|
Güneş
ışığına maruz kaldığında çiğ taneciklerinin yükseldiğini gözlemleyen
C. de’Bergerac, çiğle dolu ve bir adamı taşıyacak kadar büyük
cam kürelerin güneş üstlerinde parlarken benzer şekilde
havalanabileceklerini ileri sürmüştü.
F.
de’Lana adlı bir rahib ince bakır yüzeyli büyük bir küre yapıp içindeki
havayı hava pompasıyla boşaltırsa, kürenin yer değiştirdiği
havadan daha hafif hale gelerek uçacağını düşündü ve 1670'de
havaları alınmış dört bakır küreye asılı olan havadan hafif ilk
aracı tasarladı. Ne yazık ki, hesaba katmadığı bir şey vardı, kürelerin
içindeki hava boşaltılırken küreler, vakum nedeniyle içine
çöküyordu. De’Lana, başarısızlığa üzülmeden şöyle demişti:
"Tanrı, insanlar arasında büyük karışıklığa neden olabilecek
böyle bir makina
yapılmasına asla izin
vermezdi. Ama bu araç yapılsaydı hiçbir şehir kendini ona karşı
savunamaz, zarar görmeyeceği bir yükseklikten silah atarak sadece
gemileri değil, evleri, kaleleri ve şehirleri de yok edebilirdi.”
De’Lana böylece askeri havacılığın temellerini
üç yüzyıl önce
atmasından dolayı ünlendi.
Montgolfier'ler ilk hava aracının yaratıcıları olarak kazandıkları
ünden fazlasıyla tatmin olmuş görünüyorlardı ve ilk pilotlar olmak
gibi herhangi bir heyecan duymuyorlardı. Sonuçta, 29 yaşında bir fizikçi
olan Rozier'in test pilotu
olması kabul edildi.
Montgolfier'ler
muhteşem bir balon yaptılar. Balon yarım küre şeklinde, tepeye doğru
sivri, mürettebatın kömür
atarak sıcak hava sağlayacağı bir maltız asılı olan boyun kısmındaki
açıklığın çevresine iki kişinin yürüyebileceği sepetten bir
galeri yapılmıştı. Araç, üzerinde armalar, kartallar, burç işaretleri
ve gülümseyen güneşin olduğu mavi ve sarı renklere boyanmıştı.
Rozier, Ekim 1783'de büyük bir kalabalık önünde, balonun sepetindeki
yerini aldı. Balon şişirilip, kendini yere bağlayan iplerin izin verdiği
yaklaşık 85 ft. yüksekliğe kadar çıkmaya bırakıldı. Rozier, maltıza
yün ve saman atarak, Paris’lilerin alkışları arasında balonla 4
saat 24 dakika yukarıda kaldı.
Yüzyıllarca süren fedakarlık ve çabanın ardından, insan
sonunda uçmayı başarmıştı. Balonlar herhangi bir itme ve yönlendirme
sistemi olmayan, bu nedenle sadece rüzgarın götürdüğü yere
gidebilen, kolay bozulan ve bir bakıma tehlikeli araçlardı. Bu,
insanların özlem duyduğu kuşlar gibi bir uçma biçimi olmasa da bir
başlangıçtı.
Bu sıralarda Prof.Charles ipeği kauçukla kaplayarak onu sızdırmaz
hale getiren mükemmel bir yöntemle
13 ft. çapında küresel bir balon tasarlayıp imal etti ve Ağustos
1783'de pilotsuz bir balonu uçurdu. Komşu kasaba sakinlerinin evlerine
doğru alçalan, tanımlanamayan uçan cisimler görmeleri halinde paniğe
kapılabileceklerinden korkan hükümet, şöyle bir duyuru yayınladı :
"Gökte tutulan aya benzeyen bir küre gören her kimse, paniğe kapılmadan,
bunun zararlı olmayan ve bir gün toplum için yararlı olduğu kanıtlanacak
bir makina olduğunu bilmelidir.” Ne yazık ki, balon kasabaya bu
duyurudan önce vardı. Fırtınalı gökten üzerlerine doğru inen cisim
yüzünden paniğe kapılan kasabalılar, bir canavar olduğunu
zannettikleri balonun üstüne kargı ve
yabalarla saldırdılar. Arta kalanlar, bir atın arkasına bağlanarak,
arazide sürükleyip parçaladılar.
İlk
heyecan verici uluslararası yolculuk ise, Fransız Blanchard ve Amerikalı
Jeffries Haziran 1785'de İngiltere’den yola koyulmasıydı. Deniz üstünde
irtifa kaybetmeye başlayan balonu hafifletmek için can yelekleri, bir şişe
brendi, çapalar, kürekler, yiyecek, paltolar, hatta pantolonları da
dahil ellerine ne geçtiyse aşağıya attıktan sonra Fransa 'ya ulaşabildiler.
Bunlar
etkileyici gelişmeler olsalar da balon, ancak söndürülüp
paketlendikten sonra taşınabildiğinden dolayı kullanışsız bir araç
olarak kaldı.
Tamamen başarılı ilk hava gemisi rüzgardan bağımsız olarak yönlendirilme
yeteneği olan, 1884'de Renard ve Krebs tarafından yapılan elektrik
motorlu La France'dı. 1898'de
hava gemisine benzin motoru takan ve daha sonra Eiffel Kulesi'nin çevresinde
uçan Brezilyalı öncü Alberto Dumont’du.
Bundan sonra, benzin motoru, insanın uzun zamandan beri boşuna gerçekleştirmeye
çalıştığı uçuş şeklini değiştirecek ve farklı bir hava aracını
mümkün kılacaktı.
|