MEKA MI?

"Çamaşırın türüne göre program seçen çamaşır makineleri, sarsıla sarsıla giderken pırıl pırıl net fotoğraf çeken makineler... Yeni mesleklerden mekatronik mühendisliği işte tüm bunları yapmak için çalışıyor."

 “Mesleğiniz?” sorusuna, “Mekatronik mühendisi” yanıtını verenlerin en çok karşılaştıkları ikinci soru: “Ne mühendisiyim dediniz?”

Oysa, insanların IQ’sundan bahsettiğimiz gibi makinelerin IQ’larından da bahsedilen günümüzde mekatronik ürünlerle çevrili olarak yaşıyoruz.O kadar ki, çağımız “mekatronik çağı” olarak da adlandırılıyor.

Bu sözcüğün, belleğimize bir resim düşebilmesi için, mekatronik ürünler yelpazesine göz atıyoruz: Bütün robotlar bu tanıma giriyor! Ve mekatronik ürünlerin yapımında kullanıldıkları gibi, kendileri de birer mekatronik ürün.

Yelpaze oldukça geniş; fotoğraf makinesi, buzdolapları gibi basit sayılan cihazlardan uzaydaki istasyonlara kadar uzanan bir yelpaze bu.

Söz konusu ürünlerin kiminde daha çok mekanik, kiminde elektronik, kiminde de yazılım, doğal olarak daha çok zeka ağır basıyor.

Çok dilli mühendislik...
Peki, mekatronik iki temel disiplinin; mekanik ve elektronik disiplinlerin ikisini birden içeren bir anlammı içeriyor sadece? “Hayır,” diyor Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği UNESCO Mekatronik Kürsüsü Profesörü Oktay Kaynak.Mekatronik, özellikle son dönemde, zeki davranışlar gösterebilen makinelerin tasarım, gerçekleştirme ve operasyonu ile ilgili bir mühendislik dalı olarak tanımlanıyor.Bir mekatronik ürünün oluşturulması, çeşitli mühendislik alanlarının hepsine birden başvurulması gerekiyor; makine mühendisliği, elektrik mühendisliği, bilgisayar mühendisliği.Bu yüzden bir çırpıda ve tek bir tanım yapmak, yanlış olmasa da eksik bir tanımlamayı getiriyor beraberinde.Çünkü vurgulanmak istenen özelliğe göre tanım da farklılaşıyor.Klasik tanımıyla ise; “Makine mühendisliğinin, elektronik mühendisliğinin ve zeka içeren bilgisayar denetiminin bir sinerji içinde bir araya gelmesinden oluşan bir bilim dalı”.

“Makineler giderek daha akıllı bir hale gelecek” diyor Oktay Kaynak.Örneğin, akıllı bir çamaşır makinesi...Bu tür makineleri kullanırken bütün yapmanız gereken çamaşırı makinenin içine bırakmak!(Tabii deterjan gözlerini de doldurarak!Gerçi çamaşırı deterjana gerek duymadan yıkayabilen çamaşır makineside üretilmiş durumda ama deterjan sanayinin papucunu dama atacağı için yaygınlaşabilir mi, bilinmez).

Tıpkı insanlar gibi makinelerinde IO’sundan bahsettiğimiz günümüzde, mekatronik ürünlerle çevrili olarak yaşıyoruz.O kadar ki, çağımız “mekatronik çağı” olarak da adlandırılıyor.

 “Hey! Çıkar çorapları”

Akıllı çamaşır makinesi işe önce çamaşırı “tanımak”la başlıyor.Siz herhangi bir program yapmıyorsunuz.O, çamaşırın türüne, renkli yada renksiz oluşuna, kirlilik derecesine göre kendi kendini programlayarak yıkama işlemini gerçekleştiriyor.Yani, artık keçeleşmiş, birkaç beden küçülmüş yünlü kazaklara son!Bu makine ile bu mümkün değil.Bir başka mümkünsüzde, “foto bulanık” olarak anılmak.Çünkü akıllı bir fotoğraf makinesi yada video kayıt cihazı ile bozuk bir arazide, bir aracın içinde sarsıla sarsıla giderken yaptığınız çekimler sırasında bile , yaptığınız kayıt sarsıntıdan etkilenmiyor.Oktay Kaynak’ın “daha da akıllanacaklarını” söylediği, kullanımdaki makineler bunlar.Akıllı mı akıllı hale geldiklerinde neler yapabileceklerini kestirebilmek güç.Belki çamaşırları makinenin içine bile koymamızı beklemeyecek “daha da akıllı” bir çamaşır makinesi.Önünden geçerken, “Heey!” diye seslenecek arkamızdan, “çıkar artık o çorapları, leş gibi kokuyorlar”.Neden olmasın?Tam da bu yüzden, “Mekatronik bundan 20-30 yıl sonra ne olacak?” sorusunun bugünden verilecek bir yanıtı yok. “Geleceğe yönelik tahminde bulunmak insanı bazen çok utandırabilir” diyor Kaynak ve bellek çipleri ile ilgili olarak öngörüde bulunan Bill Gates’in nasıl da yanılmış olduğu örneğini veriyor.

Yapay Akıl
Artık üniversitelerimizdede lisans ve lisansüstü eğitimi yapılabilen mekatroniğin uğraş alanında robotik konusu oldukçe ön planda.Başlı başına bir yazı konusu olan robotik dünyanın ayrıntılarına dalmadan birkaç rakam verelim.Öncelikle robot nüfusuna göz atalım.1990 nüfus patlama yılı.Bu yıl içinde dünya genelinde tam 85 bin yeni robot ünitesi kurulmuş, böylece robot nüfusu 873 bin 100’e ulaşmış.2000 yılında robot nüfus artış oranı 100 bin “yeni doğan” ile yüzde 25’lerde seyrederken, bu oran 2001 için yüzde 11.

Endüstride çalışan robot sayısı ise hiç de küçümsenecek gibi değil; şu anda Japonya’da 389 bin, AB ülkelerinde 198 bin, Kuzey Amerika’da ise 90 bin robot işbaşında ve bir robot ortalama olarak iki işçinin görebileceği işi tek başına yapıyor.Robotik dünyadaki son gelişmeler ise “yapay akıl”ın yanı sıra “yapay psikoloji” donanımlı robotlar.Komutları yerine getiren, top oynayan köpek yavrusu, başı okşandığında mırıldayan , sert davranıldığında huysuzlanan robot kedi yavrusu ile tanıştı insanoğlu ve insan kızı.

Geleceği öngörmeye çalışanlar ise ; “Hey!Durun!Nereye gidiyoruz?” ve “Hayır!Daha!” şeklinde ikiye ayrılmış durumda.”