ANTENLİ BAGAJ
1995 senesinin dördüncü çeyreğinde Frankfurt/Main Hava limanındaki yolcu bagajlarının bir kısmına özel bir işlem uygulanmıştı. Burada; Lufthansa’nın Ulm’deki Daimler Benz ‘sensor’ sistemleri kısmı tarafından geliştirilen ve el değmeden tam otomatik olarak çalışan bir tanımlama sistemi denendi. Bu sistem, bagaj parçalarının hızlı ve pürüzsüz olarak tasnifini sağlamak amacıyla tasarlanmıştı.
Ulm’de geliştirilen sistemin merkezini çek kartına benzeyen bir bagaj etiketi oluşturuyor. Check-in personeli bunun üzerine varış yeri, aktarma yerleri veya uçuş numarası gibi tüm gerekli bilgileri girmekte ve aynı zamanda bagajların üzerine iliştirmektedir. Diğer olağan çek kartları ile arasındaki küçük değişiklik ise; kartın aktivasyonunda şöyledir: banka ve telefon kartları, genel olarak bir çip veya manyetik band ile donatılmıştır ve bunların aracılığı ile verilere ulaşılabilir. Burada hasara neden olan temaslar veya manyetizmayı giderici bir temas ile birçok hata oluşmaktadır. Ulm’deki araştırmacıların geliştirdikleri kartta ise, aktivasyon anten üzerinden sağlanıyor. Bu anten, bir çip ile birlikte karta yerleştirilir ve normal durumlarda hareketsiz durur. Ancak dışarıdan bir elektromanyetik alan ile bir enerji aktarıldığında, çip üzerinde kayıtlı olan verileri radyo frekansı ile alır. El değmeden yapılan bu işlemde Radyo Frenkans Tanımı (RFID)-kontakt hataları olanaksız.
Frankfurt’ta, en yoğun zamanlarda, günde takriben 100.000 yolcu hava limanından geçmekte ve bunların da yaklaşık yarısı “aktarma yapanlar” dan oluşmaktadır. Saatte yaklaşık olarak 15 büyük uçak inmekte ve her uçaktan aşağı yukarı 500 bavulun 45 dakika içerisinde boşaltılması veya aktarılması gerekmektedir. Bu durum da bir tanımlama sisteminin yeterliliği için oldukça ağır şartlar ön görmekte. Bununla birlikte uçuş trafiğinin katı emniyet şartları yerine getirilmelidir. Yolculardan hiçbirisi için ayrılmayan “sahipsiz” bavullar” ise kesinlikle uçağa yüklenmezler. Tüm yükün yeniden manuel olarak kontrol edilmesi gerekliliği nedeniyle fazla bagajların zaman kaybı etkisi vardır. Bu nedenle, yüksek bir teşhis oranı ile bunun gibi karışıklıklara mahal vermeyen güvenilir bir sistem ile büyük bir zaman ve masraf tasarrufunda bulunulabilir. Havalimanlarında genel olarak yarı otomatik bagaj tanımlama sistemleri kullanılmakta olup, bunların ortalama teşhis yüzdesi ise 80 civarındadır. Bu işlemler, tüm uçuş bilgilerinin üzerinde kayıtlı olduğu barkod’lu bantlar üzerinden yapılmaktadır.
Barkod etiketlerinde en çok ortaya çıkan hata kaynakları, okuma aletinin tam olarak tanımlayamadığı katlanmış veya yırtılmış kağıt bantlar oluyor. özellikle de bagajların aktarılmasında, birçok aktarma hava limanında daha sonradan el ile kontrol gerektiren, tasnif hataları ortaya çıkmaktadır.
RFID sisteminde ise el ile sonradan tasnif işlemleri oldukça azaltılmıştır. Sistemin kontrol edilmesi için her okuma istasyonunda bir görevli yeterli . Bu da sistemin büyük güvenilirliğinden kaynaklanıyor. İç ebatları yaklaşık olarak 3 metre uzunluğunda ve yükseklik ile genişlik de birer metredir. Aktif alanında ise okuyucu alet, homojen ve 132 Khz frekanslı üç boyutlu bir elektromanyetik alan oluşturmakta ve bu şekilde bavullardaki anten kartçıkları, manyetik endüksiyon ile tanımlamaktadır. Yanıt verme frekansı aralığı yaklaşık olarak 2,7 ile 4,2 Megaherts arasındadır. Bu işlem sayesinde RFID kartı üzerinde kayıtlı olan bilgilerin tamamı veya bir kısmı alınabilir. Bir hesaplayıcı üzerinden tasnif tertibatına iletilir ve buradan da bavul varış istikametine uygun olarak aktarılır.
Tünel okuyucunun okuma işlemi, bagaj parçasının yönü veya etiketinden tamamen bağımsızdır. Ayrıca hız olarak da barkod okuycusundan üstündür-bavul hızı saniyede yaklaşık iki metredir. Aynı zamanda kir, nem ve toz da çalışmasını engellemez.
RFID kartı artı tünel okuyucunun bir diğer avantajı ise yazma/okuma fonksiyonudur. Kart sadece okunmayıp aynı zamanda yazılabildiğinden ve çoğunlukla üzerine yazıldığından, örneğin bir bagajın daha önceden bir hava limanında bir güvenlik kontrolünden geçip geçmediğine dair bir bilgi konulabilir. Aktarmalarda durma süresi daha az olduğundan aktarma hava limanlarındaki diğer kontroller ise ayrılmaktadır.
Ancak bugün, henüz RFID okuyucu aletleri ile donatılmamış olan hava limanları için temel olarak barkod sistemi paralel şekilde devam ettirilmelidir. Bu çift gideri önlemek için ise DASA, bundan sonra ikisi bir-yerde çözümünü sunacaktır: geliştirilen bir işlem ile RFID kartları bir kağıt şeride entegre edilecek. Bu şekilde yapılacak işlem, gerek barkod üzerinden, gerekse RFID üzerinden yapılabilir. Şeritlerin üzerine ilgili yazıcı tarafından, çipe herhangi bir zarar vermeden nasıl yazılacağı ise şu anda Ulm’deki araştırmacıların üzerinde çalıştığı bir çözüm konusu olmaya devam ediyor.
RFID Teknolojisinin yolcu ve uçaklara sunduğu avantajlar, sadece bagaj ile sınırlı değil. Aynı zamanda otomatik uçak yolcu işlemleri bu şekilde yapılabilir. Uçak yolcusu, RFID kartı ile check-in terminallerinde kendi check-in işlemini yapabilir ve bord-kartını düzenleyebilir. Bu şekilde check-in yerlerindeki uzun bekleme süreleri giderilmiş olur ve uçak şirketleri de lojistik ve idari masraflarını oldukça azaltmış olurlar.
RFID ile yapılacak uçak yolcusu işlemleri, çok yere uçan kişilerin uçak şirketlerinden alacakları özel müşteri kartlarına dayanmaktadır. Bu kartın üzerinde yolcunun genel bilgileri ve örneğin sigara içen/içmeyen gibi tercihleri kayıtlı bulunmaktadır. Yolcu, bu kart ile check-in yerindeki check-in işlemini yapar: kartı basit bir şekilde iletişim alanının üzerinden geçirir-itme veya temas ettirme gerekli değildir. İşlem mesafesi yaklaşık olarak on santimetredir. Diyalog işleminde ise hesaplayıcı, bord kartı için gerekli olan uçuş bilgilerini alır. Bir diğer hizmet olarak ise, telefon veya kredi kartı gibi ek fonksiyonlar planlanmaktadır.