UTED'den Sektöre Bakış |
|
Merhabalar, yeni, pırıl pırıl bir mevsimin kendini iyice hissettirdiği bu günlerde değişen rüzgarlar, bazen bizi ısıtırken zaman zamanda serinletip ferahlatıyor, üşür durumada gelebiliyoruz. |
![]() |
|
Sevgili arkadaşlarım! Ülkemizin ve sektörümüzün içinde bulunduğu değişim rüzgarları da bizi direkt olarak etkilemekte. Bugünlerde değişik yönlerde esen rüzgarlar lodos esintisi misali, bazen şu yönden, bazen de bu yönden gelerek sanki bizi sınıyor. Bildiğimiz gibi ülkemiz bulunduğu coğrafi konum itibarı ile, doğal zenginlik ve tarihi kaynaklar açısından dünya üzerinde parmakla gösterilen bir konumdadır. Bu konumumuzun bize sağladığı en büyük avantajlardan birisi de turizmdir. Dünya literatüründe turizmden “Bacasız Endüstri” diye sözedildiği çağımızda, turizmin de en büyük destekçisi kuşkusuz ki hava taşımacılığıdır. Değerli meslektaşlar! Bizler, ülkemiz turizm sektörünün denge taşı olan hava taşımacılığı kolunda görev yapan neferleriz. Konumumuz itibari ile misyonumuzu ve görev anlayışımızı şekillendiren ana unsur; sistem ve uçuş emniyeti kriterleridir. Zaman zaman belirttiğimiz gibi ülkemizdeki uçak teknisyenleri yaptıkları işin, ne derece önemli olduğunun bilincindedirler. Bu inançla çalışan teknik elemanlarımızın emniyet seviyesi, dünya standartlarını yakalamış vaziyettedir. Sayın okurlarımız! Yaz turizm sezonunun açıldığı bu günlerde sektörümüzde maalesef büyük bir karmaşa yaşanmaktadır. Yaşadığımız olumsuzluklardan birtanesi, ülkemizin sivil havacılık otoritesi olan SHGM ile alakalıdır. Bu kuruluşumuzun çalışan kadroları, siyasi otorite kararlarına bağlı olarak devamlı değiştirilmekte ve bu kadrolar tam işe vakıf olacak iken, yeni bir kararla yerlerine başka kadrolar getirilmektedir. Siyasi otoritelerin kadroları ile çalışmak istemeleri çok doğaldır. Fakat; havacılık gibi çok fazla bilgi ve birikim isteyen bir iş kolunda çalışanları yöneten ve kurallarını belirleyen böyle bir kuruluşun, kendi kadrolarını belirlerken de, çalışanlarının bilgi–birikim ve tecrübe seviyelerin iyice gözden geçirmesi ve uygun görevlendirmeler yapması kaçınılmazdır. Varolan kadroların da ücret skalaları tatminkar hale getirilmelidir. Sivil havacılık otoritemizde süregelen bu değişimler devam ederken; bir yandan da Avrupa ile sivil havacılık konusunda uyum sağlamaya çalışmaktayız. Bu çalışmalar içinde bizi en fazla meşgul eden, lisansların dönüştürülmesi, yeni lisanslandırma prosedürleri ve eğitim-bilgi tecrübe konularıdır. Maalesef bu mevzular henüz net bir şekilde biçimlendirilememiştir. Bu belirsizlikler; lisanslı, lisanssız tüm çalışanları olumsuz yönde etkileyerek motivasyonun ve verimin düşmesine neden olmaktadır. Başta THY Teknik olmak üzere, ülkemizdeki tüm hava filolarının teknik personeli bu bulanık ortam nedeniyle son derece tedirgindir. En kısa zamanda bu karmaşadan kurtulacağımızı ümit ediyoruz. Bu günlerde sıkça konuştuğumuz ve toplumumuzun kaygı ile baktığı bir konu da, THY'nin özelleştirilmesi mevzusudur. Bu ülkenin vatandaşları olarak, kalelerimiz sayılan bu tür işletmelerin özelleştirilmesi ile memleketimizin ne gibi faydalar sağlayacağı tartışmalı bir konudur. Şirketimizin çalışanları, ülkemizde daha önce uygulanmış özelleştirme ve ayrılma örneklerinin kötü sonuçlarına bizzat şahit olan kimseler olarak, bir oldu bittiye getirilmekten korkmaktadırlar. Bilindiği gibi, özelleştirme kapsamında THY Teknik adeta jet hızıyla THY A.O.'dan ayrılarak, THY Teknik A.Ş.'ye dönüştürüldü. Bu konuda çalışanlar yeterince bilgilendirilmediği için şu anda Teknik A.Ş.'de büyük bir şok yaşanmaktadır. Arkadaşlarımız; toplu işten çıkartma, toplu emeklilik, sözleşmeli personele dönüşüm konularında ayrıca sendikal hakların geçerliliği, yeni toplu sözleşme döneminde olabilecekler, pas hakları ve benzer konular hakkında pek çok şüphe ve endişe içindedirler. Bu belirsizlikler ve konularla alakalı soruların cevapsız kalması huzursuzluk yaratmaktadır. THY filosunda uçak sayısının yıl sonunda 102 olacağı beyan edilmekte iken, kalifiye personel sayısının nasıl tamamlanacağı hala merak konusudur. Bazı beklentilerin karşılanamamasından dolayı yetişmiş personel sayısında da azalma ihtimali vardır. Şirketin teknik sayısal kaabiliyetinin azalmaması ve kalite seviyesinin daha yükseğe taşınabilmesi ve arkadaşlarımızın diğer şirketlerde çeşitli arayışlara girmemesi için motivasyon arttırılmalı ve cezbedici uygulamalar hayata geçirilmelidir. Yönetim kadrosunun bu olası kaçış ve çözülmeleri önlemek adına bazı kararları alacağına ve uygulayacağına inanıyoruz. Çünkü; kalifiye uçak teknisyeni sanıldığı kadar kolay yetişmiyor.
Sevgili dostlar, Türk Sivil Havacılığının teknik gücünü oluşturan, Uçak Teknisyenleri'nin sesi UTED, her zaman olduğu gibi bu yıl da, havacılığın yapı taşlarının tanıtıldığı ve vitrinlendiği AIREX fuarında yerini alacaktır. Sizleri fuar alanındaki UTED standımızda görmeyi arzuluyoruz. Hepinize kazasız, emniyetli çalışmalar, sıhhat ve mutluluklar diliyorum.
Tevfik KIRMACIBaşkan |
|