Yeni Güvenlik Tedbirleri
Mustafa KOLKO
Türk Hava Yolları A.O.
Uçuş İşletme Başkanı

Üyesi bulunduğum “AIRCRAFT ECONOMICS” Magazinin 59. Sayı ve October 2001 tarihli yayınında, son zamanların en güncel ve üzerinde projeler oluşturulan uçak güvenlik tedbirleri hakkında başkanlığımızca derlenen yazıyı dikkatinize sunuyorum.

İki yıl önce, Sayın Valimiz Saim Eskioğlu ve o günkü Savunma Sekreterimiz Sayın Erkan Fercan ile İsrail Tel-Aviv’de katıldığım Emniyet Semineri’nde vurgulanan,”önce teröristi ve etkili silahı uçağa ulaştırmamak prensibi” ön şart ise de, bunun başarılmasındaki güçlükler gözönünde tutularak uçağa ulaşan bu belanın nasıl savuşturulacağı hakkında güzel bir analiz yazı olan bu çalışmayı sizlerle paylaşmak istedim.

Emniyetli uçuşlar dileğiyle...

• Kokpite girişte belirgin işaretlerin verilmesi, (değişik kapı çalma ve şifreli sözcükler gibi).

• Uçuş boyunca jumpseat’in oturmaya hazır konumda tutulması ve eğer olağanüstü bir durum olursa jumpseat kaldırılarak pilotlara bir işaret verilmesi;

Bir şekilde, pilotlarla kabin arasında sürekli bir bağlantı olmalı ve kabinde gelişen olağanüstü bir durum anında pilotlara bildirilmelidir. Böyle bir uyarıdan sonra pilotlar, kokpit kapısının kapalı olduğunu kontrol edip, ardından iniş hazırlıklarına başlamalıdırlar. Kokpitteki uyarıcı sistemler devreye sokulduğu gibi, aynı zamanda pilotlardan birinin üzerinde taşıdığı verici de çalışır duruma getirilmelidir. Uçaklara otomatik evecuation alarmı takılmalı ve gerekli durumlarda bu alarm çalıştırılmalıdır.

Bu önlemler, bu günlerde çok sıkı bir şekilde uygulansa da, yıllar geçtikçe hatıralar zayıflayacak, 11 Eylül olayları unutulmaya başlanacak ve bu önlemler de gün gelecek angarya olarak görülmeye başlanacaktır.

Jumpseat

Uçaktaki jumpseat’ler, güvenlik tedbirleri nedeniyle bu günlerde ne FAA, ne de bir başka personele ayrılıyor. Bu günlerde burada oturan personele, pilotlara, yardımcı olacak bir çift el, göz ve gerektiğinde dışarıdan gelecek bir saldırganın doğrudan ilk hamlede pilotlara ulaşmasına engel olacak bir kişi olarak bakılıyor. Bu kişiye; bir kaçırma durumunda, pilotlar uçağın kontrolünü sağlarken kaçırılmaya karşı gerekli kokpit tedbirlerini alacak kişi olarak bakılmaktadır.

Ayrıca, uçağın kabinin müsait yerlerine ve kokpit kapısının önüne kameralar konularak, jumpseat’de oturan kişi tarafından bu kameralardan kabinin sürekli gözetim altına alınması istenmektedir.

Bu arada, mühendisleri en çok uğraştıran sistemin, kokpitte kaplayacağı yer olup, teknolojinin yardımıyla bu cihazların ileriki yıllarda boyutlarının küçüleceği düşünülmektedir. Ayrıca gece uçuşlarında, kameraların insanları izleyemeyeceği düşünülmüş ve çözüm olarak kabindeki belli bölgelerin ve kokpit kapısı önünün ışıkları gece boyunca yakılarak, kameralara tam bir görüş sağlanmış olacaktır.

Uzun dönemde geliştirilen sistemlerle uçağa giren ekiplerin otomatik kontrolü yapılacaktır.

Kokpit Kapısı

Amerikalı havayolu şirketlerinin kullandıkları uçakların kokpit kapıları pilotların görevlerini yaparlarken kabinden gelecek gürültüye veya kokuya karşı yapılmış olup, bu kapıların işlevleri yalnızca, kokpitte sessizliği sağlamaktır. Bu kapılar herhangi bir güvenlik tedbiri için oluşturulmamış olup ne tabanca, ne tüfek kurşununa ne de şarapnel veya benzeri silahlara karşı bir güvenlik oluşturulabilirler.

Görevliden başkasının kokpite girmemesi için yapılacak en basit techizat bir turnike ve bir ağ ile oluşturulur ve kokpite girişi bir miktar zorlaştırmaktadır. Bu cihazın uçaklara takılması birkaç saatlik bir iş olup seferleri fazla aksatmamaktadır.

Kokpit kapılarının bazı şartları sağlamaları gereklidir. Bunlar, kapıda acil durumlarda açılacak (içeriden ve dışarıdan) gizli bir bölme olmayacak, kapı ani basınç değişimlerinden etkilenmeyecektir.

Kapılara güvenlik bariyerlerinin konması başka riskleri de yanısıra getirmektedir. Fakat FAA bu yöntemin kısa bir süre için kullanılacağını söylemiştir. Kapılar için kalıcı dizayn en kısa zamanda üretilecektir.

Uzun dönemde kapılar için bulunan en iyi çözüm iki kapı yöntemidir. Bu sistemde kokpit girişine iki kapı konmaktadır. Kapılar arasındaki boşluk ancak bir kişinin kalabileceği genişlikte olacaktır. Kapıların çalışma prensibi ise şu şekildedir: Kokpite girecek kişi ilk kapıdan ara bölmeye girecek 1. Kapı kapandıktan sonra 2. Kapıyı açabilecektir. Bu arada 1. Kapı otomatik olarak kilitlenecektir. 2. Kapı kapandıktan sonra her iki kapının da kilidi otomatik olarak açılmaktadır. Bu durumda kokpite aynı anda bir kişiden çok kişi girememektedir. Sistem, prosedürler nedeniyle pilotlara çok uzun olmasa da kısa bir süre vermekte ve hazırlıklı olmalarını sağlamaktır. Fakat bu sistemin olumsuz tarafı, kapladığı yer olup her uçakta bu büyüklükte bir yer bulunmamakta ve çoğu zman uçak kapısıyla kokpit kapısı neredeyse yanyana bulunmaktadır.

Gelecekte yapılacak kokpit kapılarında mühendislik açısından tam bir kararsızlık durumu olacaktır. Ani basınç değişikliklerine karşı koyabilecekler, yanıcı ve patlayıcılara karşı dayanıklı olacaklar fakat acil durumlarda pilotların dışarı çıkmalarına müsait olacaklardır.

Erişim Felsefesi

Havayolu ve uçucu ekiplerin 11 Eylül sonrası geliştirdikleri bazı metodları şöyle sıralayabiliriz:

• Yolcuların ön bülümdeki tuvalet ve galley bölümüne girmelerinin engellenmesi;

• Perde bölücülerin açık tutularak yapılabilecek gizli hareketlerin engellenmesi;

• Emniyet kemeri ikazlarına ödün verilmeksizin tüm yolcuların uymasının sağlanması;

• Uçuş ekibinden herhangi bir kişinin farkettiği en ufak şüpheli bir durumun diğer ekip arkadaşlarına bildirilmesi;

• Yolcu girişi esnasında ekibin tüm işleri bırakarak yolcu karşılanmasını sağlaması ve şüpheli kişileri belirlemesi;

• Ön tuvalet ve interphone’nun yalnızca görevliler tarafından kullanılmasının sağlanması;

Güvenlik Eğitimi

Bugün elde olan güvenlik eğitimi programlarının eskimiş ve yetersiz olduğu ortaya çıkmıştır. Bu programlar en kısa zamanda modernize edilerek günün şartlarına uydurulmalı ve bu eğitimleri veren yerlere dağıtılmalıdırlar. En azından bu yeni eğitim programı ekiplere değişik teknikler yardımıyla uçuş ekibi, yolcular ve uçağa bir zarar gelmesinin önleme yollarını vermelidir. Bu tip bir programın gelişimi aşamasında kanun yapıcı kuruluşların da çağrılması yasa dışı bir eğilimin önüne geçilmesi sağlanmalı ama aynı zamanda uçak kaçırma olayında deneyimli profesyoneller de çağırılarak daha gerçekçi bir eğitim programı hazırlanmalıdır.

Acil müdahale grupları her havayolunun FAA veya kendi hükümetleriyle ortak bir çalışmaya girerek 60 gün içinde ortak bir yol bulmalıdırlar. Bir uçak kaçırma durumunda yapılacak işler şirketler ve hükümetler tarafından planlanmalıdır.

Bu tip bir durumda yapılacaklar konusunda uçucu ekip de bilgilendirilmelidir. Uluslararası uçuşlarda uçuş ekibinin brifingine güvenlik konusu da eklenmelidir., Aynı prosedür ABD içi uçuşlarda da yapılmalıdır. Oluşturulacak bu sistemle uçuş ekibi ve gerekli diğer personelin son güvenlik durumu ve yapılması gerekenler hakkında bilgilendirilmesini sağlamak gerekmektedir.

Havayolu dispeçerlerinden ellerindeki tüm teknolojiyi kullanarak bu tip güvenlik durumu bilgilerinin uçaklara anında iletiminin sağlanması istenecektir.

Kabin Arama Prosedürü

Son güvenlik emirleri kabin arama prosedürlerindeki riski minimuma indirmektedir. Fakat bu prosedürler kabin arama ekiplerinin en son teknolojiyle donatılmış ve bu konuda iyi eğitim almış kişilerden oluşmasını garanti etmemektedir.

FAA’in kabin aramalarında daha çok yardımları beklenmektedir. Kabin aramalarının kokpit ve kabin ekibi tarafından değil de özel yetiştirilmiş ekipler tarafından ve teknolojik cihazlarla yapılması öngörülmektedir.

Uzun dönemde bu aramaların özel federal güvenlik güçlerince yapılması sağlanacaktır. Bu tip bir grubun oluşturulması bu aramaları ehli olmayan bu işi çok kısıtlı zamanda yapılması gerekli ekstra bir iş olarak gören ve patlayıcılar konusunda hiçbir bilgisi olmayan bir gruptan alarak profesyonel bir gruba verilecektir.

Transponder’lar

11 Eylül saldırısının verdiği bir ders, ATC ile sürekli transponder bağlantısı bir uçağın kaçırılmasının ipuçlarını aşağıya vermektedir Transponder’i çalışmayan bir uçak ise  ATC’nin yalnızca primary radarında görülmekte ve buradan uçak hakkında en ufak bir bilgi alınmamaktadır. Transponder iletişiminin kaybı aynı zamanda diğer uçakların da bu uçakla çarpışma riskini arttırmaktadır.

Transponder’larda yeni bir dizayn yapılması ve bu arada da mevcutların ufak bir değişiklikle daha hızlı biçimde uçuşa verilmesi istenmekte ve transponder kapalı dahi olsa belli bir sinyalin sürekli iletilmesi öngörülmektedir.

Defans Kapasitesi

Acil müdahale grubu bir uçak kaçırma olayında uçuş ekibinin kabinde ve kokpitte öldürücü olmayan savunma kapasitelerinin kullanımından yana olduklarını bildirmektedirler. Bu duruma 11 Eylül olaylarından sonra uçak güvenliği için atılmış yeni bir adım olarak görülmektedir. Bir olay anında kokpit kapılarının kilitli olması, kabin ekibinin kokpitten yardım almaksızın tüm kabini kontrol etmeleri ve sorumluluğu üzerlerine almaları beklenmektedir. Tüm ekipte öldürücü olmayan savunma silahları bulunmalı ve ekip aynı zamanda kendini savunma tekniklerini de öğrenmelidir.

Ölümcül olmayan silah olarak sözü edilen, bir terörist saldırıda saldırganın kokpite girmesini engelleyecek, onu etkisiz hale getirebilecek, kabinde kontrolü tekrar ele geçirebilecek güçte bir silah olmalıdır. Bu konu kesin bir netliğe henüz sahip değildir. Kimler bu silahı bulundurmalı, silahtan hangi tip ve kaç tane olmalı gibi konular hala tartışmaya açık olarak beklemektedir. Havayolu Pilotları Birliği (ALPA) kokpitte sersemleştirici türden bir silahın bulunmasını istemektedir. Ortak bir görüşe varmak için aşağıdaki faktörler tartışılarak bir ortak görüşe varılmalıdır.

• Belirli tipte ve tiplerde öldürücü olmayan savunma silahlarının yan etkileri,

• Ulusal ve uluslararası kurallar ve kanunlar ve hükümetlerin bu silah hakkındaki uygulamaları,

• Tüm uçuş ekibinin bu silahın kullanımını öğrenmesi için alınacak eğitim,

• Çok sıkı silah denetimi ve uçakta bulunan bu tip silahların kilitlerinin açılıp açılmadığı,

• Bu tip bir silahın kullanımından sonra yapılması gerekli prosedürler,

• Silahların düzenli kontrol ve bakımlarının yapılması,

• Bu tip silahların yolcuların eline geçmelerinin engellenmesi.

ALPA FBI’dan pilotları silahlanmalarının yarar veya zararlarını açıklamalarını istemektedir. ALPA aynı zamanda gönüllü programlar düzenleyerek pilotların silahlanmalarının getirilerini açıklamakta ve toplumsal bir görevi üstlenmektedir.

Bu değişiklik için istenen zaman 30 gündür. Yeni tasarımla transponder’da bir uçak kaçırma kodu bulunacak ve eğer uçak kaçırılırsa acil müdahale butonuna basılmasından itibaren transponder sürekli olarak sinyal gönderecektir. Bu işlem uçağı kaçıran kişi transponder’ı kapatsa dahi sinyal göndermeye devam edecektir.

Defans Manevraları

Acil müdahale ekibine bir uçak kaçırma olayına karşı alınacak defansif manevralar hakkında birçok teklif verilmiştir. Yapılan görüşmelerden sonra bunların son bir deneme olarak kullanmaları kararı alınmıştır. Açıkça hiç kimse bur tip manevralara destek vermemekteyse de bunun son bir şans olarak kullanılması uygun görülmüştür.

Uçak performansları ve pilot kapasiteleri bu tip manevraların uygulanmasını engellese de gerekli eğitimlerle ve belirli limitleri aşmamak şartıyla bu manevraların yapılmasına göz yumulmaktadır. Acil kontrol grubu havayolları, pilotlar ve FAA’in birlikte çalışarak ani kabin basıncı kaybı ve ani irtifa kaybı gibi manevralarla bir teröristin nasıl etkisiz hale getirilebilceğinin tartışmaları gerekliliğini belirtmektedir.

Yeni Güvenlik Tedbirleri

Kaçırılan bir uçağın silah gibi kullanımı havacılık güvenliğini ABD ve diğer birçok ülkede derinden sarsmıştır. ABD Ulaştırma Bakanlığı önderliğinde kurulan Acil Müdahale Ekibinin stratejilerini uçak ekonomistleri inceledi.

Toplumun havacılık endüstrisine gösterdiği güvensizlik ve korkuya karşı ABD hükümeti uçakların dizayn ve kullanımına bazı tedbirler getirdi. Bunlar, uçak kaçırmalarını zorlaştırmak, pahalılaştırmak, kokpite girmeyi engellemek, uçuş ekibine güvenliği sağlamaları için gerekli süreyi sağlamak ve uçağın kontrollerini kaybeden pilotların tekrar almalarını sağlamak gibi sayılabilir.

Ulaştırma Bakanı Norman Mineta’nın oluşturduğu Acil Müdahale Ekibi bu tip güvenliği sağlayan Amerika’daki iki ekipten birisidir. Bu ekibin tüm elemanları Ulaştırma Bakanlığı personeli ve özel sektör deneyimlidir. Görevleri ani operasyon değişikliklerine ve havacılığın uzak etkilerine karşı projeler üretmektir. Bunlar;

• Kokpit girişini engelleyecek bariyerler oluşturulmak. Tüm Amerikan yolcu uçağı filolarında gerçekleşecek ve ileriki aşamada doğrudan uçak dizaynı sırasında kokpit kapıları istenen özelliklere sahip olacaktır.

• Prosedür değişiklikleri tüm havayolu ve kokpit personeli tarafından eş zamanlı olarak uygulanacaktır.

• Havacılık endüstrisi ve FAA güvenlik tedbirlerini tekrar gözden geçirecekler ve eğer gerekiyorsa günün şartlarına uygun güvenlik eğitimini uçuş ekiplerine verecektir.

• Her havayolu şirketi ya FAA veya kendi ülkelerinin güvenlik güçleriyle işbirliği yaparak uçuş ekiplerinin güvenlik tedbirleri dahilinde işyerlerine gidiş-gelişlerinin sağlanması.

• Tüm havayolları, pilotlar ve FAA’in ortak çabalarıyla pilot eğitimlerine uçak kaçırmaların eklenmesi.