BU AY RÖPORTAJ KONUĞUMUZ
 THY Uçak Bakım Başkanı Sn. Ali ESER

UTED- Sayın Eser bize kendinizi tanıtırmısınız?.

 

- Amasya, 1959 doğumluyum. 3 yaşımda iken İstanbul’a yerleşmişiz. İlk, orta, lise ve üniversite tahsilimi İstanbul’da yaptım. İ.T.Ü.’den Uçak Yüksek Mühendisi olarak mezun oldum. Yaz tatillerimin hemen çoğunda çeşitli iş yerlerinde fabrikalarda çalıştım. Mühendis sıfatıyla çalıştığım ilk iş; (yüksek lisans yaparken) part-time olarak bir akaryakıt pompa fabrikasındaydı. İlk pratik mühendislik tecrübemi orada elde ettim. Yüksek lisanstan hemen sonra askere gittim. Askerliğimi, Eskişehir Hava İkmal’de Hava Mühendis Subay olarak yaptım. Askerden sonra en kayda değeri Artema olmak üzere, bir kaç değişik işte çalıştıktan sonra THY’na girdim.

 

UTED-  Uçak Bakım Başkanı olduğunuz güne kadar THY ailesinde görev yapmaktaydınız. Eski görevinizle yeni göreviniz arasındaki farklar nelerdir? Bu göreve geçtikten sonra zorluklarla karşılaştınız mı?.

 

- Uçak Bakım Başkanlığından önce Ü.B.A. Müdürüydüm. Uçak Bakım Başkanlığı'nın personelinin oldukça büyük bir kısmı bu Müdürlükte olduğundan, başkanlığın içindeki müdürlüklerin konularında fark olsa da, işe yaklaşım tarzları aynı olduğu ve aynı hedefe (uçağa) yönelik çalıştıkları için, idareciliğin çapının biraz büyümesi bana herhangi bir zorluk getirmedi. Fakat “daha iyi olalım” dediğimizde, aşmamız gereken; hem başkanlığın içinde, hemde dışında çok işimiz, çok problemlerimiz var. Bunu ben her zaman söylüyorum, yine tekrar edeceğim; Uçak Bakım Başkanlığı her yönüyle kendi kendine yeten, kendi dışındaki birimlerden etkilenmeden, ya da onlara bağlı olmadan kendi işlerini yürütebilecek bir başkanlık değil. Aksine hemen her işinde diğer birimlere göbekten bağlı. Birçok konuda iyileşme anlamında bir harekete soyunduğunuzda, bir ya da birden fazla başkanlıkla, hatta çoğu kez diğer Genel Müdür Yardımcılıklarıyla birlikte hareket etmeniz gerekmektedir. En basit bir örnek, hepimizin malumu olan uçaklarımızın boya problemi; kışın hangarda yer olmuyor, yazın uçakları tutamıyorsunuz. Olayın Ü.P.K. boyutu var, ticaret boyutu var. Fakat sonuçta problem görünürde UBB’lığının bir problemi gibi gözükebiliyor. İdrar yada kan tahlili nasıl vücuttaki hastalıkları gösteriyorsa, UBB’lığının elindeki hangi işe el atsanız, UBB’lığı ile birlikte Teknik veya THY'nın kuvvetli yada zayıf yönlerini görebilirsiniz. Uçaklarımızın kabin içi kalitesini artırmak, teknik gecikmeleri azaltmak gibi konulara el attığınızda, yine bunların sadece UBB’lığı içinde çözülemeyeceğini, ancak bakım felsefesiyle, malzemesiyle,  planlamasıyla, ticaretiyle birlikte çözülebildiğini görürsünüz ki, bunlar UBB’lığını aşar. Bütün bunlar asgari Genel Müdür Teknik Yardımcılığı seviyesinde, operasyonel anlamda sürekli ilgi ve koordinasyon gerektiren problemlerdir.

 

UTED-  THY kendi filosu dışında yabancı uçaklara da bakım hizmeti satmaktadır. Şu anki kapasitemiz bu portföyü kaldıracak güçte midir?.

 

–  Ne hangar kapasitesi, ne de eleman sayısı itibariyle tamamına şu an gücümüz yetmez. Hangarlar aslında bize yetmiyor. Daha önceleri de çeşitli vesilelerle bahsettiğimiz gibi; verimli çalışmanın en önemli faktörlerinden biri, hangarların ya da, hangarların belli bölümlerinin belli uçak tiplerine ayrılıp, o kısımların o uçak tiplerine göre teçhizatlandırılması ve sabit olmasıdır. Hangar yetersizliğinden şu an bunun yapılması imkansız olup, kendi uçaklarımız için bile bunu yapamıyoruz.

 

 UTED-  Müşteri uçaklarından elde edilen gelir Hat Bakım ve Revizyon hizmetleri olarak ayrılıyor sanırım. Sizce en karlısı hangisi?.

 

–  Kendi yaptığım hesaplara göre teknisyen başına kazanç, Hat Bakım hizmetlerinde daha fazla. Fakat iş potansiyeline baktığınızda Uçak Revizyon hizmetleri ağır basıyor. Hat Bakımda bütün dünya Crew Consept’e gidiyor, yani hat bakım hizmetleri için daha az teknisyen kullanıyorlar. Fakat biz yine de potansiyel iş yapabileceğimiz bütün istasyonları zorluyoruz. Yurt dışı istasyonlara teknisyen göndermek, oralarda imkanlar açısından (depo, telefon, vs.) yapılanmada zorluklarımız var.

 

  UTED- HABOM projesi kapsamında yapılacaklar için Uçak Bakım Başkanlığı olarak şimdiden hazırlanmış bir projeniz var mı?.

 

– Bu proje ÜPK Başkanlığı tarafından götürülüyor. Danışman bir firma ile çalışılıyor. Bir çalışma organizasyonu kuruldu. Özellikle hangarlarla ilgili kısımlarda UBB’da işin içinde olacak. Biz UBB olarak destek verir pozisyondayız. Her türlü desteği her zaman vereceğiz, fakat bence bu arada halledilmesi gereken problem, verim ve kalite. Yani Tekniğin içindeki verim ve kaliteyi artırarak oraya gitmeliyiz, aksi halde büyümeyiz, şişeriz.

 

  UTED- Uçak Bakım Başkanlığının bir çok sorunu olduğu gibi, personelin de bir çok sorunu var. Mesela uçucu ekip sınavı ve koruyucu melbusat konularında bizlere olan demokratik tutumunuz bir çok üyemiz tarafından takdirle karşılandı. Sizce bir yönetici THY’de örgütlenmiş bizim gibi mesleki derneklere ne kadar yakın olmalı?.

 

– Tabanın hissiyatını anlayabilmek için çok yakın olmalı, fakat yönetimi paylaşmakta çok uzak olmalı. Problemlerin çözümüne katkıda bulunmak, herkesin bir işin ucundan tutması, tabanın problemini yönetime aktarmak, hatta yönetimle ilgili tavsiyelerde bulunmak vs. güzel. Zaten biz üslup olarak buna yatkınız. Fakat “Hakimiyet İştirak Kabul Etmez” şeklinde bir söz var. Yani dernekler yöneticileri yönetmeye kalkmamalı, otoriteyi sarsmamalı.

 

  UTED-  Derneğimiz ve aylık yayın organımız hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?.

 

–   Derneğinizin çalışmaları da, yayın organınız da güzel. Teknik’teki aktivitelere daha fazla yer verilebilir. Siz sorunca aklıma geldi, Türkiye içindeki havacılıkla ilgili ne kadar kurum, aktivite varsa, onların su yüzüne çıkanı değil de, gözükmeyenlerini bulup ortaya çıkarmak, yani haber aktarmak değil de, biraz haber üretmek, araştırmacı dergicilik yapmak vs. konularını düşünmek lazım. Belki böylece zaten iyi noktada olan yayın organınız, kabuğunu kırıp bir seviye daha atlar ve Türkiye’de havacılık camiasını biribirine kaynaştıran, geliştiren bir faktör haline gelebilir diye düşünüyorum.