| SERMAYENİN
DEĞİŞİMİ ENTELLEKTÜEL SERMAYE Dr.Oya TORUM / Y.Müh.Mimar |
|
Entellektüel sermaye, sadece, kurumda çalışanların diplomalarının toplamı değildir. Kurumun sahip olduğu haklar, patentler, telifler de entelektüel sermayeyi tek başına temsil etmezler. Entellektüel sermaye bir kurumdaki insanlar tarafından bilinen ve kuruma rekabet üstülüğü kazandıran aidiyetlerin toplamıdır. Söz konusu olan “aidiyet” soyut bir nitelik ile birlikte “iş gücü” bilgisini ifade etmektedir. Sistemin verimliliğini artıran, kâra geçiren, yeni buluşları pazara süren kurumun bu soyut gücüdür. Kurum içinde bilgi akışını ve rakiplerden hızlı tepki vermeyi inanılmaz bir hızla sağlayan “software”/ bilgisayar sistemlerinin yaratıcıları da sermayeyi oluşturanlardır, kollektif beyin gücüdür, kurumun ortak aklıdır *. “Ortak akıl” oluşturmak, kurum kültürüne yaymak, o’nu verimli hale getirmek çok kolay değildir. Günümüzün yaşama kuralları ve ekonomisi, “dünden” çok farklıdır. Bizlerin yetiştiği Sanayi Çağı artık kapanmış, yerine Bilgi Çağı yerleşmiştir. Bir zamanlar üretimin belirleyici faktörü “toprak” ve daha sonraları “sermaye” iken şimdi “insanın kendisi” yani “bilgidir”. Sanayi çağının ürettiği her şey somut ve elle dokunulan şeyler olup nicel olarak ifade edilirler. Oysa yeni dönemde soyut nitelikler, entellektüel varlıklar gündemleri oluşturmaktadır. Entellektüel varlıklar her devirde önem taşımışlardır. Bilindiği üzere, tüzel kişiliklerin oluşmasının ilk örneklerinden biri ortaçağ “lonca”larıdır. Loncalar bir anlamda bilgi varlıklarının yönetilme modelidir. Bilgi nadir olduğunda onu saklar, büyü veya gizem havasına büründürür ve bu bilgiyi, imtiyazlandırılmış kişilere yine gizli tutmaları kaydıyla verir. Bu yaklaşım günümüzde de bazı meslekler arasında yani “çağdaş lonca”larda halen varlığını sürdürmektedir. Ancak, artık her türlü bilgi önlenemez bir hızla yayılmaktadır. Nasıl jet motorları ulaşımı değiştirmiş, naylon giyim tarzlarını dönüştürmüş, televizyon gazeteciliği, sinema tiyatroyu etkilemişse, bilgisayarlar da eski dünyayı çekirdeğinden sarsmıştır. Edison’un elektriği evlere getirmesinden sonra hiçbir buluş bu kadar insan yaşamını etkilememiştir. Burada birkaç ünlünün yaşadıkları dönemden geleceğe bakışlarına ait ironik deyişlerini paylaşmak isterim. Bakınız, Henry Ford’un araba üretimi için kredi talebi üzerine, bir banka müdürü ne diyor: “ Atlar her zaman kullanılacaktır. Otomobil ise ancak geçici bir moda olabilir.” 1949 yılında Popular Mechanics Dergisinde “Bilgisayarlar gelecekte belki sadece 1,5 ton ağırlığında olacaktır.” ifadesi yer alıyor. Bir ilginç söylem de I. Dünya Savaşı’nın Fransız orduları baş komutanı Mareşal Ferdinand Foch’dan (1911): “Uçaklar hoş oyuncaklar. Ama askeri bir değeri yok.” Twenty Century Fox’un başkanı Daryik F. Zanuck’un (1944) kehaneti ise televizyon üzerine: “Televizyon en geç 6 ay içinde piyasadan silinecektir. İnsanlar her akşam bir kutuya bakmak istemezler.” Digital Equipment Corp.’un (bilgisayar firması) başkanı Kenneth Olsen 1977’de “İnsanların evlerinde bilgisayar bulundurmaları için herhangi bir neden göremiyorum.” tahmininde bulunuyor. Bu kehanetlerden (!) hızla bugüne geçersek, artık, para bile maddi olmaktan çıkmıştır. Bir zamanlar nakit para değişimi söz konusu idi. Hafızalarımıza yer eden, Amerikan filmlerini hatırlayalım; New York Merkez Bankasının memurları, büyük polisiye önlemlerle, altın para külçelerini arabalara yükler, bir ülke kasasından diğerine aktarılırdı! Oysa bugün para değiş tokuşu 1.3 trilyon dolara ulaşırken, bırakın parayı elle tutmayı, para saniyeler içinde el ya da ülke değiştirmektedir. Yani para standart bir değer birimi (sabit ve sınırlı bir varlık, maddi bir hakikat) olmaktan çıkarak havai, oynak ve elektronik bir şeye dönüşmüştür. Parayı temsil eden şey, fiber optik yollardan akan, uydulardan fırlatılan, mikrodalga aktarma istasyonlarından ışınlanan “1”ler ve “0”lardır... Öte yandan, hava ulaşım sektörü de enformasyon / bilginin kullanımı açısından en iyi örneklerden biridir.. 1990’ların başında Amerikalı havayolu şirketleri petrol krizi nedeniyle işletme zararına girdiklerinde, rezervasyon sistemlerinden gelen kârlarla bir ölçüde zararı önleyerek batmaktan kurtuldular. American Airlines’ın ana şirketi AMR’nin gelirlerinin % 10’u Sabre rezervasyon sistemince alınan ücretlerden gelmekte idi. 1995’te Sabre, şirketin vergi öncesi kazancının % 44’ünü sağladı. KLM’de aynı şekilde rezervasyon sistemi ile önemli paralar kazandı. 1981’de piyasaya sunulan ilk kişisel bilgisayar; 20 kg‘ma yaklaşan 3 parçadan (monitör, hard disk, klavye) oluşurken, bugün bir diz üstü bilgisayarı n ağırlığı 2,3 kg dır. Bütünüyle bilgisayarda tasarlanan B777 yolcu uçağının 3 uçuş bilgisayarı ve 2 motoru var. Bu hava taşıtı petrolle çalışıyor, ama, tıpkı uçağın imalatı gibi, petrolü bulup çıkarma maliyetinin yarısı enformasyona dayalı. İleri teknoloji ile üretilmiş, benzinle çalışan bir arabanın bujilerinde daha fazla mikroçip bulunmaktadır. Bu tip arabaların elektronik maliyeti gövdesindeki çeliğe göre daha yüksektir. Kuşkusuz çelik 20.yy’ın en değerli ürünlerinden biriydi. Çeliğe bu değeri veren dağlardan cevheri çıkartmak, milyonlarca ton demir cevheri haddehane cehennemlerine taşımak, işleyerek çeliğe dönüştürmek müthiş bir emek gerektirmekte idi. Gelişmiş bilgisayar tekniklerine dayanan proseslerle bugün 45 dakikalık bir insan emeğiyle çelik elde edilmektedir. Bir başka 20.yy sonlarının ürünü de mikroçipler.. Mikroçipler esas olarak silikondan yani kumdan yapılmaktadır. Mikroçipe değerini veren mikroçipin tasarımı, ve mikroçipin üretimini sağlayan makinaların tasarımıdır. Yani: Entellektüel bileşen büyümekte, fiziksel bileşen küçülmektedir. (*) Yeni
Ekonominin Bileşeni “bilgi”: Şirketlerin yönetim biçimi de değişime uğramakta, bilgi teknolojilerini kullanarak sanallaşmaktadır. Ağ, salkım, piramit organizasyon yapıları hızla öğrenen organizasyonlara dönüşmektedir. Bilginin yönetimi yeni bir alan olarak karşımıza çıkmakta ve bilginin elde edilişi, saklanması, canlı durumda ve güncel tutulması, yayılması üzerine metotlar araştırılmaktadır. Bu çerçevede, günümüzün konusu ise; bilgiyi yönetmek ve entellektüel sermayeyi harekete geçirmektir. Eski yönetim biçimleriyle bilginin yönetilmesi mümkün değildir, çünkü, tasarımları, oluşumları, hareketleri farklıdır. Artık, karada yürüyen, koşan kişilerin, yüzmek, dalmak ya da uçmak için farklı beceriler edinmeleri gereklidir. Bireylerin ve şirketlerin içinde bulunulan yeni ortamda gerek duydukları beceriler de birçok bakımdan alışık olduklarından farklıdır. Madde ve enerjinin yerini akıl ve zeka almaktadır. Bakışımızı yaşadığımız günlere bakarak sınırlarsak müthiş hatalar yapmış oluruz. Hataları azaltmak üzere önümüzdeki günlerin neler getireceğine ait öngörüleri “kehanetlerimizi!” sıralamakta yarar vardır: - Sahip oldukları insan kaynağının beyin gücünü yönetmeyi öğrenen kurumlar inanılmaz kazanımlara kavuşacak, - Bilgi ekonomisinin ilkeleri ortaya atılacak, - Entellektüel sermayenin donanım, nakit ve envanter gibi terimlerle ifadeleri gündemde olacak, terimler tartışılacak, - Bilgi gücünün müşterilere nasıl aktığı ve mal satın alanlar üzerindeki etkileri ölçülebilir duruma gelecek, - Planlı bilgi ofisleri kurulacak, - Görev tanımlarının çoklu becerileri nasıl yok ettiği görülecek, - Bildik bürokratik modeller ortadan kalkacak! Bilgi Çalışması ve Entellektüel Varlıklar Kişiye Özeldir Değişimin insanı en çok etkilediği yer iş yaşamıdır. Elle yapılan düşük becerili işler hızla otomasyona bağlanmaktadır. Sekreter, büro çalışanı, öğretmen, işçi, tasarımcı, çiftçi, planlamacı, finansçı, tekstilci vb, tüm meslekler öncelikle üretim ve uygulama bazında değişime uğramak daha sonra bu değişeme uygun olarak kendi stilleri ile fark yaratmak durumundadırlar. Fark, bilgi ve beceriyle yakından bağlantılıdır. Amaç insanların bilgisinden daha fazla yararlanmaktır. Kurumda çalışanların beyinlerinden yararlanmak, entellektüel sermayenin yönetiminin en basit tanımıdır. Ancak insan sermayesinin, yani bireylerin, farkı ortaya çıkarabilmesi için daima yapısal sermayeye ve ortama ihtiyaç vardır. Bilgiyi kurumun içine alıp tutmak, onu yararlı hale getirerek kurumun malı yapmak gerekmektedir. Bilgi, izne çıkan, istifa eden yada emekli olan insanla kaybolup gitmemelidir. Kurumların derdi, ürün / hizmet / iş proseslerinde yaratıcı buluşları sağlamak olduğuna göre kurumda çalışanların da yeteneklerini, zamanlarını büyük ölçüde yenilikçi çalışmalara yöneltmesi ile insan sermayesi amaçlandığı gibi kullanılabilir. Bu kullanım kurumları entelektüel sermayenin disiplinler arası yaklaşımla yönetilmesi gereğine götürmektedir. Dikkatten kaçırılmaması gereken bir başka boyut ise iş yaşamı boyunca kişilerin gelişmelerini sürdürmeleri ve işe yansıyan bilgi birikimlerini artırmalarıdır. Bilgilerin bireysel boyuttan kurumsal boyuta taşınması için: • hangi bilginin önemli hangi bilginin önemsiz olduğunun kararlarının verilmesi, • bilgilerin nasıl ve nerelerde toplanacağı, • bilgiye yönelik yatırımların yapılması, • bilginin korunması, • bilginin ekonomik hayata olan etkisinin ölçülebilirliği, • bilginin değerlendirme biriminin saptanması çerçevesinde değerlendirilmektedir. İnsanların bildikleri şeyleri daha çok kullanmalarına fırsat vermek ve daha fazla insanın kuruluş için daha yararlı bilgileri edinmesini sağlamak gibi kilit bir yükümlülük de karşımıza çıkmaktadır. Her devrimde beklenmedik gelişmeler olur, ama bilgi ekonomisinde başarının yeni türden örgütlenmelere ve yönetime bağlı olduğu son derece açıktır. Sonuç olarak; çağdaş kurumların entellektüel sermayenin yönetimi gerçeğine göre, yönetim modellerini yeniden yapılandırmaya başlamaları zorunludur. * Oğuz Babüroğlu (Sabancı Üniversitesi) * Thomas A.Stewart “Entellektüel Sermaye” 1997 BZD yayıncılık s.49,50 |