gelişmeler pek yakında olacaktır...
KAYNAKLAR: Cabin Atmospheric Control Systems Eric Spoor Cabin Pressurization Wikipedia (Encyclopedia) Pressurized Airplanes Flight Training Handbook Technology For The Good Climate On Board Flug Revue |