YENİ BİR TOPLU İŞ SÖZLESMESİNE DOĞRU...

Bildiğiniz üzere THY nin 19. dönem toplu iş sözleşmesi  1 ocak 2003 tarihinden itibaren start almış bulunmaktadır. Her iki senede yapılan bu toplu iş sözleşmesi,geride kalan dönemin enflasyonist  baskılarından etkilenmiş ücretlerimizin ,gelecek iki senenin yasam standartlarımıza olacak etkilerinin, peşinen değerlendirileceği ve altı aylık periodlar la hayata geçirileceği bir platform olacaktır.

HAVA İŞ sendikamızla THY yi temsil en katılan TÜHİS arasında yaşanacak bu müzakerelerde öncelikle iki tarafın birbirini iyi anlamasının yanı sıra, her iki tarafında personeli iyi anlayıp doğru istek ve verilerin gündeme getirilmesini gerektirmektedir.

Toplu iş sözleşmelerinde işveren acısından önemli olan toplam işçi maliyetidir. Gruplar arasındaki ücret değerlendirilmesi işverenin toplam maliyet giderini arttırmadığı müddetçe işveren kesimince çok önemli değildir. Yani dağıtılacak pastanın büyüklüğü pastayı dağıtanı ilgilendirir.pastanın paylaşılması ise sendikamızı.......

THY nin personel yapısına baktığımızda ücretlerin bazı gruplarca NET bazı gruplarca BRÜT olarak değerlendirildiğini görmekteyiz. İlgili gelir vergisi kanunumuz uçuş ekiplerini vergiden muaf tutmuştur. Bu durum sendikamızın yaptım dediği iş grupları arasındaki ücretsel dengeyi her gruba eşit oranda zam yapılmasına müsaade ederek bu iki grup dışında bozmuş  taban –tavan arasındaki dengeyi değişikliğe uğratmıştır.. Bu durum sadece toplu iş sözleşmesi dönemlerinde değil, her altı aylık dönemlerde bile diğer gruplar aleyhine işlemektedir.(ortalama%30 luk zam net olarak verildiğindeki durum ile brüt olarak verildiği durum farklı olacak, zam oranını net olarak alan her altı ayda brüt olarak alana karsı üstünlük sağlıyarak,yapıldı denen dengenin bozulmasına yolacacaktır.)

HAVA İŞ VE TÜHİS(THY) yönetimlerinden beklenen, iş barısını bozmayacak,herkese düz işçi mantığınla bakılmadan,personelin tahsil düzeyleri,yaptığı işin şirkete maddi getirisi,çalışma koşullarının zorluğu,temininde çekilen güçlük ve her şeyden önemlisi o personele işverenin yaptığı yatırım göz önünde tutularak  bakılmasıdır...

Sözleşmeli personellere gelince aslında,sözleşmede bir çeşit akit dir ve kadrolu personelden farkı bulunmamaktadır. Zaten sözleşmeli personelin asıl isteği,sosyal ve rakamsal eşitliliktir. Yani aynı işi yapan personel arasında farklı ücretlerin oluşması iş barısı acısından yanlışlarla doludur.

Toplu iş sözleşmelerinde bazen eşitlik adına eşitsizlik yapılmaktadır. Eşitlik demek her iş grubuna eşit hak ve menfaat almak değildir. Eğer toplu iş sözleşmesi mantığını kendi sendikal anlayışınız,oy potansiyeline yönelik beklentileriniz,işverenin bazı gruplara yönelik istediği farklılıklar üzerine kurarsanız büyük bir çıkmaza girersiniz.

Serbest piyasa hükümlerinin hayatımızın her alanına girdiği yaşantımızda,Havacılık sektörü nünde kendi piyasa koşulları olduğu unutulmamalıdır. Hiçbir iş grubu piyasa koşullarının kendisine uygun  gördüğü rakamsal değerlerin yanlısını söyleyemez. Çünkü etrafına baktığında başka havacılık kuruluşlarının personeline uyguladığı değişik rakamsal veriler, Özel şirketlerdeki iş değerlendirmeleridir.. çünkü patronlar burada gerçek iş değerlendirmesini piyasa koşullarında ARZ-TALEP mantığı içinde yapmakta olup,kimsenin hakkının, kimseye geçmemesine dikkat etmektedirler..

Sonuç olarak yeni toplu iş sözleşmemizin ne getirip ne götüreceğinin sorumlusu olanlar, alın terinin akışının hesabını doğru yapmalıdırlar.aksi halde bunun vebali ne katlanmak zorunda kalacaklardır.

Saygılarımla...

Sefa İNAN - UTED Başkanı