HALİÇ YAŞIYOR

İstanbul’un kalbi neresi sizce? Taksim mi? Sirkeci mi? Bakırköy mü? Beşiktaş mı? Yoksa Kadıköy mü?.. Tüm bu semtler elbette çok yoğun. Ama dünyanın en kalabalık metropollerinden biri olan kentin kalbi 7.5 kilometrelik  eşsiz bir kıyıda atıyor; Haliç’te...

İstanbul’un doğduğu yerdir Haliç. Neredeyse yazılı tarih kadar eskidir bu kıyılar. Yüzyıllardır insanoğluna tüm bereketini cömertçe sunan ve bu nedenle nesillerdir Altın Boynuz olarak anılan bu kıyılar çok değil 20 yıl öncesinde rengi siyaha kaçan ve kokusu ile İstanbulluları huzursuz eden bir bataklık halindeydi. 20. yüzyılda sadece evsel atıklarla değil, sanayi kuruluşları tarafından da atıksu havuzu olarak kullanılmıştı. 80’li yıllarda Denizsuyu araştırmacılarının hiçbir canlı ile karşılaşamadığı Haliç, 90’ların sonuna kadar ölü bir deniz halindeydi. 

Ancak, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan yoğun çalışmalar, Altın boynuzun siyah rengini önce griye, ardından da yeşile çevirdi. İlk balık larvaları 97’de görülmeye başladı. 2000’e gelindiğinde Altın Boynuzun suları maviye dönüşürken, Haliç’in derinliklerinde balıkların yaşadığı hala bir şehir efsanesi gibiydi. Ta ki geçen yaz’a kadar.

İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Ensitütüsü uzmanları, yıllar süren araştırmalarının sonuçlarını belgelemek ve kamuoyuna kesin kanıtlarla duyurmak amacıyla,  Halic’in derinliklerine yolculuk yaptı. Scuba dalışı için hayati tehlikeler taşıyan bu sularda  40’ın üzerinde dalış gerçekleştirildi. Haliç’in girişinden başlayan bu dalışlar, E-5 karayolunun geçtiği köprünün ayaklarına kadar bir ay boyunca devam etti.

40’a yakın farklı çeşit balığın tespit edildiği bu çalışmanın belki de en çarpıcı yönü, akdeniz havzasında koruma altına alınan denizatı türlerinin İstanbul’un kalbini mesken tuttuğuydu. İskorpitler, çırçırlar, rapanalar ve karidesler, öldü denilen sularda dansediyordu. Üstelik çekilen görüntüler noter tarafından da tasdik edildi.

Sonuçlar bugün hala bilimsel çevrelerde tartışılıyor. Tarihte ilk kez Altın Boynuz’un kalbine yapılan bu dalışlar belgesel haline getirildi. Ulusal ve uluslararası yarışmalarda ödülden ödüle koşan bu belgeselin adı İstanbulluların uzun süredir beklediği bir müjdeli haykırış:”Haliç Yaşıyor!..”