İÇİMİZDEN BİRİ

Bu ayki konuğumuz; Apron’da operatör olarak çalışan bir arkadaşımız, İsmail ÇOBAN. Kendisinin pek bilinmeyen sanatçı yönünü sizlerle paylaşmak istedik.

Arkadaşımız İsmail Çoban, Türk Hava Yolları’ndaki işinin dışında amatör ruhla çalışan bir sanatçı. O bir tiyatrocu, sinema oyuncusu, maketçi, fotoğrafçı, ressam ve antika tutkunu. THY’den önceki işlerinde de hep sanatı aramış, ama bunu meslek olarak yapamayacağını anlayınca, amatör olarak yapmaya karar vermiş. İlk kez 1976 yılında Bakırköy Halkevi Tiyatrosunda oynamaya başlamış. Bundan zevk almış ve gizli yönünü açığa çıkarmış. Bu özelliğini keşfeden sadece kendi değilmiş. 200 oyuncu arasından seçilerek “Hababam Sınıfı”nda oynamış. Ertem EĞİLMEZ gibi yönetmenlerle çalışmış. Bunu, “Hababam Sınıfı Tatilde” ve yönetmenliğini Kartal TİBET’in yaptığı “Hababam Sınıfı Dokuz Doğuruyor” serisi takip etmiş. Daha sonra filmler skeçleri, skeçler dizileri izlemiş. Zeki ALASYA ile “Köşe Kapmaca”, Münir ÖZKUL ile “İbişin Rüyası”nda oynamış ve büyük ustalarla tanışmış. Bunu Ali POYRAZOĞLU’nun televizyon skeçleri izlemiş. TRT’nin çekimlerini yaptığı “Kuyu” adlı film ve İsmail ÇOBAN’a göre en çok etkilendiği çekim olan “Yorgun Savaşçı” dizisi, yaptığı çalışmalardan büyük keyif almasını sağlamış. İsmail ÇOBAN kendisini şöyle anlatıyor;

“Ben geçmişe özlem duyan bir insanım. Geçmişte yaşayan insanlar, yaşanan olaylar hep benim ilgimi çekmiştir. Bu konuda  İstanbul çok zengin şehirlerden birisi. Ben İstanbul’u çok gezerim. Tek tek yok olan eski İstanbul evlerini  ve bu nostaljiyi yaşatmayı hep düşünmüşümdür. Sonunda bir gün bu evlerin maketlerini yapmaya karar verdim. Odamda küçük bir atölye kurdum . Malzemeler aldım. Bu evleri bulup resimlerini çektim bu evlerin cephelerinin maketlerini yaptım ve halen yapmaya devam ediyorum. Onları resimlerde ve maketlerde yaşatabilmek bana büyük mutluluk veriyor”.

İsmail ÇOBAN yağlı boya ve guaj boya ile tablolar yaparak resim yönünü de keşfetmiş. Yaptığı çalışmalar, zamanın SKYLIFE dergisinde tam sayfa olarak yayınlanmış. İstanbul evlerinin resimlerini çekerken başladığı fotoğrafçılık, onu konulu fotoğraf çekmeye ve bu sanata  doğru itmiş. İsmail ÇOBAN’ın ahşap ev maketleri ile eski eserlere karşı olan ilgisi de artmış. Artık eski eserlerin satıldığı pazarlarda gezmeye ve maddi gücü yettiğince eski eşyalar, objeler almaya başlamış. Bunlarla verdiği dekorların resimlerini yapmış, fotoğraflarını çekmiş. “Leman” adlı mizah dergisinde yayınlanan gönül adamı tiplemesi, sanki onu anlatıyor gibi... Çünkü; İstanbul’u, sanatı ve nostaljiyi çok seviyor. Geçmişle beraber yaşıyor, kuşu, böceği, ağacı ve çiçeği seviyor.

O, insanı seviyor.