small logo

Sayın okurlarımız, sevgili meslekdaşlarımız.

Gündem köşemizden hepinize sevgi ve saygılar.

EKİM 2006

Öncelikle içinde bulunduğumuz mübarek Ramazan ayı'nın hepimize sağlık, bereket ve güzellikler getirmesini diliyorum.

Geçtiğimiz ay içerisinde hepimizi bazen sinirlendiren, üzen ve düşündüren olaylara şahit olduk. Bu olaylardan biri, Teknik A.Ş.- İnsan Kaynakları Hukuk Müşavirliği tarafından hazırlanan, Taahhütname örneğiydi. Çalışanların okuması için Matris Sisteminde yayınlanan bu bildiri bana, bir zamanlar televizyonda ilgiyle izlediğimiz bir insanlık dramını, KÖKLER dizisini hatırlattı. Benim akranım olan arkadaşlar bu dizi filmi muhakkak hatırlayacaktır. Bu dramın kahramanı KUNTA KİNTE, sorgusuz sualsiz, tartişmasız sadece beyaz patronun koyduğu kuralların baskısıyle boğaz tokluğu karşılığında ömür boyu köle olmaya ve adam yerine konulmamaya mahkum edilmişti. Hepimiz haftalarca bu adamın onur ve özgürlük adına verdiği asil mücadeleyi ibretle seyretmiştik.

TOPLUMDA İNFİAL VE GERİLİM YARATAN DOKÜMANLARIN SAYIN MİMARLARI!! Teknik camiamız bir dilekte bulunduğunda veya bazı değişiklikler talep ettiğinde “Buradaki konjüktür'ü bozuyorsunuz – barış ortamını bozdurtmam” diye bağırıyorsunuz, bir yandan da alternatifsiz, Kunta Kinte misali, sadece tek tarafın çıkarları için hazırlanmış, saçma sapan taahhütnamelerle, toplumun tansiyonunu ölçmeye çalışırken, camiamızı da bir ustura gibi bileyliyorsunuz. Tabii ki şirketler Kuruluş İçi Eğitimleri alan personelin kaçmasını, aldığı eğitimi başka yerlerde kullanmasını engellemek için bazı önlemler alma hakkına sahiptirler. Tabii ki şirketler bunca masraf ve emekle ürettikleri kalifiye elemanları, başka kurumlara kaptırmamak için mecburi hizmet ve maddi cezai müeyyideler uygulayabilirler. Fakat bu müeyyideler, çalışanın haklarını da koruyacak saygı sınırları içersinde olmalıdır. İş kanunu ve Rekabet kanunu'ndaki bazı ilgili maddeleri sağa sola çekiştirerek, ağacı sadece tek tarafa yontarak hiçbiryere varılmaz. Kaçışları engellemek ve iş huzurunu sağlamak için neden kırbacı bırakıp insanları motive etmek ve saygı göstermek yoluna gidilmiyor anlamıyoruz.

Sayın baylar! Unutmayın ki, hazırladığınız taahhütnamede, “işçi” diye isimlendirdiğiniz ve bu kelimeyi hazmettirmeye çalıştığınız kişiler, sizlerin sahip olamadığı bir değere, bir belgeye sahipler. UÇAK BAKIM LİSANSI. Bu bir ehliyet, edinilmesi çok zor bir onur belgesi, bazılarının uzanamayıp “mundar” dedikleri bir altın bileziktir. Lütfen saygı duyunuz ve içinde bulunduğunuz uçağın teknik emniyetini, uçuşa elverişli olduğunu, bu belgeye sahip olan Lisanslı teknisyenlerin onayladığını unutmayınız. Bizler sizin diplomalarınıza, doktoralarınıza, profesörlük, doçentlik mertebelerinize saygı duyuyoruz. Lütfen sizler de, uçak teknisyeninin sahip olduğu uzmanlık belgesine saygı gösterin.

Hazırladığınız taahhütnamede kullandığınız “işçi” kelimesini küçümsemiyoruz. Sizde çalışanları isimlendirirken, lütfen kişilerin niteliklerini ve teknik donanımlarını gözardı etmeyerek onlara yakışacak şekilde hitap ediniz.

Sevgili arkadaşlarım, Eylül ayı içinde hepimizin canını sıkan bazı olaylar yaşadık. Kokpit ekipleriyle Teknik ekipler arasında vuku bulan hadiseler büyüyerek patlak verdi. Hepimiz bu olaylar arasında gerildik, üzüldük. Bizler bu camianın insanları olarak yıllardır işbirliği içinde çalışmaktayız. Bir uçağın emniyetli şekilde uçurulması, şahsa münhasır bir iş değildir, yüksek hassasiyetle organize edilen bir takım faaliyetidir. Hepimiz bir dişli grubunun irili ufaklı parçalarıyız. Unutmayalım; ana milin dönebilmesi için, çapları ve dönüş yönleri ne olursa olsun tüm dişlilere ihtiyacımız var. Bu vesileyle, şirketimizin şu an içinde bulunduğu huzursuzluk ortamında dahi, Kokpit ekibi ve Teknik ekip üyesi arkadaşların, birbirlerinin vazifelerine gerekli saygıyı göstermesi ve tatsız sürtüşmelere girmemesi ortak dileğimizdir.

Sayın THY A.O. yetkilileri aldığınız bir kararla 09 Ocak 2006 tarihinde 355 kişinin işine son verdiniz. Pek çok arkadaşımızın açtıkları “İşe iade istemi” davaları sonucunda, Yüce Türk Adaleti, dava açan arkadaşlarımızın işlerine iade edilmesini karara bağladı. Çünkü yaptığınız uygulama yasalara ve insan haklarına aykırıydı. Buna rağmen yargının takdirini de hiçe saydınız ve iade istemini redederek, tarafınıza kesilen maddi cezaları da mecburen ödemek zorunda kaldınız. Şirketimize ve milletimize verdiğiniz maddi ve manevi zarar hatırı sayılacak kadar büyüktür. Verdiğiniz (sizce haklı) bu kararın gerekçelerini anlatıp aklanmaya çalışırken, bir de bu arkadaşlarımız için “400 kişi emekli ettik, bunlar şirket operasyonu ve ticaret çıkarı için daha az önemli olarak gördüğümüz kişilerdi” dediniz (Basından). Bugün hala aynı şeyi savunuyorsunuz (01 Ekim 2006) “TEKZİP” adı altında aynı şeyleri kabul ettirmeye çalışıyorsunuz. İşten attığınız ve özel havayolları tarafından kapışılan insanlar hakkında “Emekli Oldular” demeye devam ediyorsunuz. Verdiğiniz bunca demece rağmen söylediklerinize kimse inanmıyor ve bizce siz, iyi bir iş yaptım diye kendinizi kandırmaya devam ediyorsunuz.

Sayın okurlar ve güzide camiamız. UTED Yönetim Kurulu olarak; şanlı CUMHURİYET BAYRAMINIZI ve mübarek ŞEKER BAYRAMINIZI kutluyor, sağlık ve sıhhat diliyoruz.

 

Tevfik KIRMACI

Başkan