| Organik
Tarım (Ekolojik Tarım-Biyolojik Tarım) Nedir?
Araştırma: Kıvanç BAYEZIT Uçak Teknisyeni |
|
Son zamanlarda Organik Tarım ve hormonlu bitkilerin hayatımıza girmesi Organik Tarımın önemini arttırdı. Sadece Organik Tarım yapan firmalar var. Hatta Ankara ve İstanbul’da bazı belediyeler halk için “kiralık tarla” sağlamakta...
Ekolojik Tarım; üretimde kimyasal girdi kullanmadan, üretimden tüketime kadar her aşaması kontrollü ve sertifikalı tarımsal üretim biçimidir. Ekolojik tarımın amacı; toprak ve su kaynakları ile havayı kirletmeden, çevre, bitki, hayvan ve insan sağlığını korumaktır. Ekolojik tarımın geçmişi 20.yüzyıla dayanmaktadır. Zira çevre bilinci ve ozon tabakasındaki incelme ve dünya geleceğinin tehlikeye girmesi gibi konular gündeme gelmiştir.
Önceleri çok çeşitli yöntemler ve teoriler geliştirilmiş, hatta bu yöntemlere astrolojik boyutlar katılarak ay ve yıldızların etkisini de üretime katan ekoller ortaya çıkmıştır. Tüm bu ekoller incelendiğinde görülen temel öğe; ekolojik dengenin korunarak, bitkisel ve hayvansal üretimin birlikte aile işletmeciliği şeklinde yapılması, dolayısıyla üretimden tüketime kısa devrelerin kurularak kendi kendine yeterliliğin sağlanmasıdır.
Bu özelliği nedeni ile 1. ve 2. Dünya savaşları sırasında popüler olan ekolojik tarım 1950 yılından sonra Amerika Birleşik Devletleri'nin Marshall yardımı ile önemini yitirmiş , sağlanan ekonomik katkılar ve aşırı desteklemeler sonucu entansif tarım süratle yayılmış, makineleşme, kimyasal ilaç ve gübreler ile kimyasal katkı maddeleri kullanılmaya başlanılmıştır. 60’lı yılların sonunda Avrupa Topluluğu' nun kurulması ve uyguladığı tarımsal destekleme politikaları, 1970 de pestisitlerin ve kimyasal gübrenin keşfi de bu gelişmeye katkıda bulunmuştur.
Ancak "Yeşil Devrim" olarak adlandırılan bu tarımsal üretim artışının dünyadaki açlık sorununa bir çözüm getirmediğini, aksine doğal dengeyi ve insan sağlığını süratle bozduğunu gören kişi ve gruplar bu konuda araştırmalara başlamışlardır. Bu araştırmaların sonucunda bilim çevreleri ve sivil toplum örgütlerinin baskısıyla 1979 yılından itibaren DDT grubu pestisitlerin kullanımı A.B.D.'den başlayarak tüm dünyada yasaklanmıştır. Bu durumda ekolojik tarım tekrar gündeme gelmiş, 1980 yılından sonrada tüketicilerin baskısıyla aile işletmeciliği şeklinden çıkarak ticari bir boyut kazanmıştır. ABD'de 0-2 yaş grubu çocuk mamalarının imalinde ekolojik ürünlerin kullanılmasını zorunlu tutan yasanın da bu ticari boyuta katkısını belirtmek gerekir.
Ülkemizde ekolojik tarım faaliyetleri 1986 yılında Avrupa'daki gelişmelerden farklı şekilde, ithalatçı firmaların istekleri doğrultusunda, ihracata yönelik olarak başlamıştır. Önceleri ithalatçı ülkelerin bu konudaki mevzuatına uygun olarak yapılan üretim ve ihracata, 1991 yılından sonra Avrupa Topluluğunun yönetmeliği doğrultusunda devam edilmiştir. Avrupa Topluluğu'ndaki bu gelişmelere uyum sağlamak üzere Tarım ve Köyişleri Bakanlığı çeşitli kurum ve kuruluşların işbirliği ile Yönetmelik hazırlama çalışmalarına başlamış ve "Bitkisel ve Hayvansal Ürünlerin Ekolojik Metotlarla Üretilmesine İlişkin Yönetmelik" 1994’de Resmi Gazete' de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
Yönetmelik; alternatif bir üretim sistemi olan ekolojik (organik) tarımın gerçekleştirilmesini sağlamak amacı ile çıkarılmış olup Türkiye' de ekolojik tarım yapan üreticilerin ürünlerinin ekolojik olarak değerlendirilebilmesi için gereklidir. İster ihracat için olsun isterse yurt içi tüketim amacıyla üretilen ürünler bu yönetmelikte belirtilen kurallar doğrultusunda ekolojik olarak değerlendirilirler. Yönetmeliğin çıkarıldığı yıl itibariyle yetersizliği söz konusu olmayıp, bugün için bilhassa ürünlerin Avrupa’ya ihraç edilmesi sebebiyle Avrupa Topluluğuna ait Ekolojik Tarım Yönetmeliği ile uyum sağlaması gerekmektedir. Bu konuda Bakanlığımız Ekolojik Tarım Komitesi ve Ulusal Yönlendirme Komitesinde üye olan resmi ve özel kuruluşlar ile bir çalışma yapılmaktadır
SAMSUN'DA ''ORGANİK TARIM'' ÇALIŞTAYI... Tarım Bakanlığı Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğü (TÜGEM) Alternatif Tarımsal Üretim Daire Başkanlığı Şube Müdürü Sn. Nurper Mortas, dünyada 130 ülkede 24 milyon hektarlık alanda organik tarım yapıldığını, organik tarımın tüm dünyadaki pazar payının ise 25 milyar dolar oldugunu söyledi. Buğday Ekolojik Yaşam Destekleme Derneği tarafından düzenlenen ''Organik Tarım ve Ekolojik Yaşam Kültürü'' konulu çalıştayda konuşan Mortas, çevre ve insan sağlığını ön planda tutan organik tarımın, dünyada giderek önem kazandığını belirtti. Ayrıca Mortas, organik tarım pazarının dünyada giderek genişlediğini belirterek, tüm dünyada organik tarımın yılda yüzde 10 ile 40 arasinda artış gösterdiğini söyledi. Dünyada organik tarımın pazar payının 25 milyar dolar olduguna dikkat çeken Nurtas, şunları kaydetti: ''Dünyada 130 ülkede 24 milyon hektarlık alanda organik tarım yapılmaktadır. Organik tarımın tüm dünyadaki pazar payı ise 25 milyar dolardır. Üretimde 7.7 milyon hektarlık alanda üretim yapılan Avustralya ilk sırayı almaktadır. Bunu Arjantin ve İtalya takip ediyor. Türkiye'de ise toplam tarım alanları içinde organik tarıma ayrılan alan ise yalnızca binde 4' tür.'' Türkiye'nin organik tarım pazarındaki payının 30 milyon dolar olduğunu belirten Mortas, bu payın artırılması gerektiğini, bunun için Türkiye'de gerekli tarım alanı ve işgücü bulunduğunu ifade etti. Buğday Ekolojik Yaşam Destekleme Derneği Başkanı Sn. Victor Ananias’ da, Türkiye'nin bereketli toprakları olduğunu belirterek, Türkiye'de organik tarımın geleceğinin birçok açıdan diğer batı ülkelerinden şanslı olduğunu ifade etti.
Ekolojik ürünle, ekolojik olmayan bir ürünü nasıl ayırt edebiliriz ? İri Çilek Hormonlu mudur ?
Bu konudaki soruyu Prof. Sn. Uygun Aksoy yanıtlıyor; Ekolojik ürün pazarının gelişmesinin başlıca nedeni ekolojik ürünlerde kontrol ve sertifikasyon dediğimiz bir olay var. Yani tohum toprağa girmeden önce o toprağın bu iş için uygun olup olmadığından başlayarak tüm yetiştirme sürecinde, yetiştirme tekniği mevcut kurallara göre yapılıyor. Türkiye'nin bu konudaki artısı 1994 yılından buyana yönetmeliği var. Bazı yetkili firmalarca ürünlerin ulusal ve uluslararası yönetmeliklere uygun olup olmadığı kontrol ediliyor. Daha sonra bu ürüne bir sertifika veriliyor. Ekolojik kurallara uygun olarak yetiştirilmiş, ekolojik veya organik ürünlerin üzerinde mutlaka etiketi bulunuyor. Hangi firma tarafından kontrolünün yapıldığı da etikette belirtiliyor. Ve bu koşullarda piyasaya sürülüyor. Ancak pazarlarda veya bazı marketlerde hormonsuz diye satılan ürünler ekolojik olduğu anlamına gelmiyor. Çilek'e gelince. Çilek yeni çeşitler, dolayısıyla hormon kullanılmaksızın bu iri meyveler elde ediliyor. Fakat tüketici bilinsiz olduğu için her gördüğü iri şeyi veya her çift meyve ve sebzeyi örneğin çift kirazı hormonlu olarak nitelendiriyor. Halbuki bunlar hormonsuzdur. Çift kiraz kendi iç genlerinden kaynaklanan bir olaydır. Dışarıdan hormon verilerek çift kiraz üretimi mümkün değil. Ama biz bunu yanlış algılayarak hemen hormonlu diyoruz.
Destek alınacak internet adresleri: http://www.basarm.com.tr/dustur/yonet/5/0441/organiktaryon.htm http://www.tarim.gov.tr/arayuz/9/icerik.asp?efl=uretim/organiktarim/organik_tarim.htm&curdir=\uretim\organiktarim&fl=firma_adrestlf.zip |